Menu
Anasayfa » Beyin - Sinir - Omurilik Hastalıkları » Çağımızın Vebası Sepsis!

Çağımızın Vebası Sepsis!

Bugün 13 Eylül Dünya Sepsis Günü. Sepsisin görülme sıklığı kalp, kanser, inme gibi diğer bilinen hastalıklarının görülme sıklığından daha fazladır. Kalın bağırsak ve meme kanserinden ölümlerin toplamından daha fazla insan sepsis nedeniyle kaybedilmektedir. Durum bu kadar ciddi iken biz Sepsis’i ne kadar biliyoruz? Dünyada olduğu gibi ülkemizde de sepsis hakkında çok az şey bilinmektedir.  Yapılan araştırmalara göre toplumun çok önemli bir kısmının sepsis kelimesini daha önceden hiç duymadığı anlaşılmıştır.

Biruni Üniversite Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı ve Genel Yoğun Bakım Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Serdar Çelebi, sepsis hakkında bilgi verdi.

Sepsis, her yıl dünyada 30 milyondan insanı etkileyen ve yaklaşık 6 ila 8 milyon kişinin ölümüne neden olan bir hastalıktır. Dünyada her 3 saniyede bir kişinin ölümüne neden olmaktadır.

Özellikle yaşlı nüfusun ve kanser vakalarının giderek artış gösterdiği gelişmekte olan ülkeler için artan bir tehlike olan sepsisin görülme sıklığı ne yazık ki son 20 yılda yüzde 140 oranında artış göstermiştir.

Sepsis vücutta bir enfeksiyon varlığında bu enfeksiyona karşı vücudun verdiği abartılı reaksiyondur. Halk arasında kan zehirlenmesi dense de, bu deyim çok da doğru değildir. Vücutta herhangi bir bölgede enfeksiyon varlığında buna karşı bağışıklık sistemi reaksiyon göstermeye başlar ve bu kaçınılmazdır. Ancak eğer bu reaksiyon abartılı ve kontrolsüz olursa vücudun diğer doku ve organlarına zarar vermeye başlar.

ERKEN TANI VE TEDAVİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

Bunu takiben eğer erken tedaviye başlanmazsa organ yetersizlikleri, şok ve ölüm kaçınılmazdır. Ne kadar çok organ yetmezliği arka arkaya gelişirse ölüm riski o kadar fazla olur. Organ yetmezliği henüz gelişmeden ya da çok daha az organı tutmuşken geri döndürülebilirse hastanın yaşama şansı artar. Yetmezlik gelişen organ sayısı arttıkça da yaşam şansı giderek azalır. Sepsiste ölüm oranı yüzde 30 ila 70 arasında seyretmektedir. Erken ve yeterli tedavi ölüm oranını azaltır.

HER ENFEKSİYON VARLIĞINDA SEPSİS GELİŞİR Mİ?

Toplum içerisinde oluşan sıradan enfeksiyonlarla kolay kolay sepsis gelişmez. Daha önceden herhangi bir sağlık problemi olmayan kişilerde gelişen sıradan enfeksiyonların sepsise dönüşmesi söz konusu olamaz.

KİMLER SEPSİS RİSKİ ALTINDADIR?

Sepsis cins, yaş ayrımı gözetmez. Her yaş grubunda sepsis gelişebilir. Ancak hasta ile ilgili çeşitli faktörler sepsis gelişimini kolaylaştırır. Bu faktörler;

  • Bağışıklık sisteminin yetersiz olduğu ileri yaş ve 1 yaş altı çocuklar,
  • Bağışıklık sistemini etkileyen aşırı stres, travmalar, ameliyatlar, ciddi yanıklar, kemoterapi tedavileri,
  • Bağışıklık sistemini bozan diyabet, obezite, kanser ya da steroid gibi ilaç kullanımı olanlar,
  • Kalp, solunum, karaciğer, üriner sistem gibi organ sistemlerinde kronik yetmezliği olan kişiler,
  • Beslenme yetersizliği mevcut olan bakım hastaları,
  • Hastanede yatmakta olan kişiler.

SEPSİSİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Bazen hekimler tarafından dahi anlaşılması, tespit edilmesi zor olabilir. Sepsisin tek bir belirti veya bulgusu yoktur. Birçok belirti ve bulgunun farklı kombinasyonlarla bir araya gelmesi ile belirti verir. Sepsis bir enfeksiyon hastalığı sonucunda ortaya çıktığından öncelikle kaynaklandığı organa bağlı enfeksiyon belirtileri olarak öksürük, balgam, boğaz ağrısı ya da ishal, kusma olabilmektedir.  Buna ek olarak, titreme, ateş, halsizlik, ağrı, nemli veya terli cilt görülür. Ancak bu belirtiler dışında, aşırı halsizlikle birlikte şuurda bulanma, ateşin çok yüksek ya da çok düşük olması, sık nefes alıp verme, kalp atışında aşırı artış, tansiyon düşüklüğü, idrar yapmada azalma gibi organ yetersizlik belirtileri enfeksiyonun sepsise dönüşmekte olduğunu gösteren habercilerdir.

SEPSİSTEN KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?

Öncelikle hedef enfeksiyondan korunmaktır. Özellikle yüksek riskli kişilerin enfeksiyondan korunması esastır. Bu gibi yüksek riskli kişilerde hekim kontrolünde yapılacak antiviral aşılar, pnömokok aşıları enfeksiyon gelişimini engeller ya da enfeksiyon gelişse dahi sepsise dönüşüm riskini azaltır.

EL YIKAMA “EN UCUZ VE KOLAY”  KORUNMA YÖNTEMİDİR

Sepsisin önüne geçecek en kolay ve en ucuz yol “el yıkama alışkanlığıdır”. Maalesef toplumda el yıkama alışkanlığımız istenilen düzeyde değildir.

Enfeksiyon varlığında sepsisin erken tanısı çok önemlidir. Enfeksiyon varlığında sepsis tanısının gecikmesi tedaviye erken başlanmasını geciktirecek ve sepsise bağlı ölüm riskini artıracaktır. Sepsis acil tanı ve tedavi gerektiren bir durumdur. Bu nedenle sepsis belirtileri tespit edilirse vakit kaybedilmeden hastaneye başvurulmalıdır.

BİLİNÇLİ ANTİBİYOTİK KULLANIMI ÖNEM TAŞIYOR

Sepsis tedavisinde başarının önündeki en büyük engel antibiyotik direncidir. Hekim kontrolünde yapılmayan gereksiz antibiyotik tedavileri, mikropların birçok antibiyotiğe dirençli olmasına neden olmaktadır. Ne yazık ki; bu durum sepsisin ölümcül seyretmesinin ana nedeninden birisidir.

SEPSİS GELİŞTİĞİNDE NE YAPILMALIDIR?

Sepsisten şüphelenildiğinde hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Sepsis belirtileri ortaya çıkan hastada ilk 6 saat içinde tedavi başlatılmalıdır. Bu durumda hastaların hayatta kalma oranları yüzde 80’in üzerine çıkabilmekte iken doğru antibiyotik tedavisi başlanmasındaki her 1 saatlik gecikme, hastanın hayatta kalma şansını yüzde 7,6 oranında azaltmaktadır. Sepsis tam donanımlı sağlık kuruluşlarında multidisipliner yaklaşımla yoğun bakım ünitelerinde takip ve tedavi edilmelidir. Sepsiste ana hedef enfeksiyon kaynağını yok etmektir. Bunun için doğru antibiyotik kullanımı şarttır.  Ancak bazen antibiyotik tedavisinin yanı sıra ameliyat dahil başka enfeksiyon kontrol yöntemlerine başvurulur. Enfeksiyon tedavisinin yanı sıra sepsis tablosunda organ yetersizlikleri olacağından organ destek tedavileri yapılır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Parkinson, Distoni, Titreme ve Kasılma Hastalarına Müjde!

Parkinson, distoni, titreme, istemsiz hareket, kasılma ve ağrı hastalarına etkili bir tedavi imkanı sunan nöromodülasyon ...