Menu
Anasayfa » Sağlık Haberleri » Türkiye Üniversite Gençliği, Aile Hakkında Ne Düşünüyor?

Türkiye Üniversite Gençliği, Aile Hakkında Ne Düşünüyor?

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji bölümü ile İletişim Fakültesi tarafından gerçekleştirilen araştırma, gençlerin aile ve evlilik kurumuna ilişkin güncel tutumlarını ortaya koydu. Türkiye’nin 7 bölgesindeki devlet ve vakıf üniversitelerinde öğrenim gören 3 bin 266 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen çalışma ilginç sonuçlarıyla dikkat çekti. Gençlerin yüzde 58.4’ü evlilik kurumunu “Mutlu bir beraberlik” olarak tanımladı. Araştırmada “Evlilik niçin önemlidir?” şeklindeki soruya  yüzde 89,2 oranında “Hayatı sevdiğimle paylaşmak için” yanıtı verildi. Katılımcılar “Eş seçerken nelere dikkat edersiniz?” sorusunda da yüzde 80,5 oranla “İyi huylu olması” yanıtını verdi. Tahsilli olması, iyi bir meslek ve iş sahibi olması ise daha az tercih edildi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise araştırma sonuçlarının iyi okunması ve anlaşılması gerektiğini belirterek “Z kuşağının kayıp kuşak yani sıfır kuşağı olması istenmiyorsa karakter inşaa eden bir eğitim sistemine gidilmesi gerekiyor” uyarısında bulundu.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı ve Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal sorumluluğunda gerçekleştirilen araştırma, üniversite gençliğinin aile ve evlilik kurumuna bakışını ortaya koymayı hedefledi.

“Türkiye Gençlik ve Aile Araştırması” Sonuçları, Covid-19 salgını nedeniyle alınan önlemler kapsamında çevrimiçi düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Basın toplantısına Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal katıldı.

PROF. DR. EBULFEZ SÜLEYMANLI: “KÜRESEL BOYUTTA OLUMSUZ GELİŞMELER, TÜRK AİLE YAPISI İÇİN DE RİSK OLUŞTURUYOR”

Günümüz toplumlarında toplumsal değişmenin etkisiyle aileye ve evliliğe yüklenilen anlamların farklılaştığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Son zamanlarda eşler arası yaşanan geçimsizlik, çatışma ve boşanma oranlarının yükselmesi gerek çiftler üzerinde gerekse evlenmemiş bireyler üzerinde aile ve evlilik kurumuna ilişkin farklı toplumsal, ekonomik ve psikolojik sonuçlar doğurmaktadır. Öte yandan evliliğin özellikle gençler arasında sorgulanmaya başlanması, yeni yaşam biçimlerinin doğmasına yol açmaktadır. Tek ebeveynli aileler, nikahsız birliktelikler, solo (tekil) yaşamlar aileye alternatif türler olarak ortaya çıkan yaşam biçimleri arasındadır. Bu bağlamda özellikle gençlerin aile ve evlilik kurumuna ilişkin güncel tutumlarının bilimsel alan araştırmalarıyla belirlenerek sonuçlarının kamuoyunun gündemine taşınması önem arz etmektedir. Bu araştırmayla gençlerin aile ve evlilik kurumuna ilişkin tutumlarının geniş bir çerçevede araştırıp analiz ederek, gerek sosyal bilimler literatürüne gerekse uygulayıcılara (devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları) katkı sağlanması amaçlanmıştır” dedi.

Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı,

ÖĞRETİM ÜYESİ AYLİN TUTGUN ÜNAL: “KÜLTÜREL DEĞERLER VE HAYATA BAKIŞ FARKLILAŞTI”

Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal ise yeni medya teknolojileri ile birlikte gelen ve dünya genelinde yaygın kullanım oranına kavuşan çevrimiçi etkileşimli ortamların iletişim biçimleri ve ilişkileri dönüştürdüğü bir çağda yaşadığımızı belirterek “Özellikle sosyal ağların sağladığı kolay iletişim ve topluluk oluşturma imkanının küresel boyutta olmasıyla, kültürel değerler ve hayata bakış açıları farklılaştı. Önceleri kuşaktan kuşağa değer aktarımı, yakın çevre ile sınırlıyken şimdilerde özellikle daha erken yaşta teknolojiyle tanışan gençler, dünyanın diğer bir ucundaki değeri benimseyip hayata geçirebiliyor. Böylece yaşanılan toplumda farklı yaş gruplarının farklı değerler sistemini hayata geçirmesiyle, iş yaşamı, sosyal yaşam, aile yaşamı ve evliliğe bakış açıları ve davranışları farklılık gösteriyor” dedi.

Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Dijitalleşme ile ortaya çıkan “kendi değerler sistemini oluşturma” anlayışı, birlik halinde bulunulan ortamlarda elbette iletişim farklılıklarından doğan anlaşmazlıkları beraberinde getirecektir. Farklı değerler sistemi doğrultusunda, evlilik kararı alsalar bile eşler arası iletişimsel farklılıklar aile birliğini etkileyecektir. Anne, baba, çocuk ilişkilerinin önemini bir kere daha gündeme getiren bu araştırmada anne ve babanın birlikte olup olmaması ve aralarındaki iletişime göre gençlerin evliliğe yükledikleri anlamın farklı olması ve aileye “güven” anlamını yüklemeleri, aile iletişimi ve güven ortamının çocuklar üzerindeki etkisini bir kere daha ortaya koymuştur” dedi.

Aylin Tutgun Ünal

PROF. DR. NEVZAT TARHAN: “AİLEDEKİ SORUNLARIN TESPİTİ VE ÇÖZÜMÜ İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise toplumun temel taşı olan ailenin öneminin son yıllarda daha da anlaşıldığını belirterek üniversite olarak aile kurumundaki sorunların ortaya çıkarılması ve bu sorunların çözümüne yönelik önerilerde bulunmayı hedeflediklerini kaydetti.

PROF. DR. NEVZAT TARHAN: “AİLELER ÜNİVERSİTEDE PROJESİ İLE GÜÇLÜ TOPLUM HEDEFLENİYOR”

Bu kapsamda Üsküdar Üniversitesi ve uygulama ortağı NPİSTANBUL Beyin Hastanesi ile Aileler Üniversitede Projesini hayata geçirdiklerini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Üsküdar Üniversitesi’nin sosyal inovasyon projesi olan bu proje ile bireyin bilinçlenmesini, dolayısıyla sağlıklı aile ve güçlü toplumu hedefliyoruz” dedi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan

PROF. DR. NEVZAT TARHAN: “SAĞLIKLI VE MUTLU BİR AİLE İÇİN 5S + 1M KURALINI ÖNERİYORUZ”

Bugün sonuçları açıklanan araştırmanın gençlerin aile ve evlilik kurumuna bakışlarını ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çıkan sonuçlardan yola çıkarak aile içi iletişimin güçlendirilmesi, 5S +1M Güven Modeli ve toplumsal değerlerin öne çıkarılması gerektiğini kaydetti. Tarhan, “Sağlıklı ve mutlu bir aile için odağında manevi birikimler bulunan, sevgi, saygı, sadakat, samimiyet ve sabırı bir arada barındıran bir model öneriyoruz” dedi.

PROF. DR. NEVZAT TARHAN: “Z KUŞAĞI, SIFIR KUŞAĞI OLMASIN”

Ailenin bir sığınak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sağlıklı çocuklar yetiştirmek için sağlıklı ve güven dolu bir aile ortamına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Z kuşağından sonra önlem alınmazsa kayıp bir sıfır kuşağının gelme tehlikesine dikkat çeken Tarhan, çocuklara bilgelik değerlerinin öğretilmesi gerektiğini söyledi. Kayıp bir nesil istenmiyorsa mutlaka önlem alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Türk gençliği arafta. Bu araştırma, gençlerin evlilik ve aileye bakışı konusunda alarm verdiğini söylemek mümkün. Eğer önlem alınmazsa 20 yıl sonra İngiltere ya da Hollanda olabiliriz” uyarısında bulundu.

PROF. DR. NEVZAT TARHAN: “KARAKTER İNŞA EDEN BİR EĞİTİM SİSTEMİNE GİDİLMELİ”

Küresel bağlamda kuralsız, gevşek disiplinli, bilinçsiz, sorumluluk almaktan kaçan, bir anomik nesilden bahseden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 0-6 yaş politakalarının doğru şekilde inşaa edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Tarhan, “Gençlerde de karakter inşaa eden bir eğitim sistemine gidilmesi gerekiyor. İnançlı ve bilge bir nesil yetişmesi lazım. Değerlerin öğretilmesi lazım. Bilgeliği eğitim olarak çocuklarımıza öğretmezsek teknolojiyle rekabet edemeyeceğiz. Çocuklara birlikte yaşama bilincini öğretmek gerekiyor. Bu bilinci öğetmezsek benmerkezci kendi çıkarına odaklı bir nesil gelme ihtimali var. O nedenle eğitim sistemimizin yeniden inşaası, ailelerin bu konuda bilinçlendirilmesi ve sosyal projeler yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yerel değerleri korumanın önemine de işaret ederek “Yerel olmayan evrensel olamaz” dedi.

3 BİN 266 ÖĞRENCİ KATILDI

Çevrimiçi anketle gerçekleştirilen çalışmaya, Türkiye’nin 7 bölgesindeki devlet ve vakıf üniversitelerinde 2019-2020 Akademik Yılında öğrenim gören 18-35 yaş arasında 3 bin 266 ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencisi katıldı. Yüzde 54,3’ü kadın (1770 kişi), yüzde 45,7’i erkek (1491) olan katılımcıların yüzde 74,1’i lisans, yüzde 16,6’sı ön lisans, yüzde 7,9’u yüksek lisans ve yüzde 1,3’ü ise doktora öğrencisiydi. Katılımcılardan yüzde 64,3’ü (2.100) devlet üniversitesi,  yüzde 35,7’si ise (1.166) vakıf üniversitesi öğrencisi oldu.

EVLİLİK, MUTLU BİR BERABERLİKTİR

“Evlilik sizce nedir?” sorusuna ülke genelinde; yarıdan fazla katılımcı (yüzde 58,4) “Mutlu bir beraberlik” cevabını verdi. İkinci sırada ise yüzde 19,5 ile “sorumluluk” yanıtı verildi.  “Aşk ve tensel uyum” diyenler yüzde 9,8 oldu. Katılımcıların evlilikle ilgili farklı ifadeler kullandıkları dikkat çekti: imtihan (yüzde 2); esaret (yüzde 1,3); mecburiyet (yüzde 0,8); alışkanlık (yüzde 0,7); “çocuk sahibi olmak” (yüzde 2); “kurtuluş” (yüzde 0,4).

YARISINDAN ÇOĞU AŞK EVLİLİĞİ İSTİYOR

“Aşk evliliği mi, mantık evliliği mi tercih edersiniz?” şeklindeki soruya yüzde 64,3 oranında genç, aşk evliliği yanıtını verirken; mantık evliliği istediğini belirtenlerin oranı yüzde 16,7 oldu. Hiç evlenmek istemediğini bildirenlerin oranı ise yüzde 11,9 olarak belirlendi. Hem aşk hem mantığın bir arada olabileceğini belirten gençlerin oranı ise yüzde 7 oldu. Cinsiyete göre aşk evliliği/mantık evliliği karşılaştırıldığında, kadınların aşk evliliğine yönelik görüşlerinin baskın olduğu görüldü. Ayrıca hem aşk hem de mantık evliliğini tercih etmede kadınlar lehine önemli bir farkın olduğu ortaya çıktı.

“EVLENMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM” DİYENLERİN ORANINDA ARTIŞ GÖZLENİYOR

“Evlenmeyi düşünmüyorum” diyen gençler, yüzde 15,6 ile en yüksek Güneydoğu Anadolu bölgesinden çıktı. Bu soruya en az yanıt ise yüzde 11,2 oranı ile Marmara bölgesinden geldi. Bu soruya tüm bölgelerden yüzde 10’un üzerinde yanıt verildi.

Aşk evliliğini tercih edenler, yüksek oranda Ege (yüzde 66,5) ve Marmara (yüzde 66,5) bölgesinde iken; bu bölgeleri Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgeleri takip etti. Bu bölgelerde oran yüzde 60’ın üzerinde oldu. Mantık evliliği oranları en yüksek Karadeniz (yüzde 22,3) ve Güneydoğu Anadolu (yüzde 22,1) bölgesinde görüldü.

İDEAL EVLİLİK YAŞI NEDİR?

Öğrencilerin görüşlerinden hareketle erkekler için ideal evlenme yaşı olarak 27-28 civarında çıkarken, kadınlarda bu yaşın 25-26 bandında olduğu saptandı. Genellikle tercih edilen evlenme yaşında kadınların erkeklere göre daha küçük yaşta evlenmesi gerektiği belirlendi.

Çalışmada katılanlara “En uzun ilişkisinin süresi” de soruldu. Gençlerin yarısı (yüzde 50) 6 ay ile 5 yıl arasında olduğunu belirtirken; “İlişkim olmadı” diyen gençlerin oranı yüzde 12 oldu. İlişkisi olmadığını belirtenlerde en yüksek oran İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da bulundu. (yüzde 18). Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde bu oran yüzde 15 civarında oldu. “İlişkim olmadı” diyenlerin oranı en az olan bölge Marmara (yüzde 9,9) ve Ege (yüzde 10) oldu.

BÜYÜK ÇOĞUNLUK EVLİLİK KARARINI TEK BAŞINA ALIYOR

Evlilikle ilgili karar aşamasında uygun durum sorulduğunda; ülke genelinde yüzde 67 oranında gençler “Kararı ben veririm, daha sonra ailemden onay alırım” dedi. yüzde 12 oranında katılımcı ise “Kararı ben veririm, aileme danışmam” dedi. Bu durumda neredeyse yüzde 80 oranında genç kararı kendi vermek istediğini belirtti. “Kararı ailem verir, sonra benim onayımı alır” diyenlerin oranı ise yüzde 0.8 gibi oldukça düşük bir oranda kaldı. Aileyle görüş birliği yaparak evlilik kararı almayı bulan gençlerin oranı yüzde 20 oldu.

Ailesinin karşı çıktığı biriyle evlenip evlenmeyecekleri sorulduğunda “Hayır evlenmem” diyenlerin oranı yüzde 65,2 oldu. Evlilik kararı alırken kadınların erkeklere göre ailesinin görüşlerine büyük önem verdiği görüldü. Erkekler bu noktada kadınlara göre kendi kararlarını verebileceğini ve başkasına danışma ihtiyacının olmadığı yönünde görüş belirtti.

Ailenin kesin olarak karşı çıktığı biriyle evlenmek istenmesine yönelik öğrencilerin görüşleri incelendiğinde, erkeklerin bu durumda ailesine karşı çıkıp evlenmeyi istediği, kadınların ise evlenmeyi istemediği ortaya çıktı. Bölgelere bakıldığında; Doğu Anadolu bölgesinde yüzde 82,2 oranında genç ailesine karşı gelmeyeceğini bildirirken bu oran Güneydoğu Anadolu’da ise yüzde 71,4 oldu. Ailem karşı çıksa da evlenirim diyenlerin en yüksek olduğu bölgeler ise yüzde 37,6 ile Akdeniz; yüzde 36,7 ile Marmara; yüzde 35,6 ile Ege; yüzde 33,3 ile İç Anadolu Bölgesi oldu.

EVLİLİK AŞKI NASIL ETKİLİYOR?

“Sizce evlilik aşkı nasıl etkiler?” diye sorulduğunda; yüzde 42,1 oranında “aşkı güçlendirir” yanıtı alınırken; yüzde 34,9 ile ikinci sırada ise “Tam olarak öldürmese de zaman aşımına uğratır” cevabı verildi. “Sadece evlilik değil uzun süreli ilişkiler de aşkı öldürür” diyenler yüzde 13,2’dir. Böylece, yüzde 48 oranında aşkın zaman aşımına uğrayacağı veya öleceğinin düşünüldüğü ortaya çıktı.

Ayrıca yüzde 2’lerde seyreden bir grup, aşkın evlilikle birlikte yerini sevgi ve saygıya bırakacağını belirtti.

Nikaha ilişkin görüşler sorulduğunda hem resmi hem dini nikah olması gerektiğini belirten gençlerin oranı yüzde 76,8 oldu. yüzde 17 oranında genç sadece resmi nikah olması gerektiğini, dini nikaha gerek olmadığını düşündüğünü ifade etti.

KATILIMCILARIN YARISI İKİ ÇOCUK İSTİYOR

Evlendikten sonra kaç çocuk sahibi olmak istedikleri sorulduğunda; katılımcıların yarısı 2 çocuk (yüzde 52) derken, yüzde 20,4’ü 3 çocuk, yüzde 6,7’si 4 çocuk istediğini belirtti. 5 çocuk isteyen yüzde 2 oranında genç bulunmuş, 1 çocuk yeterli diyenler ise yüzde 10,8 oldu. “Çocuk istemiyorum” diyen gençlerin oranı ise yüzde 6,8 oldu. Evlendikten sonra istenilen çocuk sayıları incelendiğinde, erkeklerin kadınlara oranla daha fazla çocuk sahibi olmak istedikleri belirlendi.

TEK ÇOCUK OLURSA KIZ OLSUN

“Sadece 1 çocuk olsa kız mı erkek mi isterdiniz?” şeklindeki soruya ise katılımcıların yüzde 33,1’i kız, yüzde 21,5’i erkek çocuk istediklerini belirtti. Fark etmez diyenlerin oranı yüzde 45,4 oldu.

Sadece tek çocuğa sahip olunması durumunda cinsiyet tercihlerinde erkekler ile kadınlarda da benzer sonuçlar olduğu belirlenmiştir. Böyle bir durumda erkekler genellikle erkek çocuğuna sahip olmayı isterken kadınların ise kız çocuğuna sahip olmak istediği görüldü. Bölgeler açısından bakıldığında; kız çocuk isteyenlerin Doğu Anadolu (yüzde 34,9), Marmara (yüzde 34,3), Ege (yüzde 34) bölgesinde daha çok olmakla birlikte, İç Anadolu (yüzde 32,6) ve Akdeniz Bölgesinde (yüzde 31,8), Karadeniz Bölgesinde (yüzde 27,9) de birinci sırada geldiği söylenebilir.

Diğer yandan Güneydoğu Anadolu Bölgesinde erkek çocuk isteyenler daha fazla oldu. (erkek: yüzde 20,8; kız: yüzde 19,5).

KADINLAR YAŞÇA BÜYÜK EŞ İSTİYOR

“Eş olarak seçeceğiniz kişinin yaşı size göre ne düzeyde olmalı?” sorusuna verilen yanıtlar incelendiğinde “Yaşı benden büyük veya benim kadar olmalı diyenler” ilk sırada yer aldı. (yüzde 27,7). Yaş farkı önemli diyenler yüzde 21,2, yaşı benden büyük olsun diyenler yüzde 18,7, yaşı benden küçük veya benim kadar diyenler yüzde 18,2 oldu. Eş olarak seçilen kişinin yaşının kendisine göre nasıl olması gerektiği ile ilgili görüşler incelendiğinde, kadınların daha çok kendinden büyük ve aynı yaştaki erkeklerle evlenmek istediği, erkeklerin de kendilerinden küçük ya da aynı yaştaki kadınlarla evlenmek istedikleri görüldü.eş

“Eş olarak seçeceğiniz kişinin eğitim durumu size göre ne düzeyde olmalı?” sorusuna; yüksek oranda “Benimle aynı düzeyde ya da benden yüksek olmalı” yanıtı verildi. yüzde 43. “Eğitim farkı önemli değil” diyenlerin oranı yüzde 33,1, “Benimle aynı eğitim düzeyinde olsun” diyenlerin oranı ise yüzde 17 oldu.

MADDİ DURUM FARKI ÖNEMSENMİYOR

“Eş olarak seçeceğiniz kişinin maddi durumu size göre ne düzeyde olmalı?” sorusuna; birinci sırada “Maddi durum farkı önemli değil” yanıtı verildi. (yüzde 45,8). İkinci sırada “Maddi durumu benden iyi ya da benimle aynı düzeyde olmalı” diyenler yer aldı. (yüzde 31,5). Maddi durumu benimle aynı olsun diyenler yüzde 12,1 oldu.

“EŞ SEÇERKEN NELERE DİKKAT EDERSİNİZ?” SORUSUNA VERİLEN CEVAPLAR İSE ŞÖYLE OLDU:

  • yüzde 80,5 – İyi huylu olması
  • yüzde 68,4 – Aynı değerlere sahip olması
  • yüzde 57,9 – İyi bir aileden olması
  • yüzde 54,2 – Benimle aynı dünya görüşünü paylaşıyor olması
  • yüzde 41,2 – Güzel/Yakışıklı olması
  • yüzde 26,2 – Tahsilli olması
  • yüzde 22,6 – İyi bir meslek sahibi olması
  • yüzde 20,5 – İş sahibi olması

En az seçilen seçenekler ise yüzde 3,6 ile “Aynı takımı tutuyor olması”, yüzde 4,3 ile “Askerliğini yapmış olması”, yüzde 6,5 ile “Zengin olması” oldu.

EŞ ADAYININ AYNI DİNDEN OLMASI ÖNEMLİ

Çalışmada katılanlara evlenecekleri kişiyle ilgili düşünceleri de soruldu. Katılımcıların yarısı evleneceği kişinin kendisiyle aynı dinden olmasının önemli olduğunu söyledi. Elde edilen sonuçlar şöyle oldu:

  • Genel olarak bilinen tanışma usulleri dışında sosyal medyada tanıştığım biriyle evlenirim. yüzde 36,7
  • Evleneceğim kişinin benimle aynı dinden olması önemli. yüzde 56,2
  • Evleneceğim kişinin benimle aynı memleketten olması önemli. yüzde 6,9
  • Evleneceğim kişinin benimle aynı etnik kökenden olması önemli. yüzde 23
  • Evleneceğim kişinin benimle aynı siyasi görüşten olması önemli. yüzde 29,4
  • Evleneceğim kişinin benimle aynı sosyo-ekonomik statüde olması önemli. yüzde 36,5
  • Evleneceğim kişinin herhangi fiziksel engelinin olmaması önemli. yüzde 30,5
  • Evleneceğim kişinin sağlıklı olması ve herhangi bulaşıcı hastalığının olmaması önemli yüzde 60
  • Evleneceğim kişinin aileme saygı duyması önemli yüzde 83,2
  • Evleneceğim kişinin dürüst olması önemli. yüzde 86,4
  • Evleneceğim kişinin bana ekonomik güvence sağlaması önemli. yüzde 39,5
  • Evleneceğim kişinin bana sadık olması önemli. yüzde 85,6

GÖRÜCÜ USULÜ EVLİLİK ÇOĞUNLUKLA DOĞRU BULUNMUYOR

“Görücü usulü evliliği doğru buluyor musunuz?” sorusuna yüzde 42,5 oranında “Hayır” cevabı verildi. Doğru bulan gençlerin oranı ise yüzde 25,6; “Bu konuda kesin fikrim yok” diyenlerin oranı ise yüzde 31,9 oldu. Bölgelere göre; görücü usulünü doğru bulan yüzde 40,5 oranında gencin Doğu Anadolu bölgesinde olduğu bulunmuştur. Bu bölgede doğru bulmayanlar daha azdır (yüzde 25).

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görücü usulünü doğru bulan ve bulmayanlar eşit orandadır (yüzde 34,2). Diğer bölgelerde doğru bulmayanlar çoğunluktadır. Sırasıyla; Marmara Bölgesi (yüzde 45,5), Ege (yüzde 43,1), Akdeniz (yüzde 41,9), Karadeniz (yüzde 40,1), İç Anadolu (yüzde 37,4).

Akraba evliliği sağlıksız bulunuyor

“Akraba evliliğinin doğacak çocukların sağlığı açısından olumsuz sonuçlarına inanıyor musunuz?” sorusuna yüzde 80 genç “Evet” derken; “Hayır” diyenlerin oranı yüzde 9,4 oldu.  Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yüzde 19,5 oranındaki genç bu görüşe katılmadığını bildirdi.

EVLENMEDEN BİRLİKTE YAŞAMAK KABUL GÖRMÜYOR

“Evlenmeden birlikte yaşamayı onaylıyor musunuz?” sorusuna “Evet” diyenlerin oranı yüzde 33,1; “Hayır” diyenlerin oranı ise yüzde 51,8 oldu. “Fikrim yok” diyerek kararsız kalanlar yüzde 15,1 oldu.

Birlikte yaşamayı onaylayanlar incelendiğinde en yüksek oranlar sırasıyla; Ege Bölgesi (yüzde 38,7), Marmara Bölgesi (yüzde 35,5), Akdeniz Bölgesi (yüzde 32,9) olurken; onaylayanların azınlıkta olduğu bölgeler; Doğu Anadolu Bölgesi (yüzde 10,7), Güneydoğu Anadolu Bölgesi (yüzde 19,5) oldu.

Katılımcılar evlilik şartları olarak şu faktörleri sıraladı:

  • yüzde 88,1 – Uygun eş adayı bulmak
  • yüzde 82 – İş bulmak
  • yüzde 62,6 – Mesleğimde ilerlemek
  • yüzde 70,2 – Mezun olmak

En düşük orana sahip şartlar ise; Çeyiz tamamlamak (yüzde 8,9), Araba almak (yüzde 11,8), Ev almak (yüzde 27,8) oldu.

ÖNCEKİ DUYGUSAL İLİŞKİLER ENGEL OLARAK GÖRÜLMÜYOR

“Daha önce başkasıyla duygusal birlikteliği olmuş biriyle evlenir misin?” sorusuna; yüzde 62,6 oranında genç “Evlenirim” cevabı verirken;  yüzde 9,2 “Evlenemem” cevabını verdi. “Düşünmedim” diyenler yüzde 28,2. Bölgeler incelendiğinde; “Hayır evlenmem” diyenler en çok Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görüldü. (yüzde 26). İkinci sırada onaylamayanlar ise Doğu Anadolu Bölgesinde yüzde 19 oranında görüldü.

“Daha önce başkasıyla cinsel ilişkisi olmuş birisiyle evlenir misiniz?” sorusunda; evet ve hayır diyenler yakın oranda bulundu. Buna göre “Evet evlenirim” diyenler yüzde 37,5; “Hayır evlenmem”  diyenlerin oranı ise yüzde 38,8 oldu. “Düşünmedim” diyenlerin oranı ise yüzde 23,7 oldu.

Bölgelere göre bakıldığında “Evet” diyenlerin açık ara farkla “Hayır” diyenlere göre daha yüksek orana sahip olduğu bölgeler Ege (yüzde 44,3) ve Marmara (yüzde 41,1) oldu. “Hayır evlenmem” diyenler ise en yüksek Doğu Anadolu Bölgesi (Hayır: yüzde 68,5; Evet: yüzde 13,7) ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinde (Hayır: yüzde 63,6; Evet: yüzde 15,6) bulundu.

KADINLAR BİRLİKTE YAŞAMAYI REDDEDİYOR

Evlenmeden birlikte yaşamayı nasıl gördükleriyle ilgili öğrencilerin görüşleri incelendiğinde, öğrencilerin büyük çoğunluğunun bu durumu onaylamadıkları görüldü. Fakat kadınların erkeklere göre bu durumu şiddetle reddettikleri de ayrıca belirlendi. Ayrıca katılımcıların yaşları ilerledikçe bu durumu onaylayanların sayılarında belirgin bir artış olduğu görüldü.

Evlenmeden çocuk sahibi olmayı onaylayıp onaylamadıkları sorulduğunda; yüzde 82,6 genç hayır derken, yüzde 7,5 evet dedi. “Fikrim yok” diyenlerin oranı yüzde 9,9 oldu. Evlenmeden çocuk sahibi olunabileceğini onaylayan gençlerin yüzde 10,3 oranında Ege Bölgesinde, yüzde 9,3 oranla Marmara Bölgesinde bulunduğu görüldü. Akdeniz ve İç Anadolu yüzde 5’lerde seyretti.Onaylamayanlar en çok Doğu Anadolu (yüzde 1,8) Bölgesi ile eşit oranda düşük iki bölge olan Güneydoğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesinde görüldü. (yüzde 2,6).

EŞLERİN AİLELERİ İLE YAŞAMAK

“Evlendikten sonra ayrı bir ev açmak yerine eşimin ailesiyle yaşayabilirim” ifadesine katılım düzeyleri incelendiğinde; kesinlikle katılmayan ve katılmayanların toplamı yüzde 77,8 oldu. Kararsız olanlar yüzde 16,4 olup bu duruma katılanlar yüzde 5,8’dir. Katılanların çoğu Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ikamet etmektedir.

KRİZLER EVLİLİK KARARINI ETKİLİYOR

“Krizler (ekonomik, siyasal, salgın) aile kurma kararınızı etkiler mi?” sorusu incelendiğinde; “Evet etkiler” diyenlerin oranı yüzde 59,4 oldu. “Hayır, etkilemez” diyenlerin oranı yüzde 23,1 olurken; düşünmediğini belirtenlerin oranı yüzde 17,5 oldu.

“Eşinizin çalışma durumuna bakış açınız nasıl olurdu?” sorusuna; yüzde 93,5 genç “evet çalışabilir” cevabını verirken; “Hayır” diyenler yüzde 2,6, “Hiç düşünmedim” diyenlerin oranı yüzde 3,9 oldu.

“Evleneceğiniz kişiyle evlilik sözleşmesi imzalar mısınız?” sorusuna; yüzde 61,8 oranında katılımcı “Hayır” derken; “Evet” diyenlerin oranı yüzde 11,8 oldu. “Düşünmedim” diyenlerin oranı yüzde 26,5 oldu.

“Evlilik sizin için önemli midir?” sorusuna; yüzde 82,3 oranındaki genç “Evet” derken; yüzde 17,7 oranında gencin yanıtı “Hayır” oldu. Evliliğin önemli olmadığını belirtenler bölge bazında incelendiğinde Ege Bölgesi yüksek oranda (yüzde 22,1) yer alırken; ikinci sırada; Marmara (yüzde 19,3) sonra Akdeniz (yüzde 18,5) geldi. “Evet” diyenler en yüksek oranda Doğu Anadolu Bölgesinde görüldü. (yüzde 91,6).

EVLİLİK HAYATI SEVDİĞİYLE PAYLAŞMAK İÇİN ÖNEMLİ

“Evlilik niçin önemlidir?” sorusuna katılımcıların verdiği yanıtlar ve oranları da şöyle oldu:

  • yüzde 89,2 – Hayatı sevdiğimle paylaşmak için
  • yüzde 73,8 – Daha düzenli bir hayat için
  • yüzde 50,8 – Neslin, soyun devamı için
  • yüzde 37,5 – Dinimiz emrettiği için
  • yüzde 31,1 – Rahat yaşamak için
  • yüzde 30,4 – Güvenli yaşamak için
  • yüzde 9,7 – Gelenek olduğu için

EVLENMEKTEN KORKANLARIN ORANI YÜZDE 37,5

“Evlenmek sizi korkutuyor mu?” sorusuna; gençlerin yarısı (yüzde 51,3) hayır derken, yüzde 37,5’i “evet” demiştir. Bunu hiç düşünmedim diyenler yüzde 11,2’dir.

Evlenmekten neden korktukları sorulduğunda verilen cevaplar ise şöyle oldu:

  • yüzde 29,1 – Sorumluluk almaktan korktuğum için (Doğu Anadolu)
  • yüzde 25,4 – Gelecek hakkında iyimser olmadığım için (Daha çok Ege Bölgesi)
  • yüzde 22,8 – Geçim sıkıntısına düşmekten korktuğum için (Daha çok Güneydoğu Anadolu)
  • yüzde 21,6 – Evlenmeden önce yaptıklarımı yapamamaktan korktuğum için (Güneydoğu Anadolu)
  • yüzde 6,9 – Cinsellik hakkında yeterli bilgiye sahip olmamak (Daha çok Karadeniz Bölgesi)

“Anlaşamayan eşlerin boşanması uygun mu?” sorusuna; yüzde 87,4 genç uygun olduğunu belirtirken;  yüzde 2,9 uygun bulmadı. Fikri olmayanların oranı yüzde 9,7 oldu.

“Çocuğu olanların boşanması uygun mu?” sorusuna; yüzde 72,5 uygunluk belirtirken; yüzde 10,1 uygun bulmadı. Fikri olmayanların oranı yüzde 17,4 oldu.

“Şiddet” boşanma sebebi olabilir düşüncesine katılım düzeyleri sorgulandığında; yüzde 83,5 oranında genç “Kesinlikle katılıyorum” derken; yüzde 11,8’i “katılıyorum” yanıtı verdi.

Daha önce başından evlilik geçmiş biriyle evlenir misiniz sorusuna; “evet” diyenlerin oranı yüzde 27,5; “hayır” diyenlerin oranı ise yüzde 30,7 oldu.  yüzde 41,8 oranında “fikrim yok” denildi.

“Bir imkân doğsa, sırf kendinize daha rahat gelecek sağlamak için yurt dışına yerleşmenize yardımcı olacak bir evlilik yapar mıydınız?” sorusuna “evet” diyenlerin oranı yüzde 43 olurken;  “Hayır” diyenlerin oranı ise yüzde 34,1; “Fikrim yok” diyenlerin oranı yüzde 22,9 oldu.

“Ailenizle ilişkinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunda sunulan düzeylere göre; yüzde 41,1 katılımcı “iyi” olduğunu belirtti. Çok iyi olduğunu belirtenler yüzde 35,9; “orta” diyenlerin oranı yüzde 19, “kötü” diyenlerin oranı yüzde 2,8; “çok kötü” diyenlerin oranı yüzde 1,2 olarak belirlendi.

Katılımcılar, “Kendi kuracağınız ailede, kendi ailenizden farklı olacağını düşündüğünüz konular” konusunda da şu görüşleri verdi:

  • yüzde 53,9 – Eşler arası iletişim
  • yüzde 45,6 – Ebeveyn ile çocuk ilişkisi
  • yüzde 51,4 – Aile için rol ve görev dağılımı
  • yüzde 27,8 – Çocuk eğitimi ve terbiyesi
  • yüzde 21,1 – yakın akraba ve tanıdıklar ile ilişkiler

AİLE “GÜVEN” İFADE EDİYOR

“Aile sizin için ne ifade ediyor?” sorusunun karşılığı da tek kelime ile istendi. Bu kelimeler de şöyle oldu:

  • Güven yüzde 15,9
  • Huzur yüzde 11,8
  • Herşey yüzde 8,2
  • Mutluluk yüzde 7,2
  • Sevgi yüzde 6,1
  • Hayat yüzde 5,7
  • Birlik yüzde 5,1
  • Sorumluluk yüzde 2,8

AİLE SİZİN İÇİN NE İFADE EDİYOR?

Ailenin öğrenciler açısından ne ifade ettiği anne/baba birlikteliği açısından incelendiğinde, anne/babası birlikte yaşayan öğrenciler için “mutluluk” olarak, anne/babasından ikisi ya da herhangi biri vefat edenler için “bağlılık” ve anne ve babası ayrı yaşayan/boşanan öğrenciler için ise “güven” olarak görüldü.

EVDEKİ HER TÜRLÜ İŞ ORTAK YAPILMALI

Katılımcılara evde sorumluluk paylaşımı da soruldu. “Genel olarak eşler arasındaki sorumluluk paylaşımı konusunda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna; çoğunlukla yüzde 67,8 oranında “Evdeki her türlü iş ortak yapılmalı” ifadesine katılım oldu. Neredeyse eşit oranda katılım gösterdikleri iki seçenek ise “Erkek ve kadının yapacağı işler farklıdır” ile “Kadın işlerle baş edemeyecek duruma geldiğinde erkek yardım eder” ifadeleri oldu. Bu durumda yüzde 30 oranındaki gencin, kadın ve erkek görev ve rollerinin farklı olduğunu düşündüğü sonucunu ortaya koydu.

SOSYAL MEDYA KULLANIM ALIŞKANLIKLARI DA BELİRLENDİ

Çalışmada katılımcıların sosyal medya alışkanlıklarına ilişkin de soru yöneltildi.

“Sosyal medyaya günde kaç saat bağlanırsınız?” şeklindeki soruya verilen yanıtlar şöyle oldu:

  • yüzde 46,6’sı günde 1-3 saat,
  • yüzde 28,7’si günde 4-6 saat,
  • yüzde 6,9’u günde 7 saat ve üzeri bağlanmaktadır. Yani günde 4 saat ve üzeri bağlananlar yüzde 35,6’dır.
  • Devamlı bağlı olduğunu bildirenler yüzde 6,5
  • 1 saatten az kullananlar yüzde 11,4

Sosyal medyayı daha çok günün hangi vaktinde kullandıkları sorulduğunda; yüzde 43,2’si gün içinde, yüzde 28’i hem gün içinde hem de kalkar kalkmaz ve yatmadan önce kullandığını bildirdi. Gece uyumadan önce bağlananlar yüzde 15,9, sabah uyanır uyanmaz ve gece yatmadan önce bağlananların oranı yüzde 10,1 oldu.

“Sosyal medyada fotoğraf paylaşmadan önce filtre/makyaj uygular mısınız?” sorusuna katılımcıların yüzde 38,2’si uyguladığını, yüzde 61,8’i uygulamadığını belirtti. En çok yani birinci sırada kullandıkları sosyal medya uygulaması sorulduğunda; yüzde 64,5 oranında Instagram; yüzde 15,4 Twitter; yüzde 14,9 Youtube kullandıkları bulunmuştur. Facebook yüzde 1,6 bulundu.

“Daha önce sosyal medyada tanıştığınız biriyle ilişkiniz oldu mu?” sorusuna yüzde 42,2’si oldu, yüzde 57,8’i olmadı olarak cevap verdi. Hayır diyenler en yüksek oranda Doğu Anadolu (yüzde 71,4) ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde (yüzde 70,7) olduğu belirlendi.

YALNIZLIK ALGISI DA ÖLÇÜLDÜ

“Kendinizi ne sıklıkla yalnız hissedersiniz?” sorusuna; orta seviyede olan düzey olarak “bazen” diyenler yüzde 40,8 bulundu. Nadiren olduğunu yüzde 30’u belirtirken; sık sık yalnız hissettiğini bildirenler yüzde 15; her zaman yalnız hissedenler yüzde 5,8 oldu.

Öğrencilerin kendilerini ne düzeyde yalnız hissettikleri anne/baba birlikteliği açısından incelendiğinde, anne ve babası bir arada yaşayan öğrencilerin büyük çoğunluğunun bazen kendilerini yalnız hissettikleri belirlendi. Anne ve babası ayrı yaşayan/boşanmış öğrencilerin ise anne ve babası beraber yaşayan öğrencilere göre kendilerini daha çok yalnız hissettikleri tespit edildi.

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Vücut Dışı Tanı Yöntemlerinde Son Gelişmeler

Tıp teknolojisindeki gelişmelerin tedaviye yansımaları büyük. Ama tedavi dışında tanı yöntemlerinde de hızla gelişmeler oluyor. ...