Menu
Anasayfa » Köşe Yazıları » Hamilelikte Uyku

Hamilelikte Uyku

Hamilelikte uyku ile problemlere oldukça sık rastlanır. Bu problemler gebeliğin ilerlemesiyle birlikte giderek artar. İlk 3 aylık hamilelik dönemi ile son 3 aylık dönem karşılaştırıldığında uyku problemlerinin giderek arttığı ve son 3 aylık dönemde çok daha sık olduğu görülür.

Hamilelikte uyku bozukluklarında fiziksel, hormonal ve fizyolojik faktörlerin rolü olduğu bilinmekle birlikte hangisinin uykuyu daha çok etkilediği hakkında yeterli çalışma yoktur. Bugün için en iyi bilinen var olan uyku sorunlarının hamilelik ile birlikte giderek arttığıdır.

Öncelikle hamilelerin herhangi bir uyku hastalığı olmasa bile fiziksel ve psikolojik nedenlerle gece içinde uyanıklık sayıları artmış, uykularının kalitesi bozulmuş ve uyku süreleri azalmıştır. Eski uyku sürelerinden daha az uyuyan hamileler doğal olarak gündüz daha uykulu ve yorgun olmakta, performans bozuklukları yaşamaktadırlar. Bu sorun gündüz özellikle öğlen sonrası saatlerde kısa şekerlemelerle giderilebilir.

Hamilelikte huzursuz bacak sendromu ve horlamayla birlikte uykuda solunum zorlukları ve uykuda solunum durmaları da daha sık görülmeye başlar. Bu uyku hastalıkları hamileliğin ilerlemesiyle birlikte daha da şiddetlenir ve hamilenin uykusunu etkilediği gibi hamilenin ve bebeğin sağlığında da sorunlara yol açmaya başlar.

. Hamilelik, horlama ve uykuda solunum bozuklukları nedir?

Horlama toplumda yaygın olarak görülen, menapoz öncesi dönem de erkekleri kadınlardan daha çok etkileyen bir sağlık sorunudur.

Kadınlarda menapoz öncesinde nadiren görüldüğü halde, hamilelik sırasında özellikle aşırı kilo alan hamilelerde daha sık görülmeye başlar.

Tek başına horlama sadece uykunun kalitesini kısmen etkilemektedir. Ancak horlama uykuda solunum zorluğu ile birlikte olduğunda hamile ve ileri dönemlerde bebek için ciddi sorunlara sebep olmaktadır.

Uykuda solunum zorluğu ve uykuda solunum durmaları daha sıklıkla kısa boylu, kısa boyunlu ve karın tipi şişmanlığı olanlarda görülür.

Uyku sırasında boyun, baş ve göğüste terleme olduğunda uykuda solunum sorunlarından kuşkulanılmalıdır. Bu belirtiye gece idrar miktarında artma ve bununla ilişkili gece sık idrara çıkma gibi şikayetler eklendiğinde uykuda solunum bozukluğu şüphesi daha da artar. Bu hastalar sabah başlarında bir ağırlık hissi ve bazen başağrısı ile uyanırlar.

Ağızları kurumuş olur. Sabahları yorgundurlar ve yorgunluk gün boyu sürebilir. Hatta bazı hamileler gün içinde aktivitenin azaldığı hallerde uyuklayabilirler. Uykululuk okuma ve Tv seyretme gibi hallerde daha da artar. Gündüz uykululuk dayanılmaz halde ise uykuda solunum bozukluğu şüphesi daha da artmaktaır.

Horlama ve uykuda solunum bozukluğu özellikle hamilelikte aşırı kilo almış, geçmişte horlaması olan kadınlarda daha da ciddiye alınmalıdır.

Horlama ve uykuda solunum bozukluklarında en riskli grup, hamilelik sırasında tansiyon yükselmeleri olan hastalardır. Preeklampsi ve eklampsi hallerinde uykuda solunum bozuklukları mutlaka araştırılmalıdır. Bu durumlarda sorun sadece annenin genel sağlığını etkilemekle kalmamakta, bebeğin sağlığını da etkileyebilmektedir.

. Hamilelik ve huzursuz bacaklar sendromu nedir?
Huzursuz bacaklar sendromu genel popülasyonda yüzde 3-4 sıklığında görülen yaygın bir uyku hastalığıdır.

Hastalığın tipik belirtileri kolaylıkla tanınmasına yardımcı olur. Sorun hastanın şikayetlerini anlatacak kelime bulamaması, hatta belirtilerin günler içindeki değişimi nedeniyle kendinin de hastalığı ile kesin bir karar verememesidir.

Belirtiler bazı akşamlar çok şiddetli olduğu bazen de hastayı hiç rahatsız etmektedir.
Hastalar özellikle akşam saatlerinde bacaklarında tarif edemedikleri bir huzursuzluk, isimlendiremedikleri bir duyum hissederler. Aslında tam açıklaması bu sırada bacaklarını hareket ettirmeden duramadıklarıdır.

Periyodik olarak gelen bacağı hareket ettirme isteği istirahat halinde ve özellikle de hareketin sınırlı olduğu hallerde devam eder.

Tipik olarak bu rahatsız edici duyum, hastanın hareket etmesi, dolaşması veya yataktan çıkması ile kısa süreliğine kaybolur, hasta tekrar oturduğunda veya yatağa girdiğinde tekrar başlar.

Huzursuz bacaklar sendromunun belli saatleri vardır. Belirtiler akşam saatlerinde başlar, yatağa gitme saatlerinde zirveye ulaşır ve hastayı uyutmaz. Sabah karşı belirtiler hafifler ve geçer, hasta da ancak bu saatten sonra uyuyabilir.

Hastalar huzursuz bacaklar sendromundaki belirtileri hissetmese bile, bazen uyku kalitesinde bozukluk olduğunda, hastalar gece sık uyandıklarında veya sabah yorgun kalktıklarında huzursuz bacaklar sendromunun uykudaki devam eden formu olan uykuda periyodik bacak hareketleri akla gelmelidir.

Bu hastaların eşleri gece bacaklardaki hareketleri veya sıçramaları farkedebilirler. Bazen de hareketler hissedilmeyecek kadar hafif olur ve ancak uyku merkezlerinde yapılan uyku tetkikleri ile teşhis edilebilir. Sabahları bacaklarında ağrı ve yorgunluk hisseden, geceleri kramp ile uyanan hastalarda uykuda periyodik bacak hareketleri mutlaka akla getirilmelidir.

Huzursuz bacaklar sendromu genetik ve genellikle altta yatan herhangi bir sebep olmaksızın ortaya çıkan bir hastalık olmakla birlikte patofizyolojisinde demir metabolizmasının rolü önemlidir.

Hamilelik sırasında da gerek kan düzeylerindeki, gerekse demir ve diğer vitamin düzeylerindeki değişiklikler huzursuz bacaklar sendromunun daha sık görülmesine sebep olmaktadır. Öyleki bazı hastalarda huzuzrsuz bacaklar sendromu sadece hamilelik sırasında görülüp, daha sonra ömür boyu bir daha hiç görülmeyebilmektedir.
Huzusuz bacaklar sendromunun ve uykuda periyodik bacak hareketlerinin hipertansiyon yapma olasılığı da gözönüne alındığında özellikle hipertansiyonu olan hamilelerde daha sık akla getirlmesinde fayda vardır.

. Çalışan anneler bu sorunun önüne nasıl geçebilir?

Hamilelikte yukarıda saydığım tüm uyku sorunlarına çalışan annelerde uykunun kısıtlanması da eklenerek hamileleri daha da çok etkilemektedir.
Çalışan hamilelerin sabah erken kalkmak zorunda olmaları, gündüz şekerleme yapma şanslarının olmaması, sorunu daha şiddetli hissetmelerine sebep olmaktadır.

Sorun uyku süresini uzatarak veya hafta sonlarında eksik uykuları telafi ederek kısmen hafifletilebilir. Ancak asıl yapılması gerek varolabilecek uyku sorunlarını inceleyerek tedavi etmektir.

. Sürekli uyku halinde olmak normal mi?

Gerek hamilelikte uyku süresinin kısalmış, uykunun kalitesinin bozulmuş olması, gerekse uyku hastalıklarının görülme oranının artmış olması hamilelerin gündüz uykulu olmasına sebep olabilmekte ve bebeğin sağlığını da etkilemektedir.aktadır. Hamilelikte bir miktar uykululuk normal sınırlar içinde değerlendirilebilirse de sürekli uyumayı veya uykulu olmayı normal karşılamayıp, mutlaka altta yatan sebepler ortaya çıkarılıp tedavi edilmelidir.

Hamilelikte uyku sorunlarının tanınıp tedavi edilmesi, hamilenin sağlığı kadar bebeğin sağlığını da pozitif etkileyecektir.

. Anne adayının uyumaması bebeği nasıl etkiler?

Uykunun sağlıksız olması annenin günlük performansı yanında sağlığını da kötü etkilemektedir. Uykusuzluk özellikle annenin daha fazla kilo almasına ve glukoz entoleransına sebep olmaktadır. Uykusuzluk hamile annenin bağışıklık sistemini de bozarak enfeksiyonların daha sık görülmesine sebep olmaktadır.

Ancak bebeğin sağlığını asıl etkileyen sorun annenin aşırı kilo alması ve uykuda solunum bozuklukları nedeniyle hipertansiyon sorunu yaşamasıdır. Bu durumda aşırı uyuyan , yorgun annelerde mutlaka uykuda solunum bozuklukları mutlaka araştırılıp, varsa tedavi edilmelidirler.

. Hamilelerin özellike nelere dikkat edilmesi gerekir?

Hamileler hamilelik süresince uyku sorunlarının sıklığının arttığının bilincinde olması gereklidir. Bu hastalıkların ortaya çıkmasını önlemek amacıyla kansızlık, demir ve vitamin eksiklikleri mutlaka tedavi edilmelidir. Hamileler aşırı kilo almaktan kaçınmalı, horlama ve uykuda solunum zorluğu yaşıyorlarsa, hipertansiyonları da varsa mutlaka bu sorunun tedavi edilmesini sağlayarak kendileri ve bebeğin sağlığını tehdit eden sorunlardan kendilerini korumaldırlar.

Prof. Dr. Hakan Kaynak
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Nöroloji Anabilim Dalı Uyku Bozuklukları Birimi

www.uykum.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Öğrenciler Depresyonda…

Gördüğüm kadarıyla öğrencilerin çoğu depresyonda. Bu çocukları dinlediğiniz zaman içinizi ciddi bir çaresizlik hissi kaplıyor. ...