Menu
Anasayfa » Sağlık Haberleri » Diyabetliler İçin Akıllı İnsülinler Geliyor

Diyabetliler İçin Akıllı İnsülinler Geliyor

MEHTAP ERDEN -Antalya

52’inci Diyabet Kongresi Antalya’da yapıldı. Türk Diyabet Cemiyeti ile Türkiye Diyabet Vakfı’nın düzenlediği kongrede şeker hastalığıyla ilgili dünyadaki son gelişmeler konuşuldu. Dört gün süren kongrede insülin uygulama sistemlerindeki yenilikler, diyabet tedavisinde gelişmeler, yapay pankreas, glukoz ölçüm yöntemleri, şeker hastalığında akılcı ilaç kullanımı, hipoglisemi, diyabette cinsiyet farkı gibi konular ele alındı.

52. Ulusal Diyabet Kongresi Başkanı Prof. Dr. Metin Arslan, Türkiye’de 7 milyona yakın şeker hastası olduğunu, yaklaşık 3 milyon kişinin de diyabet hastası olduğunu bilmeden yaşadığını söyledi. Prof. Dr. Metin Arslan ileride, pompanın yerini alacak akıllı insülinlerin çıkacağını belirterek “Akıllı insülinler kişinin kan şekerini ölçüp damardan anında ne kadar insülin vermek gerekiyorsa onu sağlacak” dedi.

YANLIŞ TANI KONAN 100 BİN DİYABETLİ VAR!

Türk Diyabet Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Hasan İlkova da Türkiye’de 100 bin diyabetli hastanın yanlış tanı aldığını ve boş yere insülin kullandığını söyledi.  Söz konusu hastaların Tip1 ya da Tip 2 diyabetli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. İlkova, şunları söyledi:

“Bunlar genetik mutasyona bağlı diyabetlerdir. Yani hastalık doğuştan olan gen bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkarlar. Monojenik diyabet, ‘genç yaşta ortaya çıkan erişkin diyabet’ diye de adlandırılmaktadır. Bu gruptaki hastaların büyük çoğunluğu, belki de yüzde 90’ı gereksiz yere insilün kullanarak tedavi görmektedir. İnsülin tedavisi bu hastalarda diyabetin daha iyi tedavi edilmesini sağlamadığı gibi sağlık ekonomisine de yük getirmektedir. Oysa, diyabet ilacının bu hastalara belli dozda verilmesiyle diyabetin tedavisi de, yıllardan beri kullandıkları insülinden de kurtulmaları mümkündür.”

HANGİ DİYABETLİDE YANLIŞ TEŞHİSTEN ŞÜPHELENİLMELİ?

“Genç yaşta Tip 2 diyabet tanısı konanların ve yeni doğan diyabetinin bu yüzden incelenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. İlkova, sözlerine şöyle devam etti:

“Çocuk aşırı şişman değilse ve aile bireylerinde obezite sorunu yoksa, etnik olarak Tip 2 diyabetin fazla görüldüğü gruptan değilse, insülin direnci bulunmuyorsa, açlık peptit sınırları normal değerler içindeyse çocuklukta konan Tip 2 diyabetin yanlış olduğundan şüphelenilmelidir.

Çocuk yaştaki Tip 1 diyabet tanısının yanlış olma ihtimalinin yüksek olduğu başlıca durumlar ise, 6 aydan evvel teşhis konmuş olması, anne –baba başta olmak üzere ailede diyabet öyküsünün bulunmaması, pankreas otoantikorlarına rastlanmaması şeklinde sıralanmaktadır.

DİYABET TEDAVİSİNDEKİ GELİŞMELER

Tip1 ve Tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan ilaçların ve araçların çok büyük bir gelişme gösterdiğini de söyleyen Prof. Dr. Hasan İlkova, şu bilgileri verdi:

“Daha iyi etki eden insülinler tüm dünyada gündemde. Yakın gelecekte piyasaya çıkacak. Onun dışında diyabet tedavisinde bugüne kadar insülin eksikliği, insülin etkisi kavramları arasında sıkışmış olan tedavide yeni pencereler açıldı. Bağırsak hormonları üzerinden etki eden bu tedaviyi yeni tanıyoruz. Olumlu ve olumsuz tarafları tartışılıyor. Diğer taraftan laboratuvarda birtakım çalışmalarda kullanılan bir molekülün idrarda şeker atımını ya da idrarda glikoz çıktısını arttırarak hiperglisemiyi yani yüksek şekeri tedavi ettiğini artık biliyoruz. Böyle ilaçlar gündemde ama henüz bütün ülkelerde piyasaya çıkmış değil. Ancak söz konusu tedavilerin çok olumlu etkileri olduğu  biliniyor. Diğer taraftan nano teknolojinin diyabetle ilgili belki de tıpta ilk uygulaması bir mini pompa oldu. Bir kibritten daha derli toplu, daha kısa bir pompa bu. Vücuttaki dokular arasındaki sıvının basıncı ile çalışan, o basınca karşı duyarlı olan bir pompa. İçine yerleştirilen ilacı 6 ay belki de yakın gelecekte 1 yıl boyunca pompanın ucundan cilt altına verebiliyor. Bunun ilk uygulaması diyabetle ilgili oldu.

Bir diğer önemli buluş da, buzdolabında soğuk zincirlerle taşıdığımız ve diyabetlilerin bugün insülin dışında kullandığı bağırsak hormonu benzeri etkili bir ilaç konusunda. Bu ilacı dolaptan çıkartıp oda sıcaklığında kısa süre bıraktığınızda etkisini kaybedebiliyor. Böyle ilaçların 37 derecede bozulmadan stabil halde kalabilmesini sağlayan bir yöntem geliştirildi. Bunun ne olduğunu bilmiyoruz; çünkü çok önemli bir formül. Onu da saklı tutuyorlar.”

DİYABETTEN TAMAMEN KURTULMAK MÜMKÜN OLACAK MI?

52. Ulusal Diyabet Kongresi’nde ‘‘İlimde kehanet: Önümüzdeki 50 yılda diyabet tedavisi nasıl olacak?”  konulu bir konuşma yapan İsrail’de görev yapan Prof. Dr. Erol Çerasi “Yürütülen araştırmaların bir kısmı hastaların diyabetten tamamen kurtulmaları üzerine yoğunlaşıyor. Adacık nakli, pankreas nakli  ve kök hücre nakli çalışmalarını ve araştırmalarını bunlar arasında sayabiliriz. Fakat şu bir gerçek ki, bu tür yöntemler hiçbir zaman hastaların çoğuna tatbik edilebilecek bir tedavi olamayacak” şeklinde konuştu.

Adacık nakliyle ilgili bir takım sorunlara dikkati çeken Prof. Dr. Çerasi, “En büyük sorun elde yeteri kadar adacık olmaması. İnsüline bağlı bir diyabetik hastanın insülinden kurtulabilmesi için verilecek adacık miktarı aşağı yukarı organ bağışında bulunan iki veya üç  kişinin pankreasından üretebilir. Yani, bir diyabet hastasının adacık transferiyle tedavisi için üç kadavraya ihtiyaç var. Bir diğer problem ise yöntemlerin zor ve pahalı olmasıdır. Ayrıca birkaç yıl geçtikten sonra bu adacıkların bir kısmı hastada ölmektedir. Dolayısıyla hastaya yeniden nakil yapılması gerekir” dedi.

Kök hücrelerin de diyabet tedavisinde umut verici olduğunu anımsatan Prof. Dr. Çerasi, bu konudaki en büyük sorunun kök hücreleri düzenli şekilde hakiki beta hücresine çevirme konusunda yaşanan sıkıntılar olduğunu belirtti.

DİYABET TANISINDA GEN EDİTÖRLÜĞÜ ÇALIŞMALARI

Diyabetin teşhisinde de önemli gelişmeler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erol Çerasi şu bilgileri verdi:

“Çalışmalar biyolojik markör dedikleri yönteme gidiyor. Bunun üç farklı yöntemi var. Biri kandaki bütün proteinleri analiz ediyor. Günümüz teknolojisi bunu yapabiliyor. İkincisi metabolik unsurlardır. Biz kan şekerine, yağ sütüne bakarız. Fakat kanda binlerce başka ürün var. Bütün bunların hepsini aynı anda analiz edip onlardan bir sonuç çıkarıyor. Üçüncüsü ise kanda dolaşan DNA ve RNA türlerinin bir haritasını çizmek ve ona göre hücrelerin durumunu açıklayabilmektir. Bunların hepsi başlangıç kademesinde olan ümit verici teknolojik yeniliklerdir. Fakat bu analizleri yapmak için gereken cihazlar ve aletler şimdilik oldukça pahalı; her hastanenin kullanabileceği taramalar değiller. Çok daha ilerisi için de, hücrelerin içine girip gen editörlüğü yapma olasılığının başladığı söylenebilir. Belirli bir geni susturup onun yerine başka bir geni sokabiliyorsunuz. Bu teknolojinin de büyük bir geleceği var, ancak beraberinde bazı etik sorunları da getirebilir.”

 TİP 2 DİYABETİN BELİRTİLERİ

. Çok su içmek

. Sık idrara çıkmak

. Ağız kuruluğu

. Özellikle el ve ayaklarda yanma, uyuşma, karıncalanma

. Anne-baba ve yakın akrabalarda şeker hastalığı bulunması

. Normalin üzerinde kiloya sahip olmak

Uzmanlar, Tip 2 diyabetin hiçbir yakınmaya yol açmadan sinsice ilerleyip, göz, kalp, böbrek gibi organlarda ciddi hasarlara yol açabileceğine, bu yüzden yukarıdaki belirtiler yoksa “Şeker hastası değilim” diye düşünülmemesini gerektiğini belirterek, belli aralıklarla yapılan doktor kontrollerinin önemini vurguluyorlar.

DİYABETLE GELEN RİSKLERDEN HABERDAR MISINIZ?

. Dünyada her 5 saniyede, bir kişiye diyabet tanısı konuyor.

. Her 10 saniyede bir kişi şeker hastalığı nedeni ile yaşamını yitiriyor.

. Her 100 erişkinden 3-10’u Tip 2 diyabet olduğunu bilmeden yaşıyor.

. Diyabetlilerde en sık ölüm nedeni arasında kalp damar hastalıkları başı çekiyor.

. Diyabetlilerde kalp hastalığı veya inme nedenli ölüm oranı yüzde 68.

. Şeker hastalarında inme riski 2-4 kat daha yüksek.

. Kan şekerinin sıkı kontrolü, komplikasyonları önlenmesi ve geciktirilmesinde anahtar rolü üstleniyor. Kan şekerinin dengeye getirilmesi ile şeker hastalığına bağlı göz komplikasyonlarında yüzde 76, böbrek komplikasyonlarında yüzde 50, sinir hasarı komplikasyonlarında ise yüzde 60 azalma sağlanıyor.

TİP 2 DİYABETTE İNSÜLİNE BAŞLANMASINI GEREKTİREN DURUMLAR

. Ağız yoluyla maksimum dozda kullanılan diyabet ilaçlarına rağmen kan şeker kontrolünün sağlamaması

. Enfeksiyon, kaza ve stres gibi araya giren olaylara bağlı olarak kan şeker dengesinin bozulması

. Ciddi kilo kaybı

. Gebelik ve emzirme

. Karaciğer veya böbrek yetmezliği

. Ameliyat öncesi dönemde Tip 2 diyabet tedavisi

. Ağız yoluyla alınan ilaçlara yan etki gelişmesi

. Ağır şeker yüksekliği (hiperglisemi)

. Aniden gelişen kalp krizi

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Astrazeneca, Spacex İle Uzaya Gidiyor

AstraZeneca, uzaya ilaç gönderimi üzerine çalışmak için Center for Advancement of Science in Space (Uzayda ...