Menu
Anasayfa » Köşe Yazıları » Çocuk Sahibi Olma Yaşını Erteleyenlere Yeni Umut: PGS Yöntemi

Çocuk Sahibi Olma Yaşını Erteleyenlere Yeni Umut: PGS Yöntemi

Kariyer planları ya da eğitim nedeniyle evlilik ve çocuk sahibi olma yaşını erteleyen kadınlar için PGS yani preimplantasyon genetik test yöntemi yeni bir umut ışığı oldu.

Anatolia Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi Direktörü Prof. Dr. Hakan Yaralı, PGS ile ilgili olarak bilgi verdi:

‘‘Kadın yaşı ilerledikçe gebe kalmak daha güçleşmekte ve oluşan gebeliğin düşükle sonuçlanma riski artmaktadır. Bunun en önemli nedeni, yaş ilerledikçe üretilen yumurta ve dolayısıyla embriyoda kromozomal olarak eksik ya da fazla içerik olmasıdır. Diğer ifade ile kromozomal anomalili bebek gelişme riskinin artmasıdır. Maalesef tüp bebek uygulamaları sırasında, laboratuarda, mikroskop altında değerlendirmede, embriyoların kromozomal sağlıkları ile ilgili fikir sahibi olunamamaktadır. Embriyolar çok iyi kaliteli olsalar dahi, PGS sonrasında, kromozomal olarak anormallik görülebilmektedir.

PGS yönteminde, tüp bebek yapılarak elde edilen embriyolara, toplama gününden beş gün sonra biyopsi yapılmakta ve embriyolar dondurularak saklanmaktadır. Genetik analiz sonucunda normal kromozom yapılı embriyo tespit edilirse, donma çözme uygulaması yapılarak sağlıklı olan embriyo rahime nakledilmektedir.

Prof. Dr. Hakan Yaralı

Prof. Dr. Hakan Yaralı

 

PGS YÖNTEMİNİN AVANTAJLARI NELERDIR?

26-29 yaş aralığındaki kadınlarda, oluşan embriyolarda kromozomal sorun görülme ihtimali yüzde 20-25’ler düzeyindeyken, bu oran 44-45 yaş aralığında yüzde 80-90’lara kadar çıkmaktadır. PGS yöntemi ile, embriyolar, tüm kromozomlar açısından taranabilmektedir. Bu sayede embriyo transfer edilmeden önce hangisinin sağlıklı, hangisinin kromozomal olarak problemli olduğu saptanabilmektedir. Eğer koromozomal olarak sağlıklı embriyo elde edilirse de gebelik oranları yüzde 60-65’ler gibi çok yüksek oranlara çıkabilmektedir.

PGS yönteminin diğer avantajı da düşükle kayıp riskinin yüzde 5-10’lar düzeyine kadar inmesidir. 38 yaş ötesinde elde edilen gebeliklerde kayıp riski yüzde 40 civarında iken, 43-44 yaş grubunda bu oran yüzde 60-70’lere kadar çıkmaktadır. Düşük oranlarındaki bu artışın temelinde de, kromozomal olarak sorunlu embriyo oranlarının artması yatmaktadır. Bu nedenledir ki, PGS yöntemi uygulanarak, kromozomal olarak sağlıklı olduğu tespit edilen embriyonun nakledilmesi ile elde edilen gebeliklerde, düşük riski yüzde 5-10’lar civarına kadar inmektedir. Bir kez normal kromozom yapısına sahip embriyo tespit edilirse, tek embriyo transferi ile, canlı doğum olma oranları yüzde 50-55’ler civarına yükselmektedir.

PGS yöntemi ayrıca tekrarlayan gebelik kaybı ya da tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan çiftlerde de uygulanabilmektedir. Özellikle yaşı 38 yaş ve daha ileri olan hastalara, tüp bebek tedavisine ilaveten PGS yöntemi yapılması tavsiye edilir. Ancak genç yaş grubunda yani 26-29 yaş aralığında dahi, kromozomal anormallik olma ihtimali yüzde 20-25’ler civarında olduğu için, tüp bebek yapılacak her yaş grubundaki çiftlerde PGS yöntemi uygulanabilmektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kızgınlık doğal bir duygudur. Kızma özgürlüğümüz her zaman olmalıdır. Kızgınlığımızı görmezden gelmemeli, yokmuş gibi davranmamalıyız. ...