Menu
Anasayfa » Sağlık Sohbetleri » Esen Tümer: “Kadınların Duygusal Zekaları Erkeklerden Daha Yüksek”

Esen Tümer: “Kadınların Duygusal Zekaları Erkeklerden Daha Yüksek”

Tıp teknolojisi, hizmetleri ve çözümlerinde dünyada her yıl milyonlarca insanı sağlığa kavuşturan ve yaşamlarını uzatan Medtronic’in Türkiye Genel Müdürü Esen Tümer, 22 yıldan bu yana sağlık sektöründe. Ve sadece ilk iki yıl hariç, 20 yıldan bu yana sağlık dünyasında yönetici olarak görev yapıyor. Bünyesinde 500’ den fazla çalışanı olan Medtronic Türkiye’nin yanısıra, firmanın global ayağında da önemli bir sorumluluğu var.  Medtronic Woman Network’un Türkiye ve Orta Asya Başkanlığını yürütüyor.

Günümüzde sermayeyi elinde bulunduran ve yönetici konumundaki erkeklerin çoğu kadın çalışanların iş, ev ve çocuk bakımı konusundaki sorumluluklarını dengelemeyeceği konusunda ön yargıların esiri olduğundan tercihlerini erkeklerden yana kullanıyor. Esen Tümer ise, sağlık alanında Türkiye’nin başarılı kadın yöneticilerinden biri olarak, yönetim koltuklarında oturan erkeklerin bu önyargılarını kendi örneğinde yerle bir ediyor. Ev-iş hayatı dengesini mükemmel bir şekilde kurduğu gibi, hem yöneticilik yapıyor; hem de çeşitli sivil toplum kuruluşlarında aktif olarak çalışıyor. Etik ve İtibar Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Tümer,  Tıbbi Görüntüleme Teşhis ve Tedavi Teknolojileri Derneği (TIPGÖRDER)’in de yedi yıl başkanlığını yapmıştı. Zamanını oldukça  iyi yöneten Tümer, günde iki defa meditasyon ve doğada yürüyüş yapmayı da ihmal etmiyor.

Yönetim Kurulunda Kadın Programı’nda seçilen başarılı 50 iş kadınlarından biri olan Esen Tümer, sorularımızı şöyle yanıtladı:

“ERKEKLERİN KENDİLERİNİ İSPATLAMASI GEREKMİYOR”

Kadın yönetici olmanın avantajları da, dezavantajları da var. Dezavantaj olarak iş dünyasında kadınlara yönelik ön yargılar başı çekiyor. ‘Acaba yapabilir mi?, ‘Çocuğu var, nasıl çalışacak?’ gibi soru işaretleri ve ön yargılar sadece sağlık sektörü için geçerli değil; genelde her alanda ve dünyanın her yerinde kadınlar bu tür önyargılara maruz kalıyorlar. Ancak sağlıkta bu daha dominant diyebiliriz. Daha önce çalıştığım teknoloji firması mühendislerin ağırlıklı olduğu ve kadınların hemen hemen hiç çalışmadığı bir alandı. Özellikle böyle ortamlarda kadının ön yargılara karşı mücadele etmesi, erkeğe göre kendini çok daha göstermesi ve daha yetkin olduğunu ispatlaması gerekiyor. Erkeğin ise kendini ispatlama gibi bir yükümlülüğü yok. Buna karşın, kadın olmanın çalışma hayatında getirdiği avantajlar da var. Kadının büyük resmi görebilmesi, çok güçlü ruhsal ve duygusal zekası, empati kabiliyeti, inancı, istikrarlı ve yapıcı olması, pozitif bir ruh yapısına sahip olması ise bence kadınların iş dünyasındaki en büyük katma değerlerinden birkaç tanesi.”

“KENDİ DEĞERİMİZİ BİLMİYORUZ AMA İŞİMİZE DEĞER KATIYORUZ”

Dünyada kadınların çalıştıkları iş alanında karlılığa ve ciroya olan katkılarının yüzde 7 civarında olduğu görülüyor. Kadınların liderliğinde olan firmalar daha karlı hale gelebiliyorlar. Kadınlar işlerinde  özveriyle çalışırken, kendi hakları söz konusu olduğunda aynı şekilde davranmıyorlar. Maaş ya da yan haklar konusunda daha mütevazi oluyor ve ‘Zaten hak ediyorsam, üst yönetim bunu görüyordur ve değerlendirirler’ diye düşünerek  talepkar olmuyorlar. Kısacası, biz  kadınlar; kendi değerimizi bilmiyoruz ama çalıştığımız kuruma çok fazla değer katabiliyoruz”

“KADINLARDAKİ EMPATİ KABİLİYETİ YÖNETİCİLİKTE FARK YARATIYOR”

Kadınlardaki güçlü bir empati kabiliyeti yöneticilikte fark yaratıyor. Kadınlar ister bir kurum, ister bir şirket veya ister hasta olsun, karşısındakinin gözüyle konuya çok iyi bakabiliyor. Bu sayede karşı tarafın beklentilerini öğrenebiliyor, daha iyi nasıl hizmet verebileceğini anlayabiliyor. Kadınlardaki duygusal zeka (EQ) yeteneğinin erkeklerden çok daha gelişmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hatta günümüzde fiziksel zeka, ruhsal zeka, duygusal zeka; saf matematiksel zekadan çok önde gelmeye başladı. Bu da kadınlara iş dünyasında avantaj getiriyor. Erkekler biraz daha IQ, biraz daha matematiksel zeka ve mühendislik kafasıyla ilerlerken, kadınların büyük resmi görebilme yetkinliği ile beraber kompleks yapılardaki problemleri çözme, icraata geçirme ve sonuç almakta çok daha başarılı olduklarını görebiliyoruz.

HEDEF: YÖNETİM KADROLARINDA YÜZDE 40 KADIN OLMASI

CEO ve Dünya Başkanımız Omar Ishrak’ın önderliğinde hedefimiz dünyada Medtronic çalışanlarının en az yüzde 40’ının kadın olmasını sağlamak. Genel olarak bakıldığında bu çok ciddi bir oran. Bu hedefi gerçekleştirmek amacıyla kurulmuş Medtronic Woman Network’un Türkiye ve Orta Asya Başkanlığını yürütüyorum. Türkiye ölçeğinde ise Bölge Başkanı Ayhan Öztürk’e bağlı 2 genel müdür var ve ikisi de kadın. Bunlardan biri benim, diğeri de Orta Asya sorumlumuz Gulzhakhan Shamshatova. Türkiye’de ise firmanın yönetim kadrolarının yüzde 50’sini kadınlar oluşturuyor. Liderlik ekibinde ise kadın yönetici oranı yüzde 67. Toplam çalışanlarımız arasında muazzam bir denge var. Firma çalışanlarının hemen hemen yüzde 40’ı kadın diyebiliriz.

“MEME SAĞLIĞI İÇİN ÇALIŞIRKEN KENDİ SAĞLIĞIMI UNUTMUŞUM”

Geçen sene Kasım ayında bir sabah uyandığımda göğsümde bir kitle farkettim. Ailemde ciddi derecede meme kanseri riski olduğu için hemen bu hastalıktan şüphe ettim. ‘Kanser mi oldum’ diye endişelendim. Çok şükür temiz çıktı, tedavi gördüm ve iyileştim. Bu teşhisten tam bir sene önce mamografi ve ultrason cihazı satan bir firmanın genel müdürüydüm.

Yuvarlak masa toplantılarında meme sağlığı için bilinç yaratmaya çalışıyordum. ‘Aman dikkat edin, check-up yaptırın, mamografi çektirin’ diye konuşan bir kadın olarak, kendimi unuttuğum ve meme taramalarımı yaptırmadığım için çok üzüldüm. Hep işler, güçler, çoluk çocuk, koşuşturmaca derken kendimi ihmal ederek üç yıldır mamografi çektirmemiştim. Oysa, hem anne, hem baba tarafından risk grubundaydım. Anneannem, babaannem, teyzelerimde meme kanseri vardı. Riskli grupta olmama rağmen belki de bilinçaltım etkisiyle ‘Ya kötü bir şey çıkarsa’ düşüncesiyle tetkiklerimi yaptırmamıştım. Hangi ruh halinde olduğumu bilmiyorum ama annemin de bana sık sık anımsatmasına rağmen meme kontrollerimi sürekli erteliyordum. Bu bana ders oldu maalesef. O günden sonra tüm testlerimi ve check-up taramaları düzenli yaptırıyorum, meme kontrollerimi asla ihmal etmiyorum. Yaşadıklarım açıkçası tokat gibi oldu ama tüm bunlar bende ciddi bir farkındalık da yarattı. Hep bize olmaz zannediyoruz ama başımıza gelebiliyor işte.

“ESKİDEN STRESLİ ANLARDA ÇOK ÇİKOLATA TÜKETİRDİM”

Bence bütün kadınlarda olan kronik bir problem bu; özellikle stres altındayken atıştırmamız ve dengesiz beslenmemiz. Bunun sonucunda da çoğu kadının çikolata bağımlısı olduğu bir gerçek. Eskiden stresliyken bende çikolataya aşık kadınlardanım. Bu tür şeyler anlık olarak enerjinizi yükseltiyor ama daha sonra sizi hızla düşürüyor. Artık bir diyetisyenim var; onunla zayıflama amacından çok sağlıklı beslenme kültürünü oturtmaya çalışıyorum. Düzenli spor da yapıyorum. O yüzden şu an çok keyifliyim. Abur cubur yediğim, öğün atladığım, şekerli gıdaları aşırı tükettiğim, kısacası sağlıksız beslendiğim zamanlar ardık geride kaldı.  Kadınlara asla kendi sağlıklarını ertelememelerini tavsiye ediyorum. Hepimizin anne, evlat, kız kardeş, eş gibi rolleri var. Ama sıfatlarımızdan önce; kendimiz olmalı, ayaklarımızla yere basıp, kendimizi görmeliyiz.

“MEDİTASYONLA RUHEN, BEDENEN VE ZİHNEN DENGEDE KALIYORUM”

Yaşadığım yer doğayla iç içe olduğu için ruhen rahatlayabilme konusunda çok şanslıyım; Deniz kenarında bahçeli bir evim var. Doğada, sahilde bol bol yürüyüş yapıyorum. Kendimi topraklandırabiliyorum. Negatif enerjimi böylelikle atabiliyorum. Yakınımda çiftlik var, at binebiliyorum. Sabah akşam mutlaka meditasyon yaparım. Bu konuda eğitim de aldım, sertifikam var. Sabah ve akşamları 20’şer dakikalık meditasyon sayesinde ruhen, bedenen, zihnen ve kalben dengede kalabiliyorum ve bu beni çok rahatlatıyor.”

ESEN TÜMER’DEN ÇALIŞAN KADINLARA ÖNERİLER BAŞARI İÇİN KENDİNİZ OLUN, ERKEKLEŞMEYİN!

Sağlık sektörü olsun ya da olmasın çalışan ya da yönetici konumundaki kadınlara öncelikle şunu söylüyorum: ‘Kendiniz olun’. Erkekleşmeden; yani ‘Amazon kadını’ olmadan önce kendiniz olabilmeniz çok önemli. Tabii ki, rol modeli olarak aldığınız, ilham kaynağınız olan liderler olabilir; ama bir başkası gibi davranmak yapılacak en büyük yanlışlardan biridir. Nasıl ki dünyada milyarlarca insanın parmak izi birbirinden farklı ise, kadının gerçekten kendi olabilmesi başarıyı getiriyor. Erkekleşmeye çalışan kadınlar için mücadele çok daha büyük oluyor. Ne zaman kendiniz olursanız, kendiniz gibi davranırsanız; o zaman her şey rayına otuyor.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Sağlıkta Yönetim Kadrolarında Kadın Kotası Neden Olmasın?

Dr. Nazif Bağrıaçık Kadıköy Hastanesi İcra Komitesi Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serpil Bağrıaçık, ...