Menu

Gastroskopi Ve Kolonoskop

Toplumda en sık rastlanan yakınmalardan birisi, hatta belki de en sık rastlananı hazımsızlık veya tıbbi deyimle dispepsi’dir. Dispepsi genel anlamıyla sindirimden kişinin haberdar olması tarzında da nitelendirilmektedir. Yani aslında her şey mükemmel yani fizyolojik olsa sindirim sistemimizden haberdar bile olmamamız gerekir.
Ancak bu durum pratikte çok nadiren olmaktadır, ve bu tür insanlar genellikle kendilerini “taşı yesem eritirim” deyimiyle tanımlamaktadırlar. Ancak hazım fonksiyonlarından abartılı olarak emin olan bu kişiler de bu aşırı güven ile, kötü beslenme ile, sindirim sistemlerini zorlamalarının sonucunda bir süre sonra hazımsızlık sorunu ile karşılaşmaktadırlar. Hazımsızlık içinde hangi belirtiler yer almaktadır:
1- Karın ağrısı, 2- Karında şişkinlik, 3- Karında ve göğüste yanma, 4- Karnın herhangi bir bölgesinde huzursuzluk. 5- Boğazda yanma, geceleri artan öksürük, ses kısılması, 6- Yutmada güçlük veya gıdaların ağıza geri gelmesi veya ağza acı su gelmesi, 7- Kabızlık, 8- İshal.
Bu semptomları bulunan bir kişinin mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurması ve şikayetlerini anlatarak muayene edilmesi gerekir. Böyle bir hastayı değerlendirmenin ilk aşaması yakınmalarının dinlenmesi, hekimin soracağı soruların hasta tarafından yanıtlanmasıdır. Daha sonra hasta eksiksiz bir genel muayene yapılmalıdır. Bu aşamalar teşhisin dörtte üçlük kısmını teşkil eder. Geri kalan kan tetkikleri ile radyolojik tetkiklerin rolü ancak dörtte birdir.
ENDOSKOPİK TETKİKLER NELERDİR?
Endoskopik tetkikler, yani gastroskopi ve kolonoskopi’nin yeri nedir? gastroskopi ve kolonoskopi, ancak hastanın ilk değerlendirmesini yapan, gastroenteroloji uzmanı tarafından yapıldığında tatmin edici bir sonuç alınabilir. Çünkü, gastroenteroloji uzmanı, hastanın yakınmaları, yaptığı fizik muayenenin sonuçları ve izlediği yayınlarla güncellediği temel endoskopi bilgileri ışığında görüntüleri sağlıklı değerlendirebilir. Endoskopu ağızdan veya anüsten tatbik ederek ilerletmek ve geri çıkarmak kadar, ne aradığını bilmek ve gördüklerini yorumlamak da önemlidir.
Ne yazık ki hastaların çoğu gastroskopi ve kolonoskopi işlemlerini de kan tahlilleri ve röntgenolojik incelemeler gibi düşünmekte ve gastroenterolog kendisine bu tetkiklerin gerektiğini söylediğinde, ya bana daha önce yapılmıştı diyerek gastroenteroloji uzmanı dışındaki bir uzmanın yaptığı endoskopi raporunu çıkartmakta, ya da ben bunları yaptırıp geleyim diyerek, işlemi işin uzmanı bulunmayan bir yerde yaptırarak sonuç getirmektedir. Kendisine bunların tatmin edici olmadığı söylendiğinde de kabullenmek istememektedir.
Hazımsızlık yakınması olan hasta ya muayene olmaya gittiği hekime bu işlemleri yaptırmalı, ya da bu işlemleri yapan hekimin teşhis ve tedavisini kabullenmelidir.

Gastroskopi ve kolonoskopi işlemi sırasında yapılan inceleme, hastanın yakınmaları ve muayene bulguları doğrultusunda gerçekleşmekte, biyopsi alınırsa nerelerden hangi yöntemle alınacağına ilave bazı yöntemlerle (örneğin boyama ile) karar verilmekte ve biyopsi materyallerinin ne şekilde değerlendirileceği konusunda patolog yönlendirilmekte, ve gerektiğinde de daha ileri tetkik yöntemlerinin (örneğin endosonografi) planı yapılmaktadır. Bütün bunlardan sonra gastroenterolog tarafından cerrahi müdahale kararı alındığında hasta ilgili konuda çalışan bir cerraha yönlendirilmelidir, sıra budur. Bu sıra bozulduğunda hastalar için yüz güldürücü olmayan sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Yukarıdaki yakınmalar ile ortaya çıkan hastalıkların bir kısmı yapısaldır, yani sindirim sisteminde görülebilir ve gerektiğinde de biyopsi ile tanısı konulabilir bir hastalık mevcuttur, örneğin hiatus hernisi, düodenal ülser, ülseratif kolit gibi. Ancak bazılarının tanısını koyabilmek için öncesinde o hastalıktan kuşkulanmak gerekmektedir: Eozinofilik özofajit, kollajenöz kolit gibi. Bazı hastalıklar ise fonksiyoneldir, yani endoskopik görünümle veya biyopsilerle direkt olarak tanısını koymak mümkün değildir, ancak benzer yakınmalar yaratan diğer hastalıklar dışlanarak tanı konulabilir, örneğin irritabl kolon gibi. Bazı hastalıklarda da sindirim sisteminin çeşitli bölgelerinden basınç ölçümü yapılması (manometri) gerekir.
Sonuçta, endoskopi (gastroskopi ve kolonoskopi),  hazımsızlık yakınması olan hastaların teşhisinde ve tedavilerinin yönlendirilmesinde ancak bir gastroenteroloji uzmanı tarafından yapıldığında yararlıdır. Bu işlemler öncesinde ve sonrasında gerekli tamamlayıcı incelemeler yapılmadığında, endosokopik işlemlerin sonuçları yararlı olmaktan öte yanıltıcı dahi olabilmektedir.
Prof. Dr. Hakan Şentürk
(Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı)

 

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kızgınlık doğal bir duygudur. Kızma özgürlüğümüz her zaman olmalıdır. Kızgınlığımızı görmezden gelmemeli, yokmuş gibi davranmamalıyız. ...