Gıda Güvenliği İçin Yapılması Gerekenler

Gıda Güvenliği İçin Yapılması Gerekenler


Bizi Takip Et


İstanbul’da düzenlenen 2. Gıda Güvenliği Kongresi’nde, tüketicinin her şeyden önce kayıt dışı olan ürünleri almaması ve tercihini kayıtlı ve ambalajlı ürünlerden yana kullanması ve nerede olursa olsun tükettiği gıdalardaki gıda güvenliğini sorgulaması gerektiği vurgulandı.

2. Gıda Güvenliği Kongresi Basın Toplantısı’nda konuşan Kongre Başkanı Samim Saner, ülkemizde Gıda Güvenliğinin sağlanmasının önündeki en büyük engellerden birisinin merdiven altı üretim olduğunu söyledi.

Saner, bunu engellemek için ise üç ayaktan oluşan bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu vurguladı. Birinci ayakta gelen tüketicinin her şeyden önce kayıt dışı olan ürünleri almaması ve tercihini kayıtlı ve ambalajlı ürünlerden yana kullanması ve nerede olursa olsun tükettiği gıdalardaki gıda güvenliğini sorgulaması gerektiğini ifade eden Saner sözlerine şöyle devam etti:

“İkinci ayakta ise üreticiler bulunuyor. ‘Tarladan çatala’ gıda tedarik zinciri içinde rol alan tüm üreticilerin gıda güvenliğine uygun bir şekilde üretim yapması ve son olarak da etkin ve doğru yapılanmış kamu denetim sistemi tarafından denetlenmesi gerekmektedir. GGD olarak en büyük denetçinin tüketici olduğunu, o nedenle tüketicinin bilinçlendirilmesinin önemini vurguluyor ve Tüketicinin bilgilendirilmesine yönelik çeşitli projeler düzenliyoruz. Gıda dedektifleri projesi, Gıda Güvenliği Kitapçıkları, GGD Tüketici Hattı, GGD web servisi gibi projeler GGD’nin projelerinden sadece bir kaçı.”

ANNE SÜTÜ DAHİL SIFIR KİMYASAL KİRLİLİK TAŞIYAN TEK BİR GIDA YOK

Toplantıda gıdalardaki kimyasal kirlilikler üzerine paylaşımda bulunan 2. Gıda Güvenliği Kongresi Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ali Esat Karakaya, üretimden tüketime kadar olan süreçte bini aşkın kimyasalın gıdalara bulaşma riski olduğunu belirtti. Karakaya, “Bugün Dünya’nın her hangi bir yöresinde sıfır kimyasal kirlilik taşıyan bir gıda bulmak mümkün değildir. Bir gıdanın en üst seviyede organik koşullarda yetiştirildiği varsaysak dahi bu gıdalara saklama koşullarına bağlı olarak mikotoksinler, pişirme koşullarına bağlı olarak da çeşitli kimyasal maddeler buluşabilir. Diğer bir deyişle anne sütü dahil sıfır kimyasal kirlilik taşıyan tek bir gıda yoktur” dedi.

KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİNİ ARTTIRIYOR

Gıdalara kaçınılmaz olarak bulaşan kimyasal maddelerinden bir bölümüne belirli miktarları aşan şekilde devamlı maruz kalınması durumunda başta kanser olmak üzere çeşitli kronik hastalıkların oluşma riskini arttırdıkları kanıtlamış bilimsel gerçekler olduğuna dikkat çeken Karakaya, bu risklerin bireysel olarak yönetilmelerinin mümkün olmadığını söyledi.  Karakaya, “Bu riskler her ülkede bilim bazlı regülasyonlar yardımıyla gıda ve sağlık otoriteleri tarafından yönetiliyor. Gıda ve sağlık otoritelerinin hedefi bu riskleri ‘kabul edilebilir risk sınırları’ içinde tutmaktır” dedi.

YILLAR ÖNCE YASAKLANDI AMA HALA ÇEVREMİZDE İZLERİ VAR

Gıdalara bulaşan kimyasalların bir bölümünün çevre kirliliğinin kaçınılmaz sonucu olduğunu ve bunlar arasında klorlu organik bileşiklerin ön sırada yer aldığını söyleyen Prof. Dr. Ali Esat Karakaya şöyle konuştu:

“Bu grup kimyasallardan bir bölümü DDT ve benzeri tarım ilaçları gibi bir zamanlar kullanılmış daha sonra yasaklanmış ancak kalıcı oldukları için hala çevrede izleri olan kimyasallardır. Dioksinler gibi bazı organik klorlu gıda bulaşanları ise yanma ürünleri olarak hala çevreye yayılmaktadırlar. Gıdalara yansıyan bir diğer önemli çevre kirletici grup ise ağır metallerdir. Gıdalardaki kimyasal kirliklerinin diğer bölümünü ise tarım ve veteriner ilaçları kalıntıları, ambalaj malzemelerinden gıdalara bulaşan kimyasallar, aflatoksinler başta olmak üzere mikotoksinler ve pişme işlemi sırasında oluşan benzopiren ve akrilamid gibi kimyasallar oluşturur. Gıdalardaki kimyasal kirliliklerin bilimsel yöntemlerle yönetilmemeleri durumunda çeşitli hastalıkların oluşumuna katkıda bulunarak insan sağlığını etkileyecekleri her geçen gün daha fazla bulgu ile kanıtlanmaktadır. Gıdalardaki bu kirliliklerin azaltılması için, gıdaları etkileyen bir faktör olarak çevre kirliliğin önlenmesinden, ‘tarladan çatala’ kadar olan sürecinin her aşamasında kimyasal kirliliklerin bulaşmasının engellenmesi gerekir.”

YAZ AYLARINDA GIDA KAYNAKLI HASTALIK VE ZEHİRLENME VAKALARINDA ARTIŞ OLUYOR

2. Gıda Güvenliği Kongresi Bilimsel Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Necla Aran ise yaz aylarında gıda zehirlenmeleri vakalarındaki artış nedeninin hava sıcaklığının mikroorganizma gelişimi açısından uygun ortam sağladığından kaynaklandığını belirtti. Aran: “Mikroorganizmaların çoğunluğunun en hızlı geliştikleri sıcaklıklar 30-35°C’lerdir. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde belli gıda grupları üzerinde mikroorganizmalar birkaç saat gibi kısa bir süre içinde çok yüksek sayılara ulaşarak gıda zehirlenmelerine neden olabilecek duruma gelebilmektedir. Mikroorganizmaların neden oldukları gıda zehirlenmeleri etken gıda maddesinin tüketimini takiben belli bir süre sonrasında mide bulantısı, ishal, kusma, ateş gibi belirtilerle ortaya çıkar ve kişinin direncine bağlı olarak genellikle 1-7 gün sürer. Hastalık belirtilerinin ortaya çıkması hastalık etkeni bakteriyi içeren gıdanın tüketiminden sonra genellikle 1 ile 3 gün içinde ortaya çıkmakla birlikte,  bakteriyel zehirlenmelerde bu süre 30 dakika ile birkaç saat arasında da ortaya çıkabilmektedir. Mikroorganizmanın cinsine, sayısına ve kişinin bağışıklık sistemine bağlı olarak ölümcül sonuçlar ortaya çıkabilmekte, kronik seyreden çeşitli hastalıklar gözlenebilmektedir” dedi.

HAYVANSAL GIDALAR ÇOK İYİ PİŞİRİLMELİ

Aran, çiğ etlerin, çiğ süt, çiğ yumurta,  su ürünleri ve toprağa yakın temas halinde yetişen sebze-meyvelerin uygun koşullarda üretilmedikleri ve hazırlanmadıkları takdirde gıda zehirlenme vakalarının sıklıkla gözlendiği gıda grupları arasında yer aldıklarını belirtti. Aran, hayvansal kaynaklı gıda gruplarının çok iyi pişirildikten sonra tüketilmesi gerektiğini, bu gıdaların hazırlanmaları sırasında gıda güvenliği açısından belli sıcaklık derecelerine (75 – 85°C) ulaşılmasına dikkat edilmesinin önemli olduğunu söyledi.

ÇİĞ GIDALARLA TEMAS SONRASI DEZENFEKSİYON ÖNEMLİ

Prof. Dr. Necla Aran ayrıca “Gıdalara dokunmadan önce, çiğ gıdalara ellendikten sonra, tuvalet kullanımı sonrasında eller en az 20 saniye süre ile sabunlu su ile iyice yıkanmalıdır. Çiğ gıdalarla özellikle et ile temas eden mutfak malzemeleri iş bittikten sonra deterjan, su ve fırça ile yıkanarak temizlenmeli, ardından dezenfeksiyon özelliğine sahip bir madde ile çalkalanmalıdır. Burada önemli olan husus çiğ et, balık ve tavuk gibi ürünlerin hazırlanmasında kullanılan kesme tahtaları, bıçak vb. malzeme dezenfekte edilmeden asla hemen tüketilecek gıdalarda kullanılmamalıdır” dedi.


İçeriği Paylaşın