Diyetinizi Sabote Ettirmeyin

Diyetinizi Sabote Ettirmeyin

Diyetinizi Sabote Ettirmeyin

Bizi Takip Et


Havalar ısınmaya başladı. Diyet yapmaya karar verdiniz yada zaten bir süredir diyettesiniz. İyi bir diyetisyeniniz ve doğru bir beslenme programınız var. Diyetinize harfi harfine uyuyorsunuz. Evde herşey yolunda gidiyor fakat sokağa çıktığınızda sizi tuzaklar ve zorlu sınavlar bekliyor. Bazen bir arkadaş toplantısında kıramayacağınız biri  “ölümü gör ye bunu, bir kereden bir şey olmaz” diye ısrar ediyor, bazen de çevrenizdeki herkes diyetisyen kesiliyor ve kafanızı karıştıran yorumlar yapıyor. Diyet esnasında en çok zorlanılan konular arasında çevreden gelen yanlış yorumların ve ısrarların olduğunu belirten ve bunu mahalle baskısına benzeten Tutarlı Diyet’in sahibi ve yaşam koçu Gizem Tutar, sosyal baskı yüzünden diyet bozmayı durdurucu önemli ipuçları veriyor. Sağlıklı bir diyet programının tıpkı satranç oyunu gibi bir strateji sanatı olduğunu belirten Gizem Tutar, evin dışında diyeti bozabilecek tuzakları ve korunma yollarını şu şekilde anlatıyor:

KORKMAYIN!

Yaza incelmiş olarak girmek istiyorsunuz. Bunun için iyi bir diyetisyen ile bir zayıflama programına başladınız. Artık o çok beğendiğiniz elbisenin sadece birkaç adım uzağındasınız. Ama arkadaşlarınıza diyete başladığınızı söylemek ya da yaşam tarzınızda ve beslenme alışkanlıklarınızda değişiklik yapmaya karar verdiğinizi çevrenizle paylaşmak size zor geliyor. Çünkü oluşacak sosyal baskıdan korkuyorsunuz. “Bu hafta kaç kilo verdin”, “diyet nasıl gidiyor” sorularına yanıt vermekten bunalacağınızı biliyor hatta korkuyorsunuz. Gizem Tutar’a göre sosyal baskı diyet yapan herkesi etkileyebilen önemli bir faktördür. Oysa diyet programınızın başarısının büyük oranda moral ve motivasyonunuza bağlı olduğunu göz önünde tutarak bu korkuları rafa kaldırmak ve sürece odaklanmak en doğrusu olacaktır. Zayıflama yolculuğunuz boyunca karşı durmanız gereken yorumlar ve hazırlıklı olmanız gereken sorular ise şu şekilde olabilir:

“Yolun çok uzun biliyor musun” kırmanız gereken önyargılardan biridir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak ve onları sürdürmek başlı başına bir süreçtir. Sağlıklı zayıflamak da, aynı sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak gibi bir süreç gerektirir. Fazla kilolarınızı bir gecede almadığınız gibi, bir günde veremeyeceğiniz de ortadadır. Bu nedenle, bu değişimin bir süreç olduğunu öncelikle siz kabullenmelisiniz. Çevrenizdeki kişiler, yolunuzun uzun olduğunu sürekli hatırlatıyorsa ve bu sizin motivasyonunuzu bozuyorsa, onları uyarmayı deneyebilirsiniz. Ya da hayatınızda hiç bir şeyi bir günde elde etmediğinizi, bu değişimin de bir süreç olduğunu onlara hatırlatabilirsiniz.

“Bu hafta kaç kilo verdin” size en çok sorulacak sorulardan biridir. Diyetisyen Tutar’a göre her hafta aynı hızda kilo verememeniz gayet normal bir fizyolojik süreçtir. Kilo vermenizin yavaşladığı yada hiç kilo veremediğiniz haftalarda bu soruyu duymak sinirlerinizi bozabilir. Bu noktada belirlediğiniz gerçekçi hedeflere zamanında ulaşıp ulaşamadığınıza bakın. Eğer bu hedeflere ulaşmışsanız, en önemlisi de bu süreçte beslenme alışkanlıklarınızı geliştirdiğinizi hissediyorsanız, hiç moral bozmadan yola devam. “Gayet iyi gidiyor” gibi bir cevap bu soruları durdurabilir. Eğer bu da çözüm getirmiyorsa, bu konuda konuşmak istemediğinizi ve sayılara takılmadığınızı belirtebilirsiniz.

“Bir kereden bir şey olmaz” size en çok gelebilecek ısrarlardan biridir. Sabah okul arkadaşınızla kahvaltı ettiğinizi, öğlen iş yemeğine çıktığınızı ve akşam da bir akrabanıza yemeğe davetli olduğunuzu düşünün. Her üç ortamda da çevrenizdeki insanlardan aynı sözü duyma ihtimaliniz çok yüksektir. Eğer bu sözle sıkça karşılaşıyorsanız, karşınızdakine günde kaç defa bu sözü duyduğunuzdan bahsedin. Bazen de süreçle dalga geçmek, onu kolayca atlatmanın en kolay yollarından biri olacaktır.

“Ölümü gör” diyet yapanları köşeye sıkıştıran zaman zaman da çıldırtan cümlelerden biridir. Genellikle akrabalar tarafından bayram yemeği yada özel bir akşam yemeği gibi ortamlarda birden bire söylenen iyi niyetli bu cümle, diyet yapanları oldukça strese sokan bir cümledir. Bunu duyduğunuzda sakin olun ve durumunuzu sakince açıklayın. Diyetisyen Gizem Tutar, eğer üzerinizde ruh sağlığınızı olumsuz etkileyecek kadar büyük bir baskı varsa karşınızdakilere, “fazla kiloların ve fazla yağ oranının kronik hastalıklara sebep olduğundan ve bundan kaynaklı ölüm oranının dünyada ne kadar arttırdığından” bahsetmenizi öneriyor.

“Sen iyisin böyle” diyete başlama kararı aldığınızda sosyal çevrenizin size sıkça söyleyebileceği cümlelerden biridir. Hepimizin çevresinde gözleri hassas kantar gibi olan birileri vardır. Bu kişiler genellikle bir bakışta kilomuzun normal ve boyumuza göre orantılı olup olmadığını hatta vücudumuzdaki yağ oranını bile belirler. Bu yorumlar kimi zaman çileden çıkartıcı bile olabilir. Böyle durumlarda, iç geriliminizi arttırmamak adına sadece teşekkür edip sessiz kalmak yeterli cevap olacaktır.

“Fazla zayıflama, hasta olursun” halk arasında en sık duyduğumuz yanlış inanışlardan biridir. Eğer bir diyetisyen gözetiminde, sağlıklı bir beslenme programı ile kilo veriyorsanız ve kontrollerinizi aksatmıyorsanız hasta olmanız için hiçbir sebep yoktur. Böyle durumlarda yapmanız gereken, endişelenmek yerine herkesi aynı anda mutlu edemeyeceğinizi düşünmek olmalıdır.

“Sen diyeti bırak bak, görürsün, 2 katını geri alacaksın” diyet konusundaki gerçekçi olmayan korkulardan biridir. Diyet sonrası, kilo koruma programınızı aksatmadan uyguladığınızda ve günlük harcadığınız kalori miktarını aşmayacak şekilde beslendiğinizde geri kilo almanız için hiçbir sebep yoktur. Ayrıca diyet süreci esnasında besinleri ne şekilde tüketmeniz gerektiğini de öğrenmiş olacaksınız. Unutmayın önemli olan, hangi besini, hangi miktarda ve ne sıklıkta tükettiğinizdir. Gizem Tutar’a göre diyeti bırakınca kiloyu geri alma durumu sadece, kilo koruma programını uygulamadan diyeti bırakanlar veya zayıflama ilacı kullanan kişiler için geçerli olabilir.”


İçeriği Paylaşın