Menu
Anasayfa » Genel Cerrahi » Robot Yardımıyla Yapılan Zayıflama Ameliyatları

Robot Yardımıyla Yapılan Zayıflama Ameliyatları

Günümüzde en fazla kullanılan zayıflama operasyon yöntemleri nelerdir? Tüp mide yöntemi ile gastrik bypass yöntemi arasında ne gibi farklılıklar vardır? Bu iki yöntemin de geri dönüşü var mıdır? Robot yardımıyla yapılan zayıflama ameliyatları ne gibi avantajlar getirir? Kişiler ameliyat sonrasında ne kadar zayıflar? Diyabetli hastalara yapılan ameliyatlar metabolik cerrahi ve bariatrik cerrahi alanlarına mı girer? Robot yardımıyla yapılan kapalı tüp mide ve gastrik bypass ameliyatlarının iyileşme ve iş başına dönme oranları nasıldır? Zayıflama ameliyatlarının ne tür riskleri vardır? Bu riskin en aza indirilmesi konusunda hastaya ve hekime düşen bazı sorumluluklar nelerdir? Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Ege robot yardımıyla yapılan zayıflama ameliyatlarını Sağlığım İçin Herşey’de anlattı.

. Obezite nedir? Sınıfları var mıdır?
“Obezite, insan vücudundaki yağ oranının artmasının bir göstergesidir. Obezitenin varlığı ya da sınıflandırılması vücut kitle indeksi ile vücuttaki yağ oranı hesaplanarak yapılır. Vücut kitle indeksi insanın kilosunun boyunun metre karesine bölünmesiyle elde edilir. Eğer vücut kitle indeksi 35 çıkarsa kişide obezite, 40’ın üzerinde çıkarsa morbit obezite vardır. Bu da yandaş hastalıklara ve ciddi problemlere yol açar. Herkes obezite cerrahisi olamaz. Vücut kitle indeksi 35’in üzerinde ve obeziteye bağlı tansiyon hastalığı, insülin direnci, diyabet ve eklem rahatsızlığı da başlamışsa obezite cerrahisi olunabilir. 40’ın üzerinde ama şimdiye kadar herhangi bir rahatsızlık başlamadıysa yine obezite cerrahisi olunabilir.”

TÜP MİDE İLE GASTRİK BYPASS YÖNTEMLERİ ARASINDAKİ FARKLAR

. Günümüzde en fazla kullanılan zayıflama operasyon yöntemleri nelerdir?
“Obezitenin cerrahi olarak tedavisinde başlangıçta mide kelepçe yöntemini kullanılıyordu. Ancak bu ameliyatın takiplerinde, hastanın çok bir fayda görmediği gözlemlenerek bu yöntem terk edildi. Daha sonrasında midenin tüp haline getirilmesi ve gastrik bypass yöntemleri uygulanmaya aşladı. Dünyada şuan en çok uygulanan yöntem ise tüp mide ameliyatıdır.”

. Tüp mide yöntemi ile gastrik bypass yöntemi arasında ne gibi farklılıklar vardır?
“Başlangıçta tüp mide ameliyatı ve bypass birlikte yapılıyordu. Fakat sıkıntılı hasta gruplarına veya ameliyat sırasında problem yaşandığında ilk başta yapılan siliv gastrektomi ile hastalar bırakıldılar. Mide tüp haline getirildi ve bırakıldı. Daha sonra görüldü ki aslında bu ameliyat da tek başına kilo verdirebiliyor. Gastrik bypass ameliyatı hem daha zor bir ameliyattır hem de sonraki süreçte metabolik problemler fazla yaşandığı için çok tercih edilmez. O yüzden dünyada da en çok siliv gastrektonmi tercih edilmektedir.”

Bahadir Ege

Doç. Dr. Bahadır Ege

‘‘TÜP MİDE AMELİYATININ GERİ DÖNÜŞÜ YOK’’

. Vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan ve diyabet ya da hipertansiyon gibi yandaş hastalığı olan ya da vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan kişilerin hepsine tüp mide ameliyatı uygulanabilir mi? Uygulanamayacak bir grup da var mıdır?
“Bütün hasta gruplarına tüp mide ameliyatı tercih edilebilir. Çünkü başarısı kanıtlanmıştır. Ama bundan fayda görmeyen ya da bunun yeterli olmadığı hasta grubuna tüp mide ameliyatıyla beraber gastrik bypass yapılabilir. Ya da direkt gastrik bypass yapılabilir. Gastrik bypassta kilo verme durumu daha belirgindir. Ama daha sonrasında yandaş problemleri biraz daha fazladır. Buna hasta ile beraber tartışıp karar vermek gerekir.”

. Bu iki yöntemin de geri dönüşü var mıdır?
“Tüp mide ameliyatının geri dönüşü yoktur. Ama gastrik bypassta uygulamalar yapılabilir. Çünkü tüp mide ameliyatında midenin yüzde 70-80’i çıkartılır. Çıkartılanı tekrar yerine koymak söz konusu olmaz.”

“OBEZİTE AMELİYATLARI HASTALIĞIN SON ÇIKIŞ KAPISIDIR’’

. Tüp mide ameliyatı robot yardımıyla yapıldığında hazırlık dönemi nasıl oluyor ve ameliyat nasıl gerçekleştiriliyor?
“Obezite ameliyatları ciddi ameliyatlardır. Hastalığın son çıkış kapısıdır. İyi karar verilip hasta ile durumun tartışılması gerekir. Hastanın mutlaka ameliyat öncesi hazırlığı yapılmalıdır. Obeziteye yol açan bir endokrin probleminin olmadığı anlaşılmalıdır. Yoksa ameliyat işe yaramaz. Bir psikiyatrist tarafından da hastanın değerlendirilmesi gerekir. Çünkü obezite problemli de bir durumdur. Hastanın yeme duygusunun elinden alınması bir çocuğun sevdiği oyuncağını elinden almak gibidir. Hasta tolere edebilecek mi, diyetine uyabilecek mi diye kontroller yapılır. Ameliyat öncesinde bir diyetisyen hastanın vücut kitle indeksini, yağ ve kas oranlarını ölçmeldir. Çünkü ameliyattan sonra verilecek hızlı kilonun kontrol altına alınması gerekir. Bu da özellikle kalp hastaları için önemlidir. Bunlar değerlendirildikten sonra her hasta robotik obezite cerrahisi olabilir.”

‘‘HEKİM, ROBOTUN ÜÇ KOLU VE KAMERASI İLE AMELİYATI YÖNETİR’’

. Robot yardımıyla yapılan zayıflama ameliyatları ne gibi avantajlar getirir?
“Bu ameliyatlar daha önceden de yapılıyordu. Ama çoğu zaman açık ameliyatlarla uygulanıyordu. Hasta boydan boya kesilir ve büyük yağ dokusu içerisinde ameliyat yapılmaya çalışılırdı. Daha sonra laparoskopik yöntem geliştirildi ve bu yöntemle ameliyatlar yapılmaya başlandı. Laparoskopik yöntem, cerrahın hasta üzerinde tek eksenli hareketleri ve birkaç cerrah desteği ile yapılırken son zamanlarda robotik cerrahiye evrildi. Robotik cerrahide, cerrah masada değildir. Yan tarafta kontrol altındadır. Üç boyutlu bir görüntüye sahiptir. Normal laparoskopide cerrah iki boyutlu bir ameliyat yapmaktadır. Ama robotik cerrahideki üç boyut ile hastada oluşacak kaçak ihtimalini görüp bunu engelleyebilir. Üç boyutlu, derin, daha kaliteli bir görüntü ile bu sağlanır. Bir avantajı da hekimin üç kolunun olmasıdır. Hekim robotun üç kolu ve kamerası ile ameliyatı yönetir. Hekim robotun kollarını kendi yönettiği için ameliyata, organa ve tüm cihazlara tam hakimiyet sağlar. Bu da ameliyatın kolay yapılması ve iyi geçmesi demektir.”

‘‘HASTANIN AMELİYAT SONRASI AĞRISI OLMAZ’’

. Ameliyat sahasını kaç kat daha büyük görüyorsunuz?
“Yaklaşık 2-4 kat arası değişkenlik gösterir. Çok büyük olunca da hakimiyet kaybedilebilir. Alandaki derinlik yol olduğu için ameliyatı yönetmek zorlaşabilir. Burada bir avantaj da robotun derin noktalarda bir üstünlüğünün olmasıdır. Çünkü mide de yemek borusuyla birleşen bir yer ve hemen karaciğerin altında; üstünde de kalp, solunda dalak var. Oraya girip mideyi ayırmak ve bir kısmını da çıkartmak gerekiyor. Robot oraya kadar hekimi güvenli bir şekilde götürüp iyi bir görüş sağlıyor.”

. Zayıflama ameliyatlarını açık olarak da yapmanız gereken vakalar oluyor mu?
“Açık ameliyat yapılmamalıdır. Kapalı ameliyatlar çok büyük avantaj sağlar. Hastayı 30-40 cm açmak yerine 8mm’lik deliklerden ameliyat yapılır. Hastanın ameliyat sonrası ağrısı olmaz. Yara yeri enfeksiyonu ihtimali ortadan kalkar. Hasta fıtık olmaz. Hasta altı saat sonra hiçbir şey olmamış gibi kalkıp yürüyebilir. Eğer komplikasyon gelişirse çok kanama olur. Dalakta yırtılma olursa o zaman acil durum anında açık ameliyata geçilebilir.”

AMELİYAT SONRASI BESLENMEYE DİKKAT!

. Tüp mide operasyonu sonrasında ne kadar sürede vücut kitle ağırlığını dengeleyebilmek mümkündür? Kişiler ameliyat sonrasında ne kadar zayıflar?
“Hasta hastaneden henüz çıkmadan bile 8-10 kiloya yakın kilo kaybı olabilir. Çünkü ameliyat sahasının iyileşmesi için hastanın yemek yemesi kesilir. Testler yapıldıktan sonra kilo vermeye başlanır. İlk aylarda 13 kilo kadar veren hastalar vardır. İki-üç ayda bu 30-40 kilolara kadar çıkabilir. Ama kontrollü bir diyetin uygulanması gerekir. Ameliyat öncesinde kitle indeksi ve yağ oranı çok iyi ölçülmelidir. Çünkü hasta aynı zamanda kas da kaybeder. Bu da kalp hastalığı olan hastalarda bağışıklık sistemini baskılayıp kalp krizleri gibi sıkıntılı durumlara yol açabilir. O yüzden hasta yüksek enerjili ve kalorili ek gıdalarla daha güvenli bir şekilde dengelenir.”

. Ameliyat olmakla her şey bitiyor mu? Sonrasında hastaya neler düşüyor?
“Zaman içerisinde dikkat edilmezse mide genişleyebilir. Bazı kişiler istediği gelinliği ya da kıyafeti giymek için bile tüp mide ameliyatına başvuruyor. Bu doğru değildir. Bu mide kanseri cerrahisi gibi riskli bir ameliyattır. Bunun son karar olarak yapılması gerekir. Bu ameliyatlardan sonra beslenme çok önemlidir. Yüksek kalorili sıvı gıdalar tüketilirse ne yazık ki bu ameliyat çok fazla işe yaramaz. Kilo verme durur hatta böyle beslenmeye devam edilirse kilo alımı başlar.”

. Diyabetli hastalara yapılan ameliyatlar metabolik cerrahi ve bariatrik cerrahi alanlarına mı girer?
“Bariatrik ve metabolik cerrahiden anlaşılan tüp mide ameliyatı ve gastrik bypasslardır. Yıllar içerisinde binlerce hastadan alınan veriler, bu ameliyat sonrası diyabetin yüzde 76 oranında iyileştiğini göstermektedir. Kalp ölümlerinden 15 yıl içinde azalma ve iyileşme yüzde 60 oranlarındadır. Kalp hastalığının gerilemesi ve iyileşmesi ilk beş yılda yüzde 70’leri bulmaktadır. Kolesterol yüksekliğinin iyileşmesi yine yüzde 70’ler, hipertansiyon ise yüzde 60’lar civarında seyreder.”

OLASI KOMPLİKASYONLAR

. Robot yardımıyla yapılan kapalı tüp mide ve gastrik bypass ameliyatlarının iyileşme ve iş başına dönme oranları nasıldır?
“Karın duvarı kesilmediği için hastanın iyileşmesi çok hızlı olur. Yara iyileşmesi gibi bir problem ortadan kalkar. Hasta zaten bir cerrahi sıkıntı olmadığı sürece iyileşmiş kabul edilebilir. Bu ameliyatlar ilk safra kesesi ameliyatları ile başlamıştı. Hasta 24 saat içerisinde işine bile dönebilir. Bu ameliyatta da hasta bunların faydasını çok hızlı bir şekilde yaşar. Ameliyatta daha az kanama daha az yara görülür. Kesi daha az olduğu için enfeksiyon da az olur. İşe dönüş süresi hızlanır; hastanede yatış süresi kısalır.”

. Zayıflama ameliyatlarının ne tür riskleri vardır? Bu riskin en aza indirilmesi konusunda hastaya ve hekime düşen bazı sorumluluklar nelerdir?
“Büyük bir organdan büyük bir kısım çıkarıldığından organda iyileşme problemleri yaşanabilir. Erken dönemde kanama riski vardır. Çünkü mide ile dalak arasında damarsal bir bağlantı olduğundan onlarla ilgili problemler ortaya çıkabilir. Anestezi riski de yüksektir. Morbit obezlerde genel anestezi riski başlı başına bir problemdir. Bu hastalarda kan dolaşımı yüksek kilodan dolayı bozulduğu için oturduğu veya yattığı zaman damara olan aşırı baskıdan kan dolaşımı sorunu yaşanır. Bunlar erken dönem komplikasyonlarıdır. Daha sonra iyileşme döneminde problemler yaşanırsa kaçak denilen sıkıntılar ortaya çıkabilir. Robotik cerrahide yakın ve ayrıntılı görüş ile iki sıra yerine üç sıra dikişin yapılması riskleri biraz daha azaltmıştır.”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Kolon Kanseri Kolonoskopi İle Önlenebiliyor

Kolon (bağırsak) kanseri dünyada ve ülkemizde en sık görülen 3. kanser türü olarak yerini alıyor. ...