Menu
Anasayfa » Kadın Sağlığı » Jinekolojik Kanserler Hakkında Merak Edilenler

Jinekolojik Kanserler Hakkında Merak Edilenler

Medicana International Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Jinekolog Onkolog Doç. Dr. Mehmet Serdar Oğuz, jinekolojik kanserler konusunda bilgi verdi.

Jinekolojik kanserler nedir? Ne sıklıkla görülür?

Jinekolojik kanserler, kadınlarda üreme organlarından kaynaklanan kanserlere karşılık gelen kanser grubudur. Rahim. Yumurtalık, rahim ağzı gibi kanserlere jinekolojik kanserler adını verilir. Bunların görülme sıklığı bölge bazında farklılık gösterebilir. Günümüzde en fazla ölüm sebepleri arasında kalp ve damar hastalıkları gelmektedir. Yaklaşık yüzde 40 oranında. İkinci sırada kanserler gelmektedir. 2030-2035’li yıllarda bu durumun kanserlerle gelişeceğine dair birtakım çalışmalar ve öngörüler var. Bu açıdan jinekolojik kanserler olduğu gibi diğer kanserler de son derece önemli. Bunların görülme sıklığı ülke genelinde farklılık gösterebiliyor. Mesela dünyada en fazla sıklıkla görülen jinekolojik kanserler arasında rahim ağzı kanseri sıklıkla görülmekte. Rahim, yumurtalık kanseri ve bunları takiben vulva, vajen kanserler de bu sıraya yerleşmektedir. Buna karşın gelişmekte olan, sosyoekonomik seviyesi düşük olan ülkelerde rahim ağzı kanseri ön plana çıkmaktadır. Gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde ise sıklıkla rahim kanseri, yumurtalık kanseri, rahim ağzı kanseri sıralaması bu şekilde değişmektedir. Yine 4.  ve 5. sıraya vulva ve vajen kanserleri yerleşmektedir.

JİNEKOLOJİK KANSER BELİRTİLERİ

Jinekolojik kanserlerde genel olarak risk faktörleri neler oluyor?

Çok spesifik bulguları yoktur. Jinekolojik kanserler, diğer kanserlerde de olduğu gibi ileri aşamaya gelmeden hastanın bunu anlaması veya bir şekilde spesifik bir şikayetle hekime gitmesi söz konusu değil. Erken tanı için yıllık düzenli muayeneler önemlidir. Düzenli muayeneler, tedavi yöntemleri, tümör markalarının belli aralıklarla bakılarak kanser öncesi lezyonların tespit edilmesi bu konuda hastaya ve hekime kapıyı açacak konulardır.

Jinekolojik kanserlerde tanı nasıl konuluyor? Tanı yöntemleri neler oluyor?

Tarama yöntemleri en büyük silahımız. Ama her organ için, her jinekolojik kanser için maalesef mümkün değil. Efektif olarak rahim ağzı kanserleri için kullandığımız PAP smear testi var. PAP smear testi belli aralıklarla yapılan, rahim ağzından fırçayla alınan hücrelerin toplanması, daha sonra patolojiye gönderilmesidir. Patolog  bunları boyadıktan sonra hücrelerin sitoplazma, çekirdek ve yapısını değerlendirerek bunların kanser öncesi bir lezyona zemin hazırlayıp hazırlamadığı konusunda bir fikir beyan etmesiyle ortaya çıkacak bir durum söz konusudur. Düzenli PAP smear testleri, rahim ağzı kanserlerinde erken tanıya giden gold standarttır diyebiliriz. Maalesef diğer jinekolojik kanserler için, bir yumurtalık kanseri için, bir tüp kanseri için maalesef erken tanıya götürecek günümüzde gold standardı oluşturacak bir erken tarama testi mevcut değildir.

Doç. Dr. Mehmet Serdar Oğuz

HPV VİRÜSÜ VE RAHİM AĞZI KANSERİ

Rahim ağzı kanserine HPV denilen bir virüs sebep oluyor ve genellikle cinsel temas yoluyla bulaştığını biliyoruz. HPV virüsü nedir? Bu virüs erkekleri de etkiler mi?

HPV virüsü himmun papilloma virüs adını verilen, 100’den fazla tipi olan bir DNA virüsüdür. Bunları kendi aralarında düşük riskli ve yüksek riskli olmak üzere ikiye ayırabiliyoruz. Düşük riskli HPV virüsleri genellikle genital siğillerden sorumluyken, yüksek riskli yaklaşık 15-20 civarında HPV tipi ise rahim ağzı kanserleri, vulva ve vajen kanserlerinden sorumludurlar. HPV virüsleri genellikle cinsel ilişkiyle daha sık olarak bulaşabilir. Bazen sürüntü, akıntıyla enfekte olmuş HPV’ler de buna yol açabilir. Erkeklere de bulaşabilir. Erkeklerde HPV virüs, kadınlarda olduğu gibi ölümcül kanserlere yol açmaz. Erkeklerde daha çok genital siğil şeklinde kendilerini belli ederek o şekilde bir klinik tabloyla ürolog arkadaşlara başvurmak durumunda kalabiliyorlar.

YUMURTALIK KANSERİ

Yumurtalık kanseri de sık görülen bir kanser türü. Bu konu hakkında da bilgi verebilir misiniz?

Yumurtalık kanseri, gelişmiş ülkelerde rahim kanserlerini takiben 2. sırada görülen bir kanser çeşididir. Jinekolojik kanserler arasında en çok ölüme yol açan kanserler arasındadır. Ortalama yaş grubu, 63 yani post menopozal yaş grubunda sıklıkla karşılaştığımız bir kanser çeşididir. Ortalama 63 yaşında görülür. Kadınların hayatta kalma ömrü uzadıkça maalesef yumurtalık kanserine yakalanma şansları da artıyor. Bu erkeklerdeki prostat kanserine benzer bir şekilde seyir eder. Yumurtalık kanseri maalesef hekime başvurduğun zaman ileri aşamada olduğun için tedavi şansı oldukça düşüktür. Hayatta kalma şansı da diğer jinekolojik kanserlere göre değerlendirdiğimizde yaşam süresi oldukça kısıtlı olan bir kanser çeşididir. Bundaki temel sebebin başında da hastaların hekime geç başvurmaları yatar. Anatomik lokalizasyonundan dolayı yumurtalıklar karın boşluğundadır ve karın boşluğu da mevcut yumurtalık kanseri büyük boyutlara gelmedikten sonra hastada çok fazla şikayete yol açmaz. İleri aşamaya geldiği zaman genellikle karında şişlik, iştahsızlık, kilo kaybı, karın boşluğunda sıvı toplanması, vajinal sıra dışı akıntılarla kendini gösterir. Bu kansere yönelik herhangi bir tarama testi maalesef yoktur. Düzenli aralıklarla yapılan yıllık muayeneler, tarama testleri, görüntüleme yöntemleri en önemli şeylerdir.

Tedavide nasıl bir yol izleniyor?

Erken tanı konması halinde bütün kanserlerde oluğu gibi jinekolojik kanserlerde de yüz güldürücü sonuçlar alabiliyoruz. Burada özellikle tarama testi olarak kullanılan rahim ağzı kanserlerinde PAP smear testinin düzenli olarak yapılması, gerekirse HPV DNA testlerinin yapılarak rahim ağzındaki hücrelerde HPV virüsünün varlığının ortaya konması çok önemlidir. Tanı erken onduğu sürece oldukça yüz güldürücü sonuçlar alabiliyoruz. Rahim ağzı kanserlerinde kanser öncesi lezyonların tespiti durumunda rahim ağzına yapılan Leep konizasyon LLETZ adını verilen küçük cerrahi müdahalelerle hastanın hem organını korunabiliyor hem de doğurganlığı devam edebiliyor. Burada önemli olan tanının erken konmasıdır.

Jinekolojik kanserlerden korunmak için kadınlara neler önerirsiniz?

Kadınların yıllık muayeneler gibi belli aralıklarla jinekoloğa gidip muayene olmaları ve testlerini yaptırmaları gerekir. Çünkü kadınlardaki jinekolojik organlar, gözümüzün önünde olmayan organlardır, karın boşluğu ve en derin yerde anatomik olarak lokalizedirler ve bunu için bunların tespiti oldukça önemlidir. Düzenli muayene bilincinin oluşturulması çok önemlidir.

HPV AŞISI

Son olarak HPV aşısına da değinmek istiyorum. HPV aşısını ne zaman yaptırmalı?

HPV aşısı yaklaşık 2006 yılından beri dünya pazarında uygulanmakta olan bir aşıdır. 2’li ve 4’lü aşı olarak başlangıçta piyasaya sürüldü.  Ama kısa zaman önce de 9’lu aşı da üretildi. İçerdiği virüse karşı yani 2 virüse karşı koruyuculuğu varsa 2’li aşı, 4 virüse karşı koruyuculuğu varsa 4’lü aşı ve 9 virüse karşı koruyuculuğu varsa 9’lu aşı şeklinde tanımlanmaktadır. HPV virüsüne karşı yapılacak aşı genellikle genç yaş grubunda, herhangi bir cinsel deneyimi olmayan, evlenmeden önce, naif adını verdiğimiz genç kızlarda yapılması durumunda oldukça yüz güldürücü sonuçlar alınabiliyor. Özellikle 11 yaşından 26-27 yaş grubu oldukça ideal bir yaş grubuna karşılık gelir. İleri yaşlarda da uygulanabilir. Ama esas bizim hedef hasta grubumuz 11-26 yaş grubu olmalıdır.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Meme Kanseri ve Meme Estetiği Ameliyatı Aynı Anda Yapılabiliyor

Meme kanseri, her 8 kadından 1’inin hayatını, herhangi bir dönemde, bir şekilde etkiliyor. Meme kanseri ...