Menu
Anasayfa » Enfeksiyon Hastalıkları » Koronavirüs Testleriyle İlgili Merak Edilenler

Koronavirüs Testleriyle İlgili Merak Edilenler

Koronavirüs tanısında kullanılan testler nelerdir? Kimler test yaptırmalı? Testlerin yalancı pozitif ya da yalancı negatif çıkmasına neden olan ne gibi faktörler var? Merak edilenleri Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji ve Viroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Altındiş anlattı.

KORONAVİRÜS TESTLERİ

Normalde kaç çeşit test var? Hızlı test ne kadar zamanda neyi gösterir? Moleküler test, antijen testi ne anlama gelir?

Moleküler testler, PCR moleküler sekanslar virüsün DNA ya da RNA’sını test etmeye yarayan son derece güvenilir, “Gold Standart” dediğimiz altın standart testleridir. Bunlar virüsün net olarak varlığını gösteren hatta daha ileri yöntemlerle kantitasyon miktarını da belirleyen testlerdir. Karteks, lateks test, kromotojenik test, hızlı test gibi testler daha çok virüsün antijenini test etmeye çalışan testlerdir. Bunlar biraz önce bahsedildiği gibi gebelik testi gibi HIV testi gibi biraz böyle lateks, karteks diye adlandırılan testler. Bizim güvenmediğimiz çok sık olmadıkça başvurmadığımız gerektiğinde büyük saha taramalarında kullandığımız testler. Ama buradaki pozitiflik her zaman net pozitiflik değildir, her zaman negatiflik de net negatiflik değildir. Her zaman aslında güvenerek çalışabildiğimiz testler de değildir. Bu testler genel olarak böyledir. Birde antikor testleri var. Antikor testleri vücudun ne zaman antikor, bağışıklık kazanmış olduğu gibi birtakım parametreleri belirler. Kısacası moleküler testlerle, PCR diye anılan birincil öncelik verdiğimiz testlerle, virüsü moleküler yöntemlerle bakılır ve DNA ya da RNA’sı net bir şekilde gösterilir.

Korona için söylemiyorum ama diğer testler gerektiğinde yapılabilir; ama onlar korona için şu anda ancak klinik ortamlarda gerek duyulan bizi destekleyici olarak değerlendirilecek testlerdir. Koronavirüs konusunda Sağlık Bakanlığı’nın belirttiği ölçüde önlemler almak yeterlidir. Onun dışında “hangi testi yaptırayım? Hangi test daha doğrudur? Nereye gidip test yaptırayım” diye bu konulara kafa yormamak gerekiyor. Gerekli olduğunda bu testler muhakkak bir zincir içerisinde yapılmalıdır. Sağlık Bakanlığı bilgisi dahilinde olmalıdır. Yapılan testler pozitif de olsa, negatif de olsa zaman zaman farklı sıkıntılar oluşturabilir. Test yaptırdınız pozitif dendi size ne yapacaksınız ya da negatif dendi ne kadar negatifsiniz? 3 gün sonra pozitif olmayacağınızı bilebilir misiniz? Bunlar çok temel sorgular. Ateşiniz, semptomlarınız, belirtileriniz var mı? Önceden “Çin ile ilişkiniz var mı” diye soruluyordu artık bu soru durumu geçti. Artık “Herhangi bir pozitif yakınınız, temasınız, bir temas öykünüz var mı?” diye sorgulanıyor.

38-38.5 derecenin üzerine çıkan ateş, solunum sıkıntıları, soluk alıp verme hızında artma ve güçlük, nefes darlıkları, kuru öksürükler, halsizlikler, koku almada bozulma, tat duyusunun kaybolması gibi bazı temel belirtiler olabiliyor. Bilim Kurulu’nun çalışmalarıyla, Sağlık Bakanlığı’nın özverili çalışmalarıyla olabildiğince iyi bir süreç götürülmeye çalışılıyor. Halkımıza düşen sükûnetle ama yoğun tedbirlerle belki bir 10-15 gün 1 ay daha beklemek.

Sağlık Bakanlığı tarafından Hasta Tanı Algoritması ile hastayı nasıl tanıyalım algoritması oluşturdu. Ve bu algoritma içerisinde testlerde bir yere montelendi. Hangi test ne zaman çalışılmalı? Çok fazla çeşitli test de yok. Bunların adları çok fazla birbiriyle karıştırılıyor. Hızlı test diye anılan testler var birde moleküler testler var. Moleküler test, asıl testtir. 60’a yakın merkezde bu testler çalışılabiliyor. Siz kendinizle alakalı bir kaygı taşıdığınızda herhangi bir yerde test yaptırmak için kendinizi zorlamayın. Bunun için herhangi bir ücret ödemeyin. Zaten Sağlık Bakanlığı bu sistem içerisinde bunları ücretsiz yapabiliyor. COVID başvuru merkezleri gibi birtakım merkezler var. Bu testler ayaküstü yapılacak testler değildir. Şüpheli görülen hastalara yapılmalıdır.

Eğer bir temas varsa, ateş, halsizlik yorgunluk, öksürük, nefes darlığı varsa Sağlık Bakanlığı’nın oluşturduğu başvuru merkezlerine başvurabilirler ya da 184 gibi ilgili hatlarını arayabilirler. Örneklerin olduğunca kontrollü merkezlerde alınması ve o silsile içerisinde o algoritma içerisinde hangi test çalışılması gerekiyorsa onun çalışılmasıyla alakalı sürecin gerçekleşmesi gerekir. Şuanda zaten Sağlık Bakanlığı’nın algoritmasındaki çalışılması gereken tek test PCR test dediğimiz moleküler test. Diğer hızlı ya da antikor testleri şu anda net olarak listede yok ama olabilir. Bakanlık bu testleri hazırlıyor, getirtiyor sisteme ilave edebilir. Bunların her birisinin ayrı yeri olabilir. Ama şu anda bizim tanıda olmazsa olmaz testimiz moleküler test diye altını çizdiğimiz PCR testidir.

KORONAVİRÜSTE HIZLI TEST

Hızlı tanı testlerinin sonuçlarının 1-2 ya da 3 kere doğrulanması mı gerekiyor?

Hızlı tanı testi diye tabir ettiğimiz eğer bir antijen testiyse muhtemelen antijen testinden bir geri dönüş yok. Bir saha taraması koronavirüste olmayacak bir şey. Moleküler testle beraber ardışık çalışılabilecek olan destekleyici bir antikor testi. Bu testler daha pratik ayaküstü her yerde çalışılabilecek testler. Bilim kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda bahsedilen o hızlı testler bir nebze askıya alındı.

Testlerin epidemiyolojik analizlerinin düzgün takip edilmesi için, Dünya Sağlık Örgütü sağlık analizi açısından muhakkak bilim merkezleri tarafından yapılması gerekir. Moleküler test dediğimiz PCR ile yapılan testlerin daha hızlandırılması, daha çabuk sonuç vermesi gibi kavramlar üzerinde durulmaya başlandı. Ümit ediyorum ki önümüzdeki günlerde daha fazla merkezde daha hızlı şekilde daha hızlı sonuçlar alabilen bir mekanizmaya kavuşacağız. Hızlı test diye anılan testlerin yalancı pozitiflik ve negatiflik ile kontrol mekanizmaların dışına çıkıyor olmaları açısından bu hızlı testlerin bu aşamada kullanılmayacağı bilgisi aldık. Bakanlık tarafından yurt dışından getirildi diye ifade edilen testler sanırım antikor testleridir. Antikor testleri hastalığı geçirmiş ya da geçirmekte olan kişilerle teması olanların kontrollerinde kullanılacak testler.

İlk testler Ankara’da yapılıyordu daha sonra 16 ile çıktı değil mi?

Şimdi 60’a kadar çıktı. İstanbul’da çok büyük bir alana yayıldı. İstanbul Anadolu ve Avrupa yakasında 10-15 merkezin bu testi rahatlıkla çalışabildiğini biliyoruz. Hatta antikor testi dediğimiz tamamlayıcı moleküler test sonrası veya moleküler testi doğrulayıcı gerek duyulduğunda çalışılacak testin İstanbul Avrupa yakasında çalışılmaya başlandığı bilgisini aldık. Anadolu yakasında da çok yakında başlanacak.

Bunun dışında Anadolu’nun pek çok kentinde 39-40’a yakın merkezde bu testler çalışılabiliyor. Benim bulunduğum şehirde de Sağlık Bakanlığı yetki verdi kitlerini gönderdi. Biz bulunduğumuz şehirde çalışıyoruz. Günde 50-100 kadar test çalışabilme hatta 7/24 vardiyalı çalışabilme reflekslerimiz oluştu. Gerek duyulduğunda hiçbir hastanın beklemesine gerek kalmaksızın testler günü gününe çalışılarak ilgili kliniklere veriliyor. İlgili kliniklerde diğer semptomlarla birleştirilerek tedavi ya da kontrol sonrası hastanın evine ayrılmasına müsaade edebilecek refleksleri geliştirmiş durumdayız.

KORONAVİRÜSTE PCR\MOLEKÜLER TEST

Ne kadar zamanda moleküler yani PCR testleri sonuç verebiliyor?

Bu testimiz normalde 1,5 saatlik bir test. Bir ön hazırlığımız var. O da 1 saat kadar sürüyor. Ortalama 2-2,5 saatlik bir test ama bir yerden nakil gibi gerekçelerle belki 1-2 gün sarkmasına sağlayabiliyor. Şu anda çok genel bir platformda bu testler çalışılabildiği için ben kendi bölgemiz için söyleyeyim günde 2-3 kez örnek toplanarak geliyor ve biz o örnekleri toplandıkça çalışıyoruz. Yani tek bir örnek çalışılmıyor ama birikince 10-15 her ne kadarsa çalışılıyor ve bunlar 3 saate bir her 4 saate bir yeniden çalışılıyor. Kendi bölgemiz için söylüyorum aynı gün test sonuçlarını vermeye çalışıyoruz. Yani aynı gün, gün içinde birkaç kez testler çalışılıyor ve bunların doğrulanması gerekiyor. Sonrasında bakanlığın sistemine pozitif, negatif gibi kayıtlara düşmüş oluyor. Bakanlıkta bunları gün sonunda pozitif olgular olarak ilan ediyor ve bunu zaten internet ortamında dakikası dakikasına olgular, enfekte olgular yapılan test miktarı görünüyor. Bizim laboratuvarımıza da sonuçları girebilme yetkisi verildi. Biz çalıştığımız testlerin sonuçlarını sürekli giriyoruz. Bizim gibi 60’a yakın laboratuvar bildiğim kadarıyla günübirlik çalışıyor. Eksiklere çok hızlı anında müdahale ediliyor. Tahmin ediyorum çok kısa sürede merkezlerin hepsi devrede olacak ve bunlar testleri o bölgelerde çalışır halde olacaklar. Sonuçlar günü gününe ilgili kliniklere verilerek tedavileri veya kontrolleri takip edilmiş olacak.

Moleküler yani PCR testleri güvenilirliği en yüksek testlerdir. Testin doğruluk oranı nedir?

Bu testler yüzde 99-100’e yakın doğruluk oranlarına sahiptir; ama örnek alım biçimi, örneğin taşınması, aşamaları, moleküler dizayn, laboratuvar koşulları gibi birtakım teknik konularla zaman zaman çok nadiren yalancı negatiflik söz konusu olabilir. Örneğin klinik olarak kişide ateş devam ediyorsa, 2 gün sonra tekrar çalışılır. Mesela virüs çok düşük miktardaysa test, burundan ya da balgamdan alınan sürüntüde belli bir miktarın altını saptayamayabiliyor. 2 gün sonra çalışıldığında daha yüksek miktarda olursa saptanabiliyor.

Antikor testinde 8 ve 10’uncu günden itibaren bir tanı doğrulama yöntemi olarak kullanabileceğimiz bir parametre olarak gündeme gelmeye başladı. Klinik olarak şüpheli bir olgudan moleküler testi yüzde 100’e yakın KOVİD pozitif ya da negatif diyebiliyoruz. Çok nadiren test tekniği ile test ortamı ile alakalı nadiren bir negatiflik varsa, klinik olarak KOVİD şüphesi duruyorsa yapılan son 2 testte veya bir başka destekleyici antikor testiyle tekrar teyit etmek söz konusu olabiliyor. Yani tamamen klinik laboratuvar ilişkisi ile alakalı tamamen teknik bir konudur. Türkiye’ye has bir konu değil evrensel bir konu. Virüsün kaçıncı gün nerede olabileceğine dair daha kesin bir bilgi yok. Son 2 ayda 1000’e yakın makale okumuş ve makaleyi irdelemiş vaziyetteyiz. Şu an virüsün tabiatını her yönüyle bilmiyoruz yani hastalığı geçirmiş iyileşmiş olgulardaki süreci beraberce gözlemliyoruz. Çünkü çok yeni bir virüs.

Türkiye’de yapılan araştırmalar da KOVİD-19 ile dünyada küresel mücadele çalışmaları da çok değerli, biraz bahsedebilir misiniz?

Virüs solunum, el, ağız, burun temasıyla alındıktan sonra üst solunum yollarında daha sonra alt solunum yollarına geçer ve alt solunum yollarındaki epitel hücrelere yerleşerek buradaki replikasyonların çoğalmalarını sağlar. Örnekler daha çok solunumsal yani nazofaneks dediğimiz burun arka duvarından veya bademciklerin arka duvarından ya da alt solunum yolları trakeden alınan sıvı sekresyondan veya balgamdan alınabiliyor. Bazen entübe hastalarda ise entübasyon tüpünden almak gerekiyor. Kanda antikor aranır. Daha çok o hastalığın biraz daha ileri evrelerinde test ettiğimiz bir şey. Hastalığı bir şekilde geçiren bireyler 7-10’uncu günde ilk immün sistem tepkisi olarak bir antikor üretebiliyorlar. Ve bu hastalığı geçirmiş olan bireylerde bir doğrulama testi olarak da kullanabileceğimiz bir test parametresi gibi duruyor. Belki bundan 3-5 yıl sonra koronavirüs geçirdi diye test etmek istersek o zaman yine benzer bir test tekniği ile kandan yine bir başka antikor immün sistemin oluşturduğu bir tepki proteinini test ederek, toplumda bu hastalığı geçirmiş olanları test etmiş olacağız. Özetle solunum örnekleri test edilir. Önümüzdeki günlerde muhtemelen kandan da teyit eden destekleyen testler çalışmaya başlayacağız. PCR testi virüsün DNA’sı ile RNA’sını fazla miktarlarda çoğaltarak inceleyen moleküler biyolojik yöntem.

NE ZAMAN HASTANEYE BAŞVURMALI?

Yoğunluk olmaması için kimler hastaneye başvurmalı? Birde en ufak boğazı ağrıyan, en ufak ateşi çıkan biraz nezle olan herkes acaba bende mi KOVİD- 19 oldum diye haklı olarak kaygı duyabilir. Ne zaman hastaneye gitmeli?

Muhtemel bir temas öyküsü ardından 39-40 derecelere çıkan ateş, öksürük, nefes darlığı ve halsizlik gibi birtakım semptomlar olmalıdır. İnfulanza B hala ülkemizde var. Yani bu semptomları yapan virüsler sadece KOVİD-19 olmayabilir; ama biz bu semptomlar varsa başkaları da olabilir diye ihmal etmemeliyiz. Sosyal mesafeyi koruyarak merkezlere başvurulabilir. Mesela evden çıkamayacak kadar kötü durumdaysanız maskenizi takın ve ambulans hizmeti için arayın. Bu tür semptomları olan kişiler muhakkak maske takarak gitmelidir. Başkalarına da bulaşmaması için bu önlemi almalıdır. Acile ya da belirtilen merkezlere uğraması halinde kişiye tedavi için süreç başlamış olur.

Bir kişiye tanı konuldu ve tedavi uygulamaya başladınız. Bu kişinin hafif, orta ya da ağır şekilde geçirdiğini nasıl anlıyorsunuz? İyileştiğini belirlemede testlerin yeri nedir?

Negatifleşmesi yeterlidir; ama klinik gözlem takibi gerektirebilir. Biz tekrarlayan testlerimizde pozitiflik sonrası 10-14’üncü günlerde tekrarlayan testlerimiz belki 21’inci güne kadar sarkabilir. Duruma göre bu tamamen hastanın klinik semptomlarının ağır veya hafif olmasıyla alakalı. Konu koronavirüs olunca elimiz ayağımız biraz bağlanıyor. Çünkü koronavirüs çok bilinen bir konu değil. 11 farklı form oluşturabiliyor. Mesela belirtisiz hastalıktan tutun çok hafif belirtiye, orta düzey belirtiye bu şekilde skala çok geniş. Bunların her birisinin süreçleri klinik ortamlarda değerlendirilmesi gerekiyor ve testlerinde belli periyotlarla yenilenmesi gerekiyor. Bu sağlık silsilesi içerisinde tedavi olan bireylerin 10-14’üncü günlerde testlerinin negatif olması virüsün temizlenebildiği anlamına geliyor ve bu gerçekten bir başarı. Ama sağlık destek sistemleri gerekiyorsa hastaya bir parça daha belli bir rehabilitasyon süreci devam edebilir.

Şu soru da çok soruluyor: Test negatif ama sonra tekrar pozitif olur mu? Test negatif ileride yeniden hastalık tekrarlar mı? Bunlar şuanda çok beklemediğimiz şeyler ve olmaması gereken şeyler. Ama tekrar belirtmeliyim ki biz koronavirüsü konuşurken biraz temkinli adım atmak durumundayız. Testin pozitif olmasını beklemiyoruz, kişinin tekrar hastalık geçirmesini beklemiyoruz. Ama birtakım yan hastalıkları varsa bunlarda tam iyileşme hali belki her zaman olmayabiliyor. Hafif birtakım akciğer sorunları söz konusu olabiliyor. Bunlar da rehabilitasyonla zaman içerisinde iyileşebiliyor. Ama biz tamamen iyileşebilen pek çok olgu da takip etme gözlemleme şansı da yakalayacağız. Şu anda etkin, spesifik bir tedavisi yok; ama destekleyici tedaviler var. Şunu da belirteyim toplumda bu enfeksiyonu geçirenlerin ancak yüzde 15-20’si biraz daha böyle hastane hizmeti alacak kadar ciddi formda geçirebiliyor. Hastalığı ne tamamen ihmal etmek ne de çok korkup aşırı paniklemek doğru olmaz. Bu yeni bir virüs hep beraber tedbir alacağız. Birtakım unsurlarını kontrol altında tutabiliyoruz. Özellikle hipertansiyon, kalp yetmezliği, diyabet, böbrek yetmezliği olan hastalarda biraz daha ağır seyrediyor; ama onlara da müdahale edilme şansı söz konusu.

“Ne zaman durulacak? Ne zaman bitecek?” konusunda çeşitli senaryolar var. Bunlar da insanları tedirgin ediyor; çünkü kronik hastalığı olanlar var. 1-1,5 yıl boyunca bu olay devam ederse işleri ne olacak? Kendilerini nasıl koruyacaklar? Biz Türkiye olarak bunu daha az hasarla atlatabilir miyiz? Onun için ne yapmamız gerekli? Öngörülen senaryolardan tam olarak bahseder misiniz?

Toplumun muhakkak belli bir kesiminin bağışık hale gelmesi hastalığın yayılımının durması anlamında çok gerekli olacak. Sağlık Bakanlığının yapmaya olabildiğince teması azaltmak, yeni enfekte bireyleri azaltmak, enfekte bireylerin hastaneye yığılmasını minimalize etmek. Süreci aşı ya da ilaç gelişene kadar kontrol altına almak. Güneşin kendini çok fazla göstermesi gerek D vitamini sentezi açısından gerekse dolaşımdaki virüsün zarlı yapısından dolayı viole ışıklarıyla azalacağı beklentisi söz konusu. Bununla alakalı yayınlar var; ama bunlar hala çok net değil. Bugün yeni çıkan 2 yayın böyle bir sinyal verdi. Yalnız bu hiçbir şekilde bizim gerek sosyal temasımızı gerekse bu güne kadar temizlikle alakalı güzel kazanımlarımızı reflekslerimizi bozmamalı diye düşünüyorum. Ocak 2021 belki yeniden koronavirüs benzeri bir virüsü konuşuyor olabiliriz. Ama o dönemde elimizde çok fazla veri olacak belki aşımız olacak, belki etkin bir tedavimiz olacak.

Şu anda dünyanın çok büyük bir kesimi bundan etkilendi. Güney yarımküre daha az etkilenmiş vaziyette. Güney yarımküre de kışa doğru gidiyor; yani bizim bu sezon yaşadığımız enfeksiyonların bir benzerini umarım olmaz; ama beki Güney yarımkürede bundan sonraki birkaç ay sonra konuşuyor olabilir. Sonrasında biz yeni sezonda belki Güney yarımküreden gelen koronavirüsün yeni enfeksiyonuyla karşılaşıyor olabiliriz. Ama o dönemde ciddi bir deneyimimiz olacak; yani biz virüsle tanıştık ve tanışma sürecimiz devam ediyor. Amaç kademeli tanışmak; yani bir anda herkesin tanışmaması ya da çok ciddi tanışmış insanların hastanelere yığılmaması, sağlık sistemini kilitlememesi, bunu zamana yayarak süreci tamamlamak, aşı ve ilaç bulmak için biraz zaman kazanmak. Aşı bulunduğunda belki daha rahat olacağız. O zaman daha korunur halde olabileceğiz. Özetle koronavirüs şöyle birkaç ay sonra hayal olup gitmeyecek. Diğer influenza grip virüsleri gibi alıştığımız bir şey haline gelene kadar biraz gündemde kalacak. Yani diğer SARS ve MERS çok lokal kaldı. Bu ise bir pandemi yaptı. Şu anda dünyanın 3’te 2’sinden fazlasında bu enfeksiyonla mücadele var. Uyarılara kulak verelim, sosyal mesafemizi koruyalım, el yıkama alışkanlıklarımıza hassasiyet gösterelim.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Hayat Tedbirle Normale Dönüyor

Kamuoyunda “Yeni Normal” olarak tanımlanan döneme adım adım girdiğimiz şu günlerde, birçok kişinin en çok ...