Bel ve Boyun Fıtıklarına Kök Hücre Tedavisi ile Veda

Bel ve boyun fıtıklarında uygulanan kök hücre tedavisini Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ahmet Özyazgan, Sağlığım İçin Herşey'e anlattı.

Bel ve Boyun Fıtıklarına Kök Hücre Tedavisi ile Veda

Bizi Takip Et


Bel ve boyun fıtıklarında kök hücre tedavisi özellikle son yıllarda çok uygulanıyor. "Kök hücre tedavisi kişisel ve biyolojik bir tedavidir. Kişinin kendi hücreleri, o kişinin yaşı, beslenme durumu, sigara alkol kullanım durumu, metabolizma hızı, genetik eğilimi gibi çeşitli faktörlerden de etkilenebilmektedir" diyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ahmet Özyazgan kök hücre tedavisi hakkında merak ettiğimiz sorulara yanıt verdi. 

. Bel ve boyun fıtıkları daha çok kimlerde görülür? Belirtileri nelerdir?

‘‘Bel ve boyun fıtığı Türk toplumunda çok sık görülen ciddi bir halk sağlığı problemidir. Her 10 kişinin 6-7’sinde görülebilen klasik bir hastalıktır. Batılı toplumlara göre neredeyse 7-8 kat daha fazla görülür. Normalde boyun bölgemizden kuyruk sokumumuza kadar 33 adet omur kemiği bulunur. Bunların içerisinde de sinir hücreleri kablo gibi geçer. Öne, yana ve sağa sola eğilme gibi hareketlerden sonra kemiklerin birbirinin üzerinde ilerlemesi sonucu ciddi fıtıklaşma olabilir. Beynimizden inen sinirler boyun bölgesinde sıkışırsa omuzların ve kolların altında, ellerde özellikle uyuşma, karıncalanma, elektrik çarpması, kuvvet kaybı olur. Eğer bel fıtığı olmuşsa bel bölgesinin altında uyuşma, karıncalanma, elektrik çarpması, kuvvet kaybı gibi şikayetler olur.

KLASİK TEDAVİLERDEN FARKI NE?

Bel ve boyun fıtığının klasik tedavisinde kişiye narkoz verilir ve çıkartılan fıtıkların yeri boş kalamayacağı için yerine küçük platinler takılarak oranın sabitlenmesi sağlanır. Ancak bu durumda kişi öne, yana ve sağa sola hareket edemez. Belirli bir süre sonra da takılan platinler gevşeyip yerinden dışarı çıkar ve o bölgenin yeniden ameliyat edilmesi gerekir. Çünkü platinlerin belirli bir ömrü vardır. 3-5 sene sonra çıkartılıp yerine yenisinin takılması gerekir. Kök hücre tedavisinde ise hastaya narkoz verilmeden, bıçak değdirmeden, hastanede yatırmadan göbek bölgesindeki yağları alınarak saflaştırılmış kök hücre haline getirilir ve hastanın problemli bölgelerine tek tek nakil yapılır. Hasta ayrıca hem zayıflatılmış hem de şekillendirilip inceltilmiş de olur. Boyun fıtığı olan bölgelerdeki, özellikle parmaklardaki uyuşma, karıncalanma, elektrik çarpması, kuvvet kaybı gibi şikayetler ortadan kalkar. Bel ve boyun fıtığı olan erkek hastalarda özellikle 45-50 yaştan sonra idrarın basıncında bir azalma olabilir. Fıtık ortadan kalktığında da normal işeme fonksiyonuna dönebilir.

BAŞKA HANGİ HASTALIKLARA UYGULANIYOR?

Onun dışında özellikle prostat bezi erkeklerde 45-50’li yaşlardan sonra büyür. Prostat rahatsızlığı da kök hücre tedavisi ile ameliyatsız, narkozsuz, bıçaksız bir şekilde iyileştirilebilir. Bu bir gün içerisinde ve tek seansta yapılır. Normal şartlarda kamış bölgesinin ucundan girilerek yarı kapalı veya açık cerrahiyle prostatı kese kese dışarı çıkartmak gerekir. Fakat bu zaten etkilenmiş cinsel fonksiyonları tamamen bozar. Çünkü orada ciddi bir tahribat ve hasar oluşur. Kök hücre tedavisinde ise prostata giden damarlar yakılır ve prostata kan akışı tamamen durdurulur. Bu sayede orası beslenemez ve herhangi bir şekilde doku canlanamadığı için portakal büyüklüğüne gelmiş olan prostat küçülüp mandalina haline geri gelir. Geride idrar dokusu kalmadığı için işeme normal fonksiyonuna döner. Cinsel fonksiyonlar da eski haline gelebilir. Penis kalınlaştırması da yine kök hücre tedavisiyle yapılabilir. Bunun dışında özellikle arter ve ven dokulardaki tromboz ve varis riski de kök hücre tedavisiyle ortadan kaldırılabilmektedir. Standart tedavilerde varisi açık cerrahiyle keserek dışarı çıkarmak gerekir. Bu da hastanın narkoz, açık cerrahi ve pıhtı atma riskleriyle karşı karşıya kalması demektir.’’

HASTALIĞA GÖRE ETKİSİ FARKLILIK GÖSTERİR Mİ?

. Kök hücre uygulamasının etkisi hastalığa göre farklılık gösterir mi?

‘‘Kök hücre tedavisi bazı bölgelerde daha hızlı, bazı bölgelerde daha yavaş etki gösterebilmektedir. Mesela kalçanın avasküler nekrozunda (perthes hastalığı) kök hücre uygulaması biraz daha erken sonuç verirken; omzun başında biraz daha geç sonuç verebilmektedir. Çünkü kök hücre tedavisi kişisel ve biyolojik bir tedavidir. Kişinin kendi hücreleri, o kişinin yaşı, beslenme durumu, sigara alkol kullanım durumu, metabolizma hızı, genetik eğilimi gibi çeşitli faktörlerden de etkilenebilmektedir. Mesela kısırlık tedavisinde de kök hücre uygulaması yapılmaktadır. Hiç spermi olmayan bir erkeğe kök hücre uygulaması yapılarak adeta sperm fırtınası oluşturulabilir. Yine yumurtası olmayan veya yumurtası zayıflamış olan bir kadına kök hücre uygulaması yapılarak yumurtaları daha canlı ve daha genç hale getirilebilir. Gençlik çağlarında kişinin kök hücresinin daha canlı, aktif ve agresif olma ihtimali çok daha yüksektir. Yaşlılıkta etki ister istemez biraz azalır. Kök hücre tedavisi felç olmuş hastalara bile uygulanabilmektedir. ALS, DMD, MS gibi çeşitli kas hastalıklarında da kök hücre uygulamasıyla hastalar hareket edebilir hale gelebilmektedir.’’


İçeriği Paylaşın