Menu

Umuda giden yolculukta

Çaresizlik, insanın karşılaşabileceği en kötü durumlardan biridir. Bazen öyle olaylarla karşılaşırız ki; normalde aklımıza gelmeyecek duyguları yaşar, asla yapmayacağımızı düşündüğümüz davranışlarda bulunuruz. Kısmi ya da tamamen felç olmuş ve başkasına bağımlı yaşayan insanların duygularını, içinde bulunduğu çaresizliği bu durumda olmayan kaç kişi anlayabilir?

Basında çıkan “ Omurilik felcine çare bulundu” türündeki haberleri izleyen birçok omurilik felçlisi, beni sürekli arayarak çaresizlikten umuda giden yolculuktaki duygularını dile getiriyorlar. Evet, kök hücre çalışmaları gerçekten de umut verici, fakat bugüne kadar dünyada omurilik felci üzerine yapılan tüm çalışmalarda henüz tedavi denebilecek bir sonuca ulaşılamadı. Hatta daha önce yapılan birçok deney sonucunda, uygulama yapılan deneklerde kanserli hücre oluşumuna dahi rastlanmıştı. Buna rağmen “küçük de olsa bir umut” diyerek birçok riski göze alabilecek çoğu insan kendini şu şekilde ifade ediyordu:

“Sonuçta kanser de olsam, yeter ki bir süre için de olsa yürüyebileyim. Bir süreliğine de olsa normal bir insan gibi yaşamımı sürdürebileyim. Bunu bana vaat ederlerse ben seve seve denek olmaya hazırım.”

Bu duyguyu taşıyan insan sayısının ne kadar fazla olduğunu bilseniz eminim ki çok şaşırırdınız. İnsana bu sözleri söyletebilen çaresizliğin, insana neleri göze aldırdığını anlayabilmek gerçekten kolay değil…

Her şeyden önce birçok insani haktan mahrum olan özürlülerin toplumdan soyutlanmalarının bu tavrın sergilenmesinde ana sebep olduğu bilinmelidir. Varlıklarının bile yok sayıldığı özürlülerin içinde bulunduğu çaresizlik, yıllardır görmezden gelindi. Ve bugün geldiğimiz noktada insanlar artık ufacık bir umut ışığı gördüklerinde her şeyi göze alabilecek durumdalar.

UMUT TACİRLERİNE DİKKAT!
Daha önce kök hücre ameliyatlarının medyada yer almasından sonra pek çok omurilik felçlisi konu ile ilgili bilgi almak için beni arayarak bu konunun doğru olup olmadığını öğrenmeye çalışmışlardı. Onlara, bu konudaki çalışmaları izlediğimizi, beklemek gerektiğini, sonucu belli olmayan maceralara atılmamaları gerektiğini söylemiştim. Ancak, kendilerine eğer kök hücre uygulanmazsa bir daha iyileşemeyecekleri söylenerek umut tacirliği yapan kişiler tarafından ameliyat edilmeye ikna edilenler için şu ana kadar elde edilen sonuçlardan hüsrandan başka gelişme olmadığını görüyoruz.

Şunu üstüne basarak söylemek isterim ki ben kök hücre çalışmalarına kesinlikle karşı değilim, omurilik felcine çözüm üretebilecek her türlü çalışmayı destekleyenlerin en başında olurum. Ancak umudu koruyarak yaşama bağlanmakla, bilimsellikten uzak, sonucu belirsiz ve adeta macera sayılabilecek ve sonuçta psikolojinizin bozulacağı, paranızı kaybedeceğiniz ama daha da önemlisi umudunuzu yitirebileceğiniz tıbbi işlemlerle “ denek” olmak arasında önemli bir fark var. Felce çözüm bulunması için şüphesiz insan üzerinde yapılan deneysel faaliyetlere de ihtiyaç var. Ama şunu hiçbir zaman unutmamak gerekiyor: Deney demek, üzerinde gelişigüzel, kendi kafanızda kurguladığınız işlemler uygulamak demek değil. Bilim insan üzerine deney yapmayı da belirli aşamalardan geçildikten sonra yapılabilecek bir işlem olarak tanımlamış. Bu tanım içinde yürüme umudu adına insanların umutlarıyla oynamak ve bile bile bu hüsrana sürüklemek yer almıyor.

Ramazan Baş
Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği Başkanı
www.tofd.org.tr

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kızgınlık doğal bir duygudur. Kızma özgürlüğümüz her zaman olmalıdır. Kızgınlığımızı görmezden gelmemeli, yokmuş gibi davranmamalıyız. ...