Menu
Anasayfa » Zayıflama Yöntemleri » Obezite Cerrahisinin Tipleri

Obezite Cerrahisinin Tipleri

Obezite cerrahisi nedir? Kimlere önerilir? Kaç çeşit obezite cerrahisi vardır? Her obez ameliyat edilmeli midir? Obezite cerrahisinin tipleri nelerdir? Hastayı hangi yöntemlerle zayıflatmak mümkündür? Hastanın hangi yöntemle zayıflatılacağına neye göre karar verilir? Şeker hastalarına ameliyatla tedavi imkânı var mıdır? Şeker hastası ameliyat geçirdiğinde insülinden kurtulur mu? Obezite cerrahisi sonrasında kişi ne kadar kilo verebilir?

Avrupa Şafak Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Erol Vural bu soruların yanıtını Sağlığım İçin Herşey’de verdi.

‘‘OBEZİTE CERRAHİSİ 20 YILDIR GELİŞTİ’’

. Obezite cerrahisi nedir? Kimlere önerilir? Kaç çeşit obezite cerrahisi vardır?
“Obezite, 20 yılda, dünyada önlenebilir ölümler arasında sigaradan sonra ikinci sıraya yükseldi. Obezite sadece dış görünüş kusuru değildir; birçok hastalığa neden olabilir. Tip2 diyabet, hipertansiyon, karaciğer yağlanması, uyku apnesi, kolesterol yükselmesi gibi pek çok hastalık ile birlikte devam eder. Dünyada özellikle son 30 yılda rafine ve endüstriyel gıdaların hızla artması, şehir hayatı, sağlıksız yaşam, düzensiz beslenme ve fastfood zincirleri obeziteyi arttırdı. Ayrıca genetik altyapı da obeziteyi hızlandırır. Obezitenin ülke ekonomisine zararları da vardır. Hastalar, çok fazla ilaç kullanmaktadır.

Obezite, yüksek kalorili gıdaların aşırı tüketilmesine bağlı olarak vücutta yağ depolarının hızla artması ve fazlalaşmasıdır. Obezite ile mücadelede en önemli nokta, koruyucu hekimliktir; yani obez olmadan önce obez olma yollarını önlemektir. Ailelerin bilinçlenerek çocuklarına iyi ve düzenli bir beslenme alışkanlığı kazandırması, fastfood zincirlerinden uzak tutması ve okullarda gerekli eğitimlerin verilmesiyle koruyucu hekimlik başlar. Klasik tedavi yöntemleri (diyet, egzersiz, spor, ilaçlar ve yaşam şekli değişikliği) özellikle morbit obezlerde etkili olmaz. Klasik tedavi yöntemleri yüzde 15 oranında etkilidir. Bunu, beş yıl içerisinde sürdürebilen hasta oranı ise yüzde 5’lerdedir. Klasik tedavi yöntemlerinin etkisiz kaldığı durumlarda cerrahi devreye girer. Açık cerrahi yöntemler hastaları da cerrahları da çok yoruyordu ve çok riskliydi. Kapalı yöntemler geliştikçe obezite cerrahisi hızla yaygınlaştı. Son 15-20 yılda obezite cerrahisi hızla arttı ve laparoskopik cerrahi yöntemi kullanılmaya başlandı.”

HER OBEZ AMELİYAT EDİLİR Mİ?

. Her obez ameliyat edilmeli midir?
“Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği kriterde, vücut kitle indeksine göre kişinin kilosu, boyunun karesine bölünür ve obezite derecelendirilir. BMI denilen bu skalada 30-35 arasındaki bireylere grade1 obez, 35-40 arasındaki bireylere grade2 obez, 40 ve üstü olan bireylere grade3 obez (morbit obez), 50 ve üstü olan bireylere de süper obez denir. Cerrahi müdahale 35’ten sonra başlar. Hastanın obezite ile birlikte hipertansiyon, Tip2 diyabet, koroner arter gibi hastalığı varsa cerrahi müdahale devreye girer. 40 yaşın üstünde bu hastalıklar olmasa bile ameliyat gerekir.”

Yrd. Doç. Dr. Erol Vural

Yrd. Doç. Dr. Erol Vural

. Obezite cerrahisinin tipleri nelerdir? Hastayı hangi yöntemlerle zayıflatmak mümkündür?
“Cerrahi, mideyle yapılan cerrahi işlemler ve mideyle birlikte ince bağırsakların da devreye girdiği bypass yöntemi olarak ikiye ayrılır. Mideye müdahale edilen yöntemler de cerrahi olan ve cerrahi olmayan olarak ikiye ayrılır. Mide cerrahisi ameliyatı olmak istemeyen hastalara ameliyatsız çözüm olarak mide balonu ve mide botoksu yöntemleri sunulur. Kitle vücut endeksine göre 20-25 kilo fazlası olan hastalarda cerrahisiz çözümler tercih edilir. 40 ve üstünde fazla kiloları olan hastalara ise cerrahi yöntemler tercih edilir. Halk arasında tüp mide olarak bilinen sleeve gastrektomi yöntemi ve mide katlama olarak bilinen mide plikasyon yöntemleri midede uygulanan cerrahi yöntemlerdir. İki temel amacından biri mide hacmini küçülterek kişilerin az bir yemekle doymasını sağlamaktır. Diğeri de midenin başlangıç bölümünden salgılanan iştah hormonunu almaktır.’’

‘‘TÜP MİDE AMELİYATI, MİDE VE BAĞIRSAKLARIN YAPISINI BOZMAZ’’

. Hastanın hangi yöntemle zayıflatılacağına neye göre karar verilir?
“Tüp mide, problemi sadece obezite olan ve süper obez olmayan bireyler de tercih edilen bir yöntemdir. Dünyada son 20 yılda en çok yapılan obezite cerrahisi yöntemi tüp mide ameliyatıdır. Tüp mide ameliyatı mide ve bağırsakların doğal yapısını bozmaz. Mide boydan boya kesilir ve yüzde 60-70’lik kısmı dışarıya çıkartılır. Kalan bölüm tüp şeklinde kaldığı için adına tüp mide denilir. Tüp mide ameliyatında hastanın ameliyat sonrası dönemde toparlaması daha kolay olur ve komplikasyonları daha azdır. Tip2 diyabetle birlikte obezite olduğu zaman bypass yöntemleri tercih edilir. Birden fazla bypass yöntemi vardır. Bypass yöntemlerinde amaç, sadece mideyi küçültmek değil; ince bağırsakları da kısaltmaktır. 8-12 santimetre arasında mideden çıkan gıdalar ince bağırsakları boydan boya dolanarak büyük abdest ile atılırlar. Yenilen gıdaların bir kısmı ince bağırsağın mümkün olduğu kadar ilerisine düşürülür. Bu yapılırken iki temel hedef amaçlanır. Biri, yiyeceklerin hiç emilmeden atılması ve kişinin kilo vermeye devam etmesidir. Diğeri de ince bağırsağın sonunda bulunan birtakım hormonların aşırı derecede salgılanmasını sağlamaktır.”

ŞEKER, AMELİYATLA TEDAVİ EDİLİR Mİ?

. Şeker hastalarına ameliyatla tedavi imkânı var mıdır?
“Şeker hastalığı, pankreasta kan şekerini düşürme işine yarayan insülin hormonunun salınım bozukluğudur. Şeker hastalığının Tip1 ve Tip2 olmak üzere iki tipi vardır. Tip1 diyabette pankreastan salınan insülin hormonunun yokluğu söz konusudur. Tip1 diyabette insülin kullanılmaya çocukluk çağında başlanır ve hasta ömür boyu klasik insülin tedavisi görür. Cerrahi bir yöntem yoktur. Tip2 diyabet, 35-40’lı yaşlardan sonra başlar. Pankreasta insülin salınımı vardır ama yetersizdir. Tip2 diyabet yavaş yavaş insülin salınım bozukluğuyla başlar ve pankreastaki insülin salınımı yetmediğinde ilaçlar devreye girer. Bir noktadan sonra hasta pankreastaki insülin rezervini bitirir ve ömür boyu insülin kullanmak zorunda kalır. Cerrahi müdahale, pankreastaki insülin rezervi bitmeden tavsiye edilir. Şeker hastalığındaki temel felsefe, ince bağırsakların sonunda bulunan GLP1 hormonunu salgılatmaktır. GLP1 hormonu, pankreastaki insülin salınımını arttır, iştahı azaltır ve metabolizmayı hızlandırır. Çoğu hasta, şekerin yanı sıra hipertansiyon, koroner arter hastalığı ve karaciğer yağlanmasından kurtulur. Şeker hastalarına metabolik cerrahi denilen bypass ameliyatları yapılır. Obezlerde ise ilk aşamada mideyi küçültmek ikinci aşamada morbit obez ya da süper obezlerde mide küçültmeye ek olarak bypass ameliyatları uygulanır.”

‘‘OBEZİTE CERRAHİSİ YÜZDE 95 ORANINDA BAŞARILI’’

. Şeker hastası böyle bir ameliyat geçirdiğinde insülinden kurtulur mu?
“20 yıldır yapılan ameliyatların başarısı diyabeti düzeltmede yüzde 85, hipertansiyonu, koroner arter hastalığını, karaciğer yağlanması gibi bulguları düzeltmede yüzde 90-95’lerdedir. Şeker hastalığı ameliyatında en önemli nokta geç kalmamaktır. Şeker hastalığı mikro ve makrovasküler denilen küçük ve büyük damarlarda hasar oluşturur. Gözde bu hasarlara retinopati denir ve körlüğe götürür. Böbrekte buna nefropati denir ve diyalize götürür. Sinir uçlarında ise nöropati denir; ayak ve bacak kesilmelerine neden olur.”

. Obezite cerrahisi sonrasında kişiler ne kadar kilo verebilir?
“Obezite cerrahisindeki temel amaç, kişinin fazla kilolarının yüzde 70’ini yok etmektir. Bu konuda da cerrahi yüzde 95 oranında başarılıdır.”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Mide Botoksu Nedir?

İştahınız yüzünden diyet yapamayanlardansanız üzülmeyin! Botoks sadece kırışıklığa iyi gelmiyor aynı zamanda zayıflatıyor. VM Medical ...