Menu
Anasayfa » Köşe Yazıları » Troid Tedavileri

Troid Tedavileri

Tiroid bezi hastalıkları fonksiyonel ve yapısal olmak üzere iki ana gruba ayrılabiliyor. Her iki grupta da çok sayıda ve çeşitte tiroid hastalığı bulunuyor. İlk grupta üretilen hormon düzeyindeki değişikliklerin neden olduğu fonksiyon bozuklukları yer alıyor. Bu gruptaki hastalarda tiroid bezi az ya da fazla çalışıyor, hormon salınım düzeyi etkileniyor ve bunun sonucunda vücutta birtakım sıkıntılar ortaya çıkıyor. İkinci ana grupta ise yapısal değişiklikler sonucunda ortaya çıkan hastalıklar var. Tiroid bezlerinde nodül, iyi huylu tümör veya tiroid kanseri saptanan hastalar da bu grupta değerlendiriliyor.

Tiroid hastalıklarında cerrahi tedaviyi, temelde üç grup hasta ile tartışıyoruz. İlk grubu, tiroid kanseri olduğu ince iğne biyopsisi ile kanıtlanmış olan veya yapılan biyopsi patolog tarafından kanser açısından şüpheli olarak değerlendirilmiş hastalar oluşturuyor.

İkinci grupta, boyut nedeniyle bazı belirtileri oluşan veya kozmetik sorun yaratan “nodülleri” olan hastalar bulunuyor. Kanser olduğu gösterilememiş ve bu nedenle izlem kararı verilmiş nodülü olan hastalarda nodüllerin çapının giderek büyümesi de ameliyat kararı vermemize neden oluyor.

Üçüncü grubu ise tiroid bezinin fazla miktarda hormon ürettiği hipertiroidi hastaları oluşturuyor. Hipertiroidisi olan hastalarda bu durum ilaç veya radyoaktif iyot ile tedavi edilemezse, veya tedaviden sonra hipertiroidi tekrarlarsa bu hastalara ameliyat öneriyoruz. Ayrıca ilaç ve radyoaktif iyot tedavisinin yan etkisi ortaya çıkan veya gebelik gibi bu tedavilerin uygulanamayacağı hastalarda da yine cerrahi tedavi öncelikli hale geliyor.

HİPERTİROİDİ HASTALARINDA TEDAVİ
Hipertroidi hastaları ilaç, radyoaktif iyot ve ameliyat gibi üç seçenek ile tedavi edilebiliyor. İlaçlarla tiroid bezinin çalışma hızı azaltılıp tiroid hormonu üretme fonksiyonları baskılanırken, ikinci seçenek olan radyoaktif iyot ile tiroid bezi hücrelerinin yapısı bozularak hormon üreten doku hacmi azaltılıyor. Ameliyatta ise tiroid bezinin büyük bir kısmı ya da tamamı çıkartılarak fazla tiroid hormonu üretecek doku bırakılmıyor, böylelikle hasta tedavi edilebiliyor. Her hasta için, hangi tedavinin seçilmesi gerektiği kararı verilirken hastanın yaşının, cinsiyetinin, daha önce görmüş olduğu tedavilerin, yandaş hastalıklarının ve ultrasonografi ile sintigrafi gibi görüntüleme bulgularının da özenle değerlendirilmesi gerekiyor.

Hasta doğurganlık çağındaysa ve bebek sahibi olmak istiyorsa radyoaktif iyot tedavisi uygulayamıyoruz. Böyle bir hastada ilaç tedavisi veya cerrahi tedavi uyguluyoruz.

Hipertiroidi hastalarında öncelikli tercihimiz olan ilaç tedavisindeki en büyük zorluk, ilacı kestikten sonra hastalığın nüks etmesi. Bu nüksü birçok hastada ilacı kestikten sonraki ilk yıl içinde görüyoruz. Beşinci yılın sonuna gelindiğinde de hastaların ancak beşte biri normal halde kalabiliyor. Ayrıca yan etkilerinden dolayı ilacı hayat boyu kullanamıyoruz ve birçok hastayı da ilaca bağlı yan etki geliştiği için sonunda ameliyat ediyoruz.

Hipertiroidi ameliyatlarının temel ilkesi hormon üreten tiroid bezinin hacminin küçültülmesi. Bu sayede hastaların büyük bir kısmında ameliyat sonrası tiroid fonksiyonları normale dönüyor. Ancak küçük bir kısmında hipertroidi nüksedebiliyor ve bu tedavide sorun yaratabiliyor. Geride bırakılan tiroid dokusunun yeterli hormon üretememesi durumunda ise hipotiroidi ortaya çıkabiliyor. Ama bu komplikasyon son derece düşük ve bir ilaçla kontrol etmek mümkün olduğu için sorun yaratmıyor.

Artan deneyim ve başta yeni enerji kaynakları olmak üzere güncel teknolojik gelişmeler hipertiroidi ameliyatlarının daha da güvenli olarak yapılabilir hale gelmesini sağladı. Bu durum da son yıllarda nüks olasılığını sıfırlayan “total tiroidektomi” dediğimiz tiroid bezinin tamamının çıkarılması ameliyatını daha çok tercih edilir hale getirdi.

Tiroid nodüllerinin görülme sıklığına gelince…Toplumda tiroid bezinde nodül bulunma sıklığı yüzde 10 olarak belirtiliyor. Yapılan otopsi çalışmaları bu oranın daha da yüksek olduğunu gösteriyor.

Nodüller bu kadar sıkken, tiroid kanseri nadir olarak görülen bir hastalık. Yani her nodül saptandığında bunun kanser olduğunu düşünmemek, hatta tam tersi olarak nodüllerin büyük bir kısmının iyi huylu olduğunu kabul etmek gerekir.

Tiroid bezinde saptanan her nodül için ameliyat gerekli olmasa da tüm nodüllerin ciddiye alınıp değerlendirilmesi gerekiyor. Hastanın nodülüne nasıl yaklaşılacağı kararı, yakınması, öyküsü, muayene bulguları ve görüntüleme sonuçları birlikte değerlendirilerek verilmeli. Temelde klinik ve radyolojik olarak riski olmayan ve 1 cm’den küçük nodüller izlenirken, 1 cm üstü veya risk grubuna giren hastadaki nodüllere ince iğne aspirasyon biyopsisi öneriliyor. Sitoloji olarak adlandırdığımız hücre biliminde ve girişimsel radyolojideki birikimin artması, klinisyenlerin iğne biyopsisi seçeneğini daha çok kullanmasına neden oldu. İğne biyopsisi sonucunda patologların şüpheli ya da kanser olarak rapor ettiği nodülü olan hastaları da ameliyat ediyoruz. Tiroid kanserleri, bugün bütün kanserler içerisinde cerrahi yöntemlerle etkin olarak tedavi edilebilen birkaç kanser türünden biri.

İyi huylu olduğu bilinse de eğer nodül büyükse ve büyümeye devam ediyorsa, hastada yutma güçlüğü, ağrı gibi yakınmalara neden oluyorsa veya hastayı estetik olarak rahatsız ediyorsa bu hastalar da ameliyat edilebilir. Yine  büyük ve çok sayıda nodülü olan hastaları da ameliyat edebiliyoruz. Tiroid kanserinde ve hipertiroidi hastalarında tiroid bezinin tamamını çıkarmayı yeğlerken iyi huylu olduğunu düşündüğümüz hastalarda gerçekleştirdiğimiz ameliyatları daha sınırlı tutuyoruz. Büyük nodül, tiroid bezinin hangi tarafında bulunuyorsa o kısmı tamamen çıkarıyoruz. Diğer tarafta ise hastanın daha sonraki yaşamında gereksinimi olacak tiroid hormonunu üretebilecek sağlam tiroid dokusu bırakmaya çalışıyoruz. Gerekirse ameliyatın bir aşamasında  hızlı bir patolojik inceleme de yapıyoruz ve diğer kısma ne yapılacağına ameliyat sırasında karar veriyoruz.

Prof. Dr. Metin Çakmakçı
Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı
(www.anadolusaglik.org)

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kızgınlık doğal bir duygudur. Kızma özgürlüğümüz her zaman olmalıdır. Kızgınlığımızı görmezden gelmemeli, yokmuş gibi davranmamalıyız. ...