Menu
Anasayfa » Sağlık Haberleri » Meme Kanserinin Erken Teşhisinde Kullanılan Teknolojiler

Meme Kanserinin Erken Teşhisinde Kullanılan Teknolojiler

Her 8 kadından birinin meme kanseri riski taşıdığını biliyor musunuz? Meme kanseri kadınlarda ölümlere yol açan kanserler arasında başı çekmesine karşın, memenin sıkıştırılması endişesi, çocukların, evin, işin sorumlulukları derken çoğu kadın meme sağlığını ihmal ediyor. Oysa ki, geliştirilen yeni yöntemler kadınlara hem kısa sürede konforlu bir şekilde meme kanseri taramasından geçme imkanı sunuyor, hem de erken teşhisle tedavinin başarı şansını arttırıyor.

GE Sağlık Orta Doğu, Kuzey Doğu Afrika, Orta Asya ve Türkiye Genel Müdürü Nael Dabbagh, meme kanserinde erken teşhisin önemi ve tarama yöntemleri konusunda şu bilgileri veriyor: “Günümüzde yaşamakta olduğumuz hızlı teknolojik gelişim sağlıktan iletişime kadar birçok alanda hayatımızı değiştiriyor ve geliştiriyor. Sağlık teknolojilerinde meydana gelen gelişmeler insanların sadece tedavisini kolaylaştırmıyor, aynı zamanda hastalıkların gerçekleşmeden ya da erken evrelerde teşhis edilmesini mümkün kılıyor. Burada gerek sağlık hizmeti sağlayıcılarına, gerekse hastalara düşen en önemli görev ise, bu yaklaşımların yaygınlaşmasını sağlamak ve onları doktorların önerileri doğrultusunda etkin bir biçimde kullanmaktır.

Unutulmamalıdır ki; meme kanseri kadınlar arasında yüzde 30’luk bir oranla en çok görünen kanser türüdür. Her 8 kadından 1’i meme kanseri olma riski taşıyor ve her yıl 2.1 milyon kadına meme kanseri teşhisi konuyor*. Halen meme kanseri yüzde 15 oran ile kadınlar arasında kanser kaynaklı ölümlerde ilk sırada yer alıyor**. Ancak meme kanseri, tedavi edilebilir ve tedavi başarısı en yüksek kanser türlerinden biridir. Hastalığın rutin elle muayene ve ileri görüntüleme yöntemleri sayesinde erken teşhis edilmesi ve vücutta başka bir noktaya yayılmamış olması durumunda  bir hastanın beş yıllık hayatta kalma oranı yüzde 99’a varmaktadır. Bu yüzden meme kanserinin tanı ve tedavi takibinde kullanılan ileri görüntüleme yöntemleri, erken teşhis ve tedavinin başarısında büyük önem taşımaktadır.

40 YAŞIN ÜZERİNDEKİ KADINLAR YILDA BİR KERE MAMOGRAFİ ÇEKTİRMELİ

Meme kanserinde erken teşhis oranının artırılmasıyla, daha etkin bir tedavinin kullanılmasına imkan tanınması ve meme kanserinden ölüm riskinin azaltılması amaçlanır. Uzun süreli ve geniş gruplarda yapılan karşılaştırmalı araştırmalara bakıldığında ise mamografi taramalarının meme kanseri nedeniyle oluşan ölüm oranlarını yüzde 40’a varan oranda düşürdüğü görülmektedir.  Bu yüzden, kadınlara 40 yaşından itibaren meme kanseri belirtilerinden herhangi biri gözlemlenmeksizin yılda bir defa rutin tarama mamografisi çektirmeleri önerilmektedir. Bu alandaki teknolojik gelişmeler hem hastaya daha az X ışını verilmesini, hem de hastanın kendi kontrolünde meme sıkıştırma imkanıyla taramaların yapılmasını mümkün kılmaktadır.

MAMOGRAFİDE KONTROL ARTIK HASTANIN ELİNDE!

Tıptaki yeni ilerlemelere paralel olarak meme tarama yöntemleri de hızla gelişmektedir. Bunlardan biri de hasta kontrolünde meme sıkıştırmalı mamografi taramalarını mümkün kılan yöntemlerdir. Sıkıştırma korkusu, rutin mamografi taramasının önünde bir engel olmakta ve meme kanserinin teşhis edilmesini geciktirerek kanserin ilerlemesine yol açmaktadır.

Hasta kontrollü sıkıştırma özelliğine sahip mamografi teknolojisi, kadınların mamografi çekimi sırasında meme sıkıştırma işlemini kendilerine verilen özel uzaktan kumanda ile kendi kontrollerinde yapabilmelerini sağlamaktadır. Bu yeni yöntem, hastanın sıkıştırma kuvvetini kendisinin ayarlamasıyla daha az acı hissetmesini sağlamakta, dolayısıyla endişesini azaltarak hastanın mamografi konforunu ve tecrübesini iyileştirmeyi amaçlamaktadır. Yapılan araştırmalara göre meme sıkıştırmasını kendi yapan kadınların yüzde 79’u mamografi çekiminin daha konforlu olduğunu, yüzde 54’ü ise daha az endişe duyduklarını bildirmektedir.

YOĞUN MEMELERDE İLAÇLI (KONTRASTLI) MAMOGRAFİ 

Meme kanseri tarama yöntemlerinden bir diğeri de; kontrastlı yani ilaçlı mamografidir. Daha önce mamografi ile saptanan kitlelerin teşhisini geliştirmeye yardımcı olan bu teknik, aynı zamanda yoğun meme dokusuna sahip, ortalamaya göre meme kanseri görülme sıklığı daha fazla olan kadınlarda standart dijital mamografi çekiminde saptanamayan şüpheli kitleleri de tespit edebilen ek bilgiler sağlamaktadır. İyotlu kontrast madde ve düşük X ışını dozu kullanılan yöntemde, standart dijital mamografi görüntülerine ek olarak  kitle etrafındaki anormal damarsal oluşumlara yönelik kontrastlı görüntüler de sağlanabilmektedir. İki meme için toplam inceleme süresinin on dakikadan az olduğu kontrastlı mamografi, dijital mamografiye göre yoğun memelerde meme kanseri teşhisini yüzde 20 oranında artırmaktadır.

MAMOGRAFİDE DİJİTAL TOMOSENTEZ

Dijital meme tomosentezi ise, yazılım ve donanım alanında sağlanan yeni teknolojik gelişmeler doğrultusunda standart 2D mamografi ile aynı miktarda X ışını kullanımı ile memenin farklı pozisyonlarda çekilmiş birden çok görüntüsünü oluşturduktan sonra bu görüntüleri bir araya getirerek 3D (üç boyutlu) görüntüler sağlamaktadır. Avrupa’da yapılan bir araştırmada, dijital tomosentez ve mamografinin birlikte kullanımının yalnızca mamografi kullanımına kıyasla meme kanserini yüzde 90 daha fazla tespit ettiği belirlenmiştir. Özellikle yoğun memelerdeki kanser tanı oranlarını yüzde 70 arttığı gözlenmiştir.

Ayrıca Meme MR’ı da, ülkemizde ve dünyada tarama işleminden daha çok çözümlenemeyen lezyonlar için ileri tetkik olarak, tümörün evrelendirilmesinde ve çevre yumuşak dokunun çözümlenmesinde kullanılmaktadır. Bu faydalarının elde edilebilmesi için yüksek teknolojili bir MR sistemi ve iyi yetişmiş uzman kadro gerektiğinden, Meme MR’ı daha çok üniversite hastaneleri ve nitelikli görüntüleme merkezlerinde yapılabilmektedir.”

YOĞUN MEME DOKUSU KANSER İÇİN RİSK!

“Her 10 kadından 4’ünde görülen yoğun meme dokusu tamamen genetik bir özelliktir. Yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda meme kanserinin görülme riski 4-6 kat daha yüksektir. Meme kanserlerinin yüzde 71’i de yoğun meme dokularında meydana gelmektedir. Buna karşın meme kanserlerinin neredeyse yüzde 50’si, ileri derecede yoğun meme dokularında çekilen mamografi ile görülmeyebilir. Bunun sebebi, kanser dokusunun da yoğun olması ve X ışınını çok düşük oranlarda geçirmesidir.

YOĞUN MEME DOKUSU FARKLI BİR YAKLAŞIMLA İNCELENMELİ!

Otomatik meme ultrason sistemi, yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda doktorların dokuları ayırt etmesine ve tümörleri daha net bir şekilde görmelerine yardımcı olmaktadır. Otomatik meme ultrason sisteminde, radyasyon veya kompresyon içermeyen ses dalgaları kullanılmaktadır. Tek başına mamografi kullanımına kıyasla yoğun memelerde otomatik meme ultrasonuyla birlikte gerçekleştirilen taramalar, yayılma ihtimali olan meme kanserlerinde tanı oranını yüzde 55 arttırmaktadır. Tüm meme kanseri tiplerinde tanı oranını yüzde 37 yükseltmektedir.

Otomatik meme ultrason incelemesi, meme anatomisine daha uygun ve yüksek görüntü kalitesi ile yoğun meme dokusuna sahip kadınlar için önemli bir tetkik aracıdır. Ultrasonla yapılan taramalar genel olarak 45 dakikalık aralıklarla planlanırken, çift yönlü ve üç boyutlu (3D) otomatik meme ultrason taraması ise yaklaşık 15 dakika içinde tamamlanıp incelemeye gönderilebilmektedir. Tüm bu yöntemler meme kanserinin erken yakalanmasına olanak sağlayarak yaşam süresini uzatacağından doktora gitmekten değil, geç kalmaktan korkalım.”

ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİNE DAİR 3 BİLGİ!

1.Meme kanserinin birinci evrede erken teşhisi yaklaşık yüzde 100 sağ kalma oranı anlamına gelmektedir. Meme kanserinin dördüncü evrede teşhis edilmesi halinde sağ kalım oranı yüzde 22’ye düşmektedir.

2.Kadınlara, 30 yaşından itibaren meme kanseri belirtilerinden herhangi biri gözlemlenmeksizin memenin her ay elle muayenesi, 40 yaşından sonra yılda bir defa doktor kontrolü ve rutin tarama mamografisi önerilmektedir.

3.Yıllık mamografi taraması, erken teşhise yardımcı olarak ölüm riskini yüzde 25-30 veya daha fazla azaltabilmektedir.

GE Sağlık’tan “KahramanımBenim” Kampanyası

Meme kanseriyle mücadeleyi desteklemeye yönelik taahhüdünün bir parçası olarak bu alandaki çalışmalarını sürdüren GE Sağlık, sosyal medyada “Kahramanım Benim” kampanyası başlattı. Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’nin işbirliğiyle başlatılan kampanyada, düzenli tarama ve erken teşhisin meme kanserini yenme konusundaki önemi vurgulandı ve meme kanseriyle mücadele edenlerin kahramanlık hikayelerine dikkat çekildi.

“Kahramanımbenim” hashtag’i ile başlatılan kampanya kapsamında, Acıbadem Altunizade Hastanesi Meme Kliniği’nden Prof. Dr. Erkin Arıbal, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Arzu Karataş ile GE Türkiye Başkanı ve CEO’su Canan Özsoy’un katıldığı bir panel gerçekleştirildi.Ayşe Arman’ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde katılımcılar, meme kanseriyle mücadele alanındaki son gelişmelerle ilgili görüşlerini paylaştı.

“KAHRAMANLAR, MEME KANSERİYLE MÜCADELE EDEN KİŞİLERLE SINIRLI DEĞİL!”

GE Türkiye Başkanı ve CEO’su Canan Özsoy, 30 yılı aşkın bir süredir Türkiye’nin sağlık sektörüne destek sunduklarını belirterek şu bilgiyi verdi:

“GE Sağlık olarak, bugün Türkiye genelinde 3 binden fazla sağlık kuruluşunda kullanılan 60 binden fazla sistem ve teknolojinin üreticisiyiz. 2012’den beri meme kanserine dikkat çekmeyi amaçlayan etkili projeler yürütüyoruz. Bu amaçla bu yıl “KahramanımBenim” diyoruz. Kahramanlar; meme kanseri ile mücadele eden kişilerle sınırlı değildir, farkındalığı artırmak üzere çalışan, düzenli olarak kontrol yaptıran ve bu şekilde sorumluluklarını yerine getiren herkes aslında kahramandır. GE Sağlık olarak uzman ekibimizin çabalarıyla geliştirdiğimiz inovasyonlar, bu alanda çalışan herkesin birer kahraman olduğunu gösteriyor. Ayrıca bu yıl, ülkemizde meme kanseri mücadelesini desteklemek için Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’ne de destek veriyoruz.”

“MEME KANSERİ ERKEKLERİN DE SORUNU”

Kanser tedavileri konusunda hastaların daha iyi aydınlatılması gerektiğini belirten Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Arzu Karataş “Kanserle mücadele eden kadınlar sosyal ve psikolojik yönden desteklenmeli, hasta yakınları da aynı şekilde bu çemberin içine alınmalı. Bu hastalık yalnızca kadınların değil, erkeklerin de sorunu. Ülkemizde her 100 kadın hastaya karşılık 1 erkek meme kanseri hastası var. Ama erkeklerdeki meme kanserinin toplumsal farkındalığı daha düşük. Umarız bu kampanya ile sesimizi daha çok kişiye duyurabiliriz” diye konuştu.

“MAMOGRAFİ TARAMALARI ÖLÜM ORANLARINI YÜZDE 40 DÜŞÜRÜYOR

Acıbadem Altunizade Hastanesi Meme Kliniği’nden Prof. Dr. Erkin Arıbal, ise uzun süreli ve geniş gruplarda yapılan karşılaştırmalı araştırmaların mamografi taramalarının meme kanseri nedenli ölüm oranlarını yüzde 40’a varan oranda düşürdüğünü belirterek “Bu yüzden, kadınlara 40 yaşından itibaren yılda bir defa mamografi çekimini önermekteyiz” dedi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Engel Bedende Değil!

Maltepe Üniversitesi, 3 Aralık Engelliler Gününde Türkiye’nin dört bir yanında hikâyesiyle ilham veren kahramanları buldu, ...