Anasayfa » Görüntüleme Yöntemleri » Genetik Test ile Hastalık Haritanızı Öğrenin

Genetik Test ile Hastalık Haritanızı Öğrenin

Kişiye özel tıp nedir? Yapılan test sonucu o kişinin genetiğinde çıkmayan hastalıkların ileride de çıkmayacağı kestirilebiliyor mu? Zaman içerisinde diğer faktörlerin de etkisiyle insanlar bu hastalıklara sahip olabilir mi? Kişinin özel sağlık haritasını çıkaran genetik testler nasıl yapılır? Kan veya idrar testi gibi midir? Sonuçlar ne kadar sürede çıkar? Bu test hamilelere de yaptırılabiliyor mu? Çocuklara test yaptırılırken bir yaş sınırı var mıdır? Cinsel performansını arttırmak isteyenlere de bu test yapılabilir mi? Sağlıklı beslenip kilo veremeyen kişilerin kilo verememesinin nedeni bünyelerine mi bağlıdır?

GENAR Toplum Sağlığı ve GENOM Bilim Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Dr. Serdar Savaş, bu soruların yanıtını Sağlığım İçin Herşey’de verdi.

‘‘ÖNERİLER KİŞİYE ÖZEL OLMALI’’

. Kişiye özel tıp nedir?
“İngilizcede 4P Tıbbı diye geçen, Türkçede 4K Tıbbı olarak adlandırdığımız bir tıptır. 4K’nın açılımı; kişiye özelleştirilmiş, kestirimci (geleceği öngören), koruyucu (geleceği öngördükten sonra hastalıktan koruyan) ve katılımcı şeklindedir. Hekim ve hastanın eş değer olarak bir diyalog içerisinde çözüm getirdikleri bir yaklaşımdır. Kişiye özel 4K tıbbının temeli genetik farklılıklarımızdır. Yaklaşık 2000 yılına kadar, tıpta bunlar çok fazla bilinmiyordu. 1990’ların başında başlayan insan genomu projesi ilk sonuçlarını 2000 yılında verdi. 2003 yılında da resmi olarak açıklandı.

İnsan genomu projesi, insanın genetik diziliminde bulunan üç milyar çift şifrenin diziliminin çözülmesidir. Bu dizilim çözüldüğünde saç, göz, huy gibi farklılıklarımızın yanında hastalıklara ve kilo almaya olan yatkınlıklarımızın, ne tür spor yapmamız gerektiğine yönelik özelliklerimizin de farklı olduğu ortaya çıktı. Dolayısıyla herkese aynı önerilerin yapılması yerine, önerilerin kişiye özel olması gerektiği belirlendi. Artık tıbbın insanların genetik yapısına göre farklılaşması gerektiği ortaya çıktı.

Bu önce beslenme alanında kendini gösterdi ki, buna beslenme genetiği denir. Her besin maddesi, her vitamin, her mineral her bireye aynı şekilde etki etmez. Bireylerin ihtiyaçları da birbiriyle aynı değildir. Örneğin folik asit gebelik gibi birçok durumda kullanılır. Folik asidin günlük ihtiyaç değeri de 400 mikrogram olarak bilinir. Ama bu, toplum ortalamasıdır. Oysa kiminde 200, kiminde bin, kiminde de 2 bin olur. Beslenmeden sonra ilaçların da genetiğimizle farklı dozlarda uygulanması gerektiği ortaya çıktı. Buna da genetik ilaç farklılıkları (farmakogenetik) denir. Örneğin kan sulandırıcı ilaçlar kimisinde kanamaya yol açarken; kimisinde etkili olmuyor ve beynine pıhtı atıp ölümüne sebep oluyor. Onun için her gün ölçüm yapılır. Halbuki bireylerin genetik yapılarına bakılarak bu ilacın dozunun ne olması gerektiği belirlenebilir. Aynı şekilde bireylerin genetik yapıları ve yaşam tarzları incelenerek akciğer, meme, prostat, kalınbağırsak, mide kanserleri, kalp krizi, felçler, inmeler, diyabet, kemik erimesi, alzheimer gibi hastalıklara olan yatkınlıklarını da tespit etmek mümkündür. Yatkınlık tespit edildiği için de önlem alınabilir.”

‘‘GENETİK ÖZELLİK TEK BAŞINA BİR HASTALIĞA YOL AÇMAZ’’

. Yapılan test sonucu o kişinin genetiğinde çıkmayan hastalıkların ileride de çıkmayacağı kestirilebiliyor mu? Zaman içerisinde diğer faktörlerin de etkisiyle insanlar bu hastalıklara sahip olabilir mi?
“Hiçbir zaman bir genetik özellik tek başına bir hastalığa yol açmaz. Aynı genetik özelliğe sahip iki insanın akciğer kanserine yakalanma risklerini kaç yıldır ve ne kadar sigara içtikleri belirler. Bugün sigara içmeyen bir hastanın genetik özellikleri ve yaşam şekli incelendiğinde de çok düşük bir akciğer kanseri riski görülür. Ama hasta ileride sigaraya başlarsa o risk hemen ortaya çıkabilir. Genler tek başına bunu söylemez. Bugün kişide mide kanseri riski çok düşük çıkabilir. Fakat kişi zaman içerisinde bir enfeksiyona yakalanır, çok tuzlu yer ve alkol tüketimini arttırırsa, yatkınlığı düşük olmasına rağmen, mide kanserine yakalanabilir. Gen ve çevrenin birlikte etkileşimi söz konusudur.”

Serdar Savas

Dr. Serdar Savaş

“GEN TESTİ RAPORU İKİ AYDA ÇIKAR”

. Kişinin özel sağlık haritasını çıkaran genetik testler nasıl yapılır? Kan veya idrar testi gibi midir? Sonuçlar ne kadar sürede çıkar?
“Genetik analiz yaptıracak kişiden sabah aç karnına kan alınır. Bu alınan kanın bir kısmından genleri analiz edilir; bir kısmından da mevcut biyokimyasal ve hormonal analizleri yapılır. Bunlar çok kapsamlı ve derin analizlerdir. Sonra kişi iki saate yakın, yaşam tarzı ile ilgili bir görüşmeden geçer. Yediği, içtiği, uykusu, iş stresi, maruz kaldığı diğer çevresel faktörler, işyerinde kimyasalların varlığı, çocuklukta geçirdiği hastalıklar, ailesindeki hastalıklar sorulur. Bunu kişinin vücut ölçülerinin alınması, tansiyonlarının ölçülmesi, fizik muayenesinin yapılması takip eder. Bütün bunlar yarım gün sürer. 6-8 hafta sonra da, yaklaşık 100 sayfa tutan bir rapor hazırlanır. Rapor sonuçları kişi ile paylaşılır; hangi hastalıklara hangi yatkınlıkları olduğu, bu yatkınlıklara yaşam tarzının uyan-uymayan kısımları ve hangi hastalıkların oluşma riskleri görüldüğü anlatılır.

Görüşmenin ikinci kısmında ise kişinin nasıl bir günlük yaşamı olduğu daha detaylı incelenir; öneriler verilir ve ikisinin nasıl bir araya getirileceği konuşulur. Çok detaylı beslenme ve egzersiz programı, ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve besin destekleri, yemeklerini nasıl pişirip saklayacağı, kişinin taşıdığı risklere göre nasıl bir check-up programı uygulaması gerektiği gibi konular üzerinde ayrıntılarıyla durulur. Kolonoskopiyi kalın bağırsak kanserine karşı 50 yaşından sonra her beş yılda bir uygulayın denir. Ama kalın bağırsak kanseri riski her kişiye göre değiştiği için, o süre de kişilere göre değişmektedir. Bu durumda risk yüksekse daha erken yaşta daha sık yaptırılmalıdır.”

ZİHİNSEL, FİZİKSEL VE CİNSEL PERFORMANSIN ARTMASI

. Bu test hamilelere de yaptırılabiliyor mu? Çocuklara test yaptırılırken bir yaş sınırı var mıdır? Cinsel performansını arttırmak isteyenlere de bu test yapılabilir mi?
“Çocuklara iki yaşından itibaren bu testler uygulanabilir. Test çocuklara yapıldığında, çocuğun gelecekte oluşabilecek olan hastalıklara karşı korunması amacıyla doğru beslenmesi, doğru vitamin ve mineral alması, doğru egzersizlere yönelmesi bakımından son derece etkilidir. Genetik testler genç, orta ve 40’lı yaşlarda yapıldığı gibi gebeliklerde karşılaşılabilecek komplikasyonlarla ilgili genetik testler de vardır. Hamilelikte oluşabilecek diyabet, vitamin ve mineral eksikliğine bağlı durumlar için testler yapılır. Testi hamile kalmadan önce yaptırıp bu testten elde edilen veriler ışığında kadınların kendilerini hamileliğe hazırlaması en idealdir. Hamileliğin ilk üç ayı test için idealdir.

Cinsel performans açısından da testler yapılabilir. Fakat sadece bununla sınırlı değildir. Genetik yapımıza uygun yaşarsak, hormonal yaşlanmamızı önleyecek şekilde bir yaşam tarzı sürer ve bunu gerekiyorsa besin ve hormonlarla desteklersek, o zaman hem zihinsel hem de fiziki performansımız artar. Bireyin cinsel performansı da buna bağlı olarak artar. Çünkü damarsal dolaşım hızlanmış olur. Mikrodamarların kanlanması artar ve sinirsel uyarı mekanizmaları daha keskinleşir. Gen testinin sonuçlarına uygun yaşayan bir insan, kendini ölümcül hastalıklardan korur, yaşlanmasını yavaşlatır, zihinsel, fiziksel ve cinsel performansını arttırır. Çünkü bu şekilde varoluşuna uygun yaşamış olur.”

GENETİK YAPI, ÖĞÜN SAYISINI DA BELİRLİYOR

. Sağlıklı beslenip kilo veremeyen kişilerin kilo verememesinin nedeni bünyelerine mi bağlıdır?
“İnsanların yağları depolaması ve harcaması, bir egzersiz sırasında ne kadar yağ yaktığı genlere bağlıdır. Bazı insanlar çok spor yapar ama bir türlü kilo veremez. Çünkü beslenme saatleri yanlıştır. Kişinin genetik yapısı günde iki öğün yemek yemesi gerektiğini gösterirken, o kişi 3 ana öğün 3 ara öğün yiyerek kilo alır. Bireylerin karbonhidratları ve yağları metabolize eden genleri farklılık gösterir. Günümüzde doymuş yağlardan korkulmaması söylenir ama bu bazı kişiler için geçerli değildir. Çünkü bazı insanların geninde değişiklikler olduğu için bu insanlara ‘Etin yağını ve tereyağını ye’ denirse o kişinin hastalık riski artar. Ayrıca kilo alımına da yol açabilir. Bu nedenle kilo vermede de hangi besinlerin ne sıklıkla yeneceği; yağın karbonhidratın ve sebzenin oranının ne kadar olacağı da kişiye göre değişir. Kişinin genetik yapısına uygun bir beslenme planı ile kişi çok rahatlıkla kilo verir.”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

Radyologlardan Tomografi Uyarısı

Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Tamer Kaya, son günlerde bilgisayarlı tomografi ve tıpta radyasyon ...