Menu
Anasayfa » Esra Kazancıbaşı ile Sağlık » Sağlık Bakanı ve Doktorlar Yalan mı Söylüyor Yani?

Sağlık Bakanı ve Doktorlar Yalan mı Söylüyor Yani?

Sağlıkta güven duygusu çok önemli. Bir insanın kendisinin ya da çocuğunun sağlığını, hatta hayatını emanet edeceği hekime güvenmesi… Uygulanan tedaviye inanıp kabullenmesi… Teşhis ya da tanı için gittiği hastanede kendini güvende, rahat, sevgi dolu hissedilmesi… Ancak, toplumun giderek genişleyen bir kesiminin sağlıkta güven duygusunu kaybettiği bir gerçek. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre çocuğuna aşı yaptırmayı reddeden aile sayısının 2011’de 183 iken, 2017 yılında 23 bine çıkması da bunun en somut göstergesi. Altı yılda aşı karşıtı ailelerin 125 kat artması oldukça vahim bir durum.

“OTİZM YAPTIĞINA DAİR BİLİMSEL KANIT YOK”

Türk Tabipler Birliği tarafından geçtiğimiz günlerde düzenlenen basın toplantısında

“aşıların güvenli ve etkin ürünler” olduğuna dikkat çekilerek “Aşı sadece uygulandığı kişiyi korumaz; hastalık etkeninin toplumdaki dolaşımını engelleyerek toplumdaki riskli kişileri de korur. Aşılama oranının düşük düzeyde kalması, kanser tedavisi gören ya da doğuştan bağışıklık sistemi hastalığı olan çocukları risk altında bırakmaktadır. Aşı olmayı reddetmek, bireysel özgürlük değil; kamu sağlığını tehdit eden bir davranıştır” denildi. Sağlık Bakanlığı’nın mevzuattaki aşılama konusundaki belirsizliği sona erdirmesini isteyen Türk Tabipler Birliği yetkilileri, bu konudaki yasal düzenlemenin acilen yapılması gerektiğine de dikkat çektiler. Toplantıda, aşılarla ilgili önyargılar ve yanlış bilinenlerle ilgili şu bilgilere yer verildi:

. Aşıların geliştirilme süreci, diğer ürünlere göre çok daha titiz bir çalışma ile yürütülmektedir. Bazı aşıların içinde bulunan civalı bileşik (tiyomersal), civanın organik formudur ve otizm yaptığına dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur. Yakın zamanda Avustralya’da bir milyondan fazla çocuğu kapsayan bir çalışma, bu konudaki tartışmaya son noktayı koymuştur.

. Aşıların etkisini güçlendirmek amacıyla kullanılan alüminyum çok düşük miktardadır. Bu gıdalar ve hava yoluyla söz konusu maddeye maruz kalma ile karşılaştırıldığında ihmal edilebilir düzeydedir.

. Aşılarda domuz jelatini bulunduğu iddiası ise, kolaylıkla açıklığa kavuşturulabilecek bir konudur. Türkiye’de aşı üretimine son verildikten sonra, ithal edilen aşıların kalite kontrolü Sağlık Bakanlığı’nın laboratuvarlarında yapılmaktadır. Sağlık Bakanlığı, bu denetimi yaparak domuz jelatini içeren ürünlerin satışına izin vermediğini kamuoyuna açıklamalıdır.

SAĞLIK BAKANI DEMİRCAN “AŞIYI REDDETMEK YANLIŞTIR”

Şimdi aşı karşıtlarına soruyorum. Yıllarını enfeksiyon hastalıklarına adamış bir doktor x ilaç firmasının danışma kurulunda, diğer doktor y firmasının bilim kurulu üyesi diyerek inanmadığınız aşıyla ilgili gerçekleri, hekimlerin temsilcisi bir sivil toplum kuruluşu olan Türk Tabipler Birliği böyle açıklıyor. Sağlık Bakanı Ahmet Demircan ise “Aşıyı reddetmek yanlıştır. Aşıyı reddetmek sadece kişinin kendisini ilgilendiren bir konu değil. Aşısı reddedilen çocuğun karşılaşacağı hastalığı topluma tekrar bulaştırma ihtimali de ortada” diyor. Eğer sizler, Türkiye’nin Sağlık Bakanı’na, Türk Tabipler Birliği’ne güvenmeyip, aşı karşıtı birkaç hekimin veya ailenin anlattılarına inanıyorsanız, ülkemizde sağlıkta güven duygusu yoksunluğu ve şüphecilik öncelikle ele alınması, irdelenmesi gereken bir durumdur.

Sağlıkta güven konusunda yaşanan bu sorun, ancak etkili iletişim yöntemleriyle aşılabilir. Sağlık Bakanlığı, Türk Tabipler Birliği ile sağlıkta uzmanlık dernekleri aralarındaki yetki ve görüş farklılığı gibi konuları bir kenara bırakıp çarpıcı farkındalık çalışmalarına birlikte imza atmalılar. Sağlıklı bir toplum yaratılmasında elbette medyanın da sorumluluğu çok fazla. Rating ve tiraj uğruna bilinenin tersini söyleyen birkaç hekimi, şifacıları, enerji uzmanlarını ekranlarda konuk edecekleri yerde; topluma doğru ve güvenilir sağlık bilgilerinin ulaşmasına kanal olmalılar.

Dizi yapımcısı ve senaristler de aşıların bağışıklama konusundaki önemine ve yanlış bilinenlerin yaratacağı sorunlara yer vermeliler. Böylelikle silahlı, mafyalı şiddet içeren dizilerle topluma zehir akıtmaktan çok daha faydalı bir iş yapmış olurlar.

Esra Kazancıbaşı Öztekin

sagligimicin@gmail.com

Not: Bu yazı 8 Nisan 2018 tarihinde Yenibirlik Gazetesinde yayımlandı.

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Geleceğin Hekimlerine Destek İçin…

Eskiden en gözde mesleklerden biriydi hekimlik. Peki, ya bugün? Artık çoğu genç, doktor olmak istemiyor! ...