Menu
Anasayfa » Köşe Yazıları » Tüp Bebekte 10 Yıl Sonra

Tüp Bebekte 10 Yıl Sonra

Hasta dostu diye adlandırılan ve daha az ilaç kullanımı ile daha az sayıda yumurta oluşturulması hedeflenerek yapılan tüp bebek uygulamaları giderek daha fazla uygulanır olacak.  Yumurtalık uyarılması için ağızdan kullanılan ilaçlar ve bugün kullanılan ilaçların uzun etkili formaları ile daha az sıklıkta uygulanması yaygınlık kazanacak.  Özellikle çoğul gebeliklerin risklerinin daha fazla anlaşıldığı ve kabul edildiği bir ortamda tek embriyo transferi tüm dünyada standart norm olacak. Tüp bebek uygulamalarında başarının göstergesi artık gebelik testinin pozitifi çıkması değil sağlıklı bir bebeğin doğumu olarak kabul edilmektedir.  Bu amaca yönelik olarak yumurtalıkların daha az uyarılmasını takiben daha az sayıda embriyo oluşturulacak ve tek embriyo transferi hedeflenecektir.

Tüp bebek uygulamalarının gelecek 10 yıl içinde kitlelerin daha kolay ulaşabileceği ve daha ucuz olacağını öngörmekteyiz.  Özellikle etkinliği kanıtlanmamış ancak klasik kısırlık tedavisi olarak kabul edilen bazı uygulamaların da tüp bebeğin daha ulaşılabilir hale gelmesi ile tarihe karışacağı kaçınılmazdır.  Bunların arasında zaten popülaritesini yitirmiş olan tüp cerrahisi ve hafif erkek kısırlığı ve nedeni açıklanamamış kısırlıkta uygulanan aşılama tedavileri sayılabilir.

Prof. Dr. Bülent Urman

Prof. Dr. Bülent Urman

GEBELİK OLUŞTURACAK EMBRYOLAR DAHA İYİ BİR ŞEKİLDE SEÇİLECEK

Tüp bebek tedavisinde yumurtalar döllendikten sonra elde edilen embriyolardan en kaliteleri rahime nakledilmektedir. Hangi embryonun nakledileceğinin belirlenmesinde bugün itibarı ile morfolojik yani yapısal kıstaslar esas alınmaktadır.  Ancak bu şekilde yapılan değerlendirme her zaman hassas olamayabilmekte ve çok kaliteli olarak nitelendirilen embriyolar nakledildikten sonra gebelik gerçekleşemeyebilmektedir. Yakın zamanlarda geliştirilen bir yöntemle laboratuar kültür ortamındaki embriyoların metabolik aktiviteleri (metabolomics) izlenerek kaliteleri hakkında daha fazla fikir sahibi olunması mümkün hale gelmiştir.

Rahim iç çeperindeki değişimler ise proteomics adı verilen bir işlemle incelenerek proteinlerin ifadesindeki değişimler ortaya konulup sağlıklı rahim içi çeperi örnekleri ile kıyaslanarak döllenmiş yumurtanın yerleşip gebeliği gerçekleşmesi için ne kadar uygun olduğu araştırılmaktadır. Her iki uygulama da henüz deneysel aşamada olsa da umut verici görünmektedir.  Eğer gebelik oluşturacak embryoyu daha iyi seçebilirsek sadece gebelik oranları artmakla kalmayacak tek embryo transferi de daha fazla yaygınlık kazanacaktır.

KÖK HÜCRELER TEKNOLOJİSİ GÜNLÜK PRATİĞİMİZE GİRECEK

Kök hücre (stem cell) çalışmaları hem tıp dünyası hem de halk kitlelerinde derin bir merak uyandırmaya devam etmektedir. Kök hücreler farklılaşmamış ve teorik olarak vücudda herhangi bir hücre tipine dönüşebilme yeteneği olan hücrelerdir. Üreme sağlığı açısından kök hücreleri büyük önem taşımaktadır. Bugüne kadar ve halen de yaygın kabul gören görüş kadınlarda bütün bir yaşam boyu kullanılacak olan yumurtaların doğumdan önce yumurtalıklara depolandığı ve erişkin hayatta yeni yumurta yapılmadığı ve dolyaısıyla yeni yumurta oluşturacak kök hücrelerin yumurtalıklarda olmadığı şeklinde idi. İlk defa 2004 yılında Harvard Üniversitesinde bir ekip erişkin fare yumurtalık dokusunda kök hücreler bulunduğunu ve yeniden yumurta gelişiminin (postnatal oogenez) olabileceğini gösterdi. Takip eden yıllarda aynı ekip bu kök hücrelerin kemik iliğinden kaynaklandığını ve insan kemik iliğinden elde edilen kök hücrelerde germ kök hücrelere ait moleküler belirteçler buldular. Bu çalışma yukarıda belirtilen dogmaya tamamen ters düşmüş ve bilim dünyası ikiye bölünmüş ve büyük bir tartışma başlamıştır.  Bazıları bunu destekler bulgular elde etmiş bazıları ise aynı deneysel metodları kullanarak aynı sonuçlara ulaşamamışlardır.

Doç. Dr. Bülent Urman
Amerikan Hastanesi
Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Başkanı

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kızgınlık doğal bir duygudur. Kızma özgürlüğümüz her zaman olmalıdır. Kızgınlığımızı görmezden gelmemeli, yokmuş gibi davranmamalıyız. ...