Kaliteli Tıbbi Cihaza Erişim Zorlaşıyor!

Kaliteli Tıbbi Cihaza Erişim Zorlaşıyor!

Kaliteli Tıbbi Cihaza Erişim Zorlaşıyor!

Bizi Takip Et


Türkiye’nin sağlık sisteminde tıbbi cihaz sektörü önemli bir rol oynuyor. Tıbbi cihaz teknolojileri, geniş bir yelpazede hastalıkları teşhis eden, izleyen ve tedavi eden sağlık ürünlerini kapsar. Bu teknolojiler, erken tanı, minimal invaziv tedavi seçeneklerinin artırılması, hastanede kalış ve rehabilitasyon zamanlarının azaltılması, dolayısıyla sağlık kalitesinin artırılması için tasarlanmıştır. Tıbbi cihaz sektörü, şırıngadan ameliyat ipliğine, laboratuvar testlerinden kalp piline, ortopedik implantlardan ileri cerrahi malzemelerine kadar çok geniş bir yelpazede ürün tedarik etmektedir.  Yolu hastaneye düşen her vatandaşımız sektörün ürünleri sayesinde teşhis ve tedavi olanağına kavuşmaktadır.

Türkiye’ye medikal cihaz alanında yenilikçilik ve deneyim getirecek köklü tıbbi cihaz firmalarından oluşan Araştırmacı Tıp Teknolojileri Üreticileri Derneği (ARTED), Türkiye’de tıbbi cihaz alanında yaşanan sorunlarla ilgili çözüm önerilerini, düzenlediği basın toplantısında paylaştı.

Basın toplantısında sektörün sorunlarını gündeme taşıyan ARTED Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Tomruk, Tıbbi cihaz sektörünün sağlık reformunun gizli kahramanı olduğunu belirterek, tıbbi cihaz sektörü olmadan teşhis ve tedavinin düşünülemeyeceğini ifade etti.

ARTED Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Tomruk şu bilgileri verdi:

Türkiye’de tıbbi cihaz sektörü, 6 milyar TL’lik piyasa büyüklüğüyle dünyadaki en büyük 20 pazardan biri konumundadır. Araştırma-geliştirme harcamalarına cirosunun ortalamada yüzde 9-11’lik payını ayıran uluslararası tıbbi cihaz sektörü, ilaç sektöründen sonra, Ar-Ge alanında en yüksek yatırımı yapan ikinci sektördür.

Halkımızın büyük bir çoğunluğu artık Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamındadır ve ekonomik durumu bize benzer ülkeler içinde bunu başarabilen başka bir ülke bulunmamaktadır.

Dünyanın en büyük 17. Ekonomisine sahip olan Türkiye’de Gayri Safi Milli Hasıla (GSYH)’da sağlığa ayrılan pay yüzde 5,4 seviyesindedir. Bu oran her ne kadar Avrupa Ekonomik İş Birliği Örgütü (OECD) ortalamasının altında kalsa da Türkiye, sağlığa erişimi artırma konusunda son yıllarda gerçekten çok başarılı olmuştur.  Halkımızın büyük bir çoğunluğu artık Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamındadır ve ekonomik durumu bize benzer ülkeler içinde bunu başarabilen başka bir ülke bulunmamaktadır.

Ülkemizin gerçekten kuvvetli bir sağlık turizmi potansiyeli var ve bununla uyumlu olarak hükümetimiz 10. Kalkınma Planı çerçevesinde Medikal turizmde dünyanın ilk 5 desti­nasyonu içerisinde olma, 750.000 yabancı hastayı tedavi etme, 5,6 milyar dolar gelir elde etme şeklinde bir sağlık turizmi hedefi koymuştur.  Bu hedefe ulaşabilmemizin ön koşullarından biri kaliteli tıbbi malzemelerin ülkemizde varlığını sürdürüyor olmasıdır. Yani sağlık sunucuları ve hekimler en son teknolojileri dünya ile eş zamanlı kullanabiliyor ve deneyim kazanabiliyor olmalıdır.

TÜRKİYE’DE FİYATLARIN MALİYET ARTIŞINA GÖRE REVİZE EDİLMEDİĞİ TEK SEKTÖR: TIBBİ CİHAZ SEKTÖRÜ!

Çok büyük bir kısmı devlet tarafından karşılanan sağlık harcamalarına bakıldığında, kamu, özel ve üniversite hastaneleri olmak üzere yaklaşık iki bin sağlık hizmet sunucusuna karşılık tek ödeyici kurum olan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) giderleri çok yüksek bir Kurumdur; büyük maliyetler üstlenerek toplum sağlığını güvence altına almaya çalışmaktadır. Sağlığa harcanması gereken kaynak emeklilik sistemi gibi farklı sistemlere aktarıldığından, ilk Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)’nin 2007 yılında yayınlanmasından bu yana tıbbi cihaz ve hizmet ödemelerinde artan maliyetleri karşılayacak bir düzenleme yapılmamıştır. 2007’de 1.32 TL olan 1 USD bugün yüzde 181 artışla 3,70 TL seviyesine ulaşmış, Euro yüzde 125 artışla 1.76 TL’den 3.96 TL’ye çıkmıştır. Aynı dönemde enflasyon artışı yüzde 114 olarak gerçekleşmiştir. Bunun sonucunda 10 yıl önce 100 TL’lik bir ödeme bugün için 40 TL’ye denk geldiğinden kurda yaşanan artışa rağmen değişikliğe gidilmeyen geri ödeme fiyatları, döviz ile hammadde sağlayarak, üretim tesisi kurarak üretim yapan, teknolojileri, cihazları yurtdışından dövizle getiren, tıbbi cihaz sektörünü çok ciddi şekilde vurmuştur. Hastanelerimize ve vatandaşımıza hizmet verebilmek için geri ödeme fiyatlarının düzenli olarak güncellenmesi şarttır.

Tıbbi cihaz sektörü ülkemizin dört bir yanında en ücra köşelerdeki hastanelere en kaliteli hizmeti zamanında sağlayabilmek için teknik destek, eğitim, teknoloji merkezi, bayi ağı, klinik destek elemanları gibi her biri ayrı ayrı önemli birer masraf kalemi olan yatırımlar yapmaktadır. Buna karşın tüm bu masrafların karşılanabileceği düzenli bir fiyat güncellemesi yapılmadığından sektörün ayakta kalması ve sistemin sürdürülebilirliği tehlike altındadır. Tek çözüm SUT fiyatlarının güncellenmesidir.

Sağlık Bakanımız Sayın Recep Akdağ ‘’Bizim ihale sistemimizde Mercedes ile Şahin’i yarıştırıyoruz’’ demişti.  Buradan hareketle fiyatlar düştükçe piyasadan ilk çıkmak durumunda kalan ürünlerin Mercedes’ler olduğu aşikâr.  Sayın Bakan SUT fiyatlarının artması gerektiğini, ancak konunun sadece Sağlık Bakanlığı’nın kontrolü altında bir konu olmadığını ifade etmiştir. Umuyoruz ki; en kısa zamanda ilgili makamlarca gerekli düzenlemeler yapılacaktır.

ÜNİVERSİTE HASTANELERİNİN GECİKEN ÖDEMELERİ SEKTÖRÜN ÖNEMLİ SORUNLARINDAN BİRİ!

Fiyatlarla ilgili sorunlara ek olarak ödeme vadeleri de giderek uzamaktadır.  Pek çok üniversite hastanesinin ödeme vadesi 3 yılı aşmıştır. Üniversite hastanelerinin geciken ödemeleri sektörün önemli sorunlarından biridir ve buna da bir çözüm getirilmelidir.

SGK, bu yıl üniversite finansmanını yüzde 10 oranında arttırmış olsa da halen ödeme vadelerinin çok uzun olması ve üniversite borçlarının yapılandırılmaması sebebiyle firmalara ödeme yapılamamaktadır. Bu nedenle küçülen ya da faaliyetlerini durdurmak zorunda kalan firma sayısı her geçen gün artmaktadır.  Ar-Ge, yatırım ve istihdam planlamaları yapılamamaktadır.  Katma değeri çok yüksek bir sektör olan tıbbi cihaz sektörü ancak bu sorunların çözülmesi ile ekonomimize daha fazla katkı yapabilir hale gelebilecektir.

Sektörümüzün yaşadığı tüm bu zorluklar insan sağlığının korunması açısından büyük sakıncalar yaratmakta, tedavi olduğunu düşünen vatandaşlarımızın gerçek anlamda kaliteli ve yeterli ürünlerle buluşmasını engellemektedir. Tedavinin sürdürülebilmesi için hastaneler ve hekimler istemedikleri halde hasta sağlığı, güvenliği ve etiği açısından sakıncalı seçeneklere başvurmak zorunda kalmaktadır.

Kalitesiz ürün kullanımı artmaktadır. Örneğin standart bir implant 15 sene hastada kalırken 2 sene içinde revizyon cerrahisi gerektiren bir implant kalitesiz bir implanttır ya da ameliyat sırasında kopan bir sütür kalitesiz bir sütürdür.  Kaliteli ürünler yerini kalitesiz ürünlere bırakmaktadır ve bunun sonucunda hasta sağlığı tehlikeye girmektedir.

Tek kullanımlık ürünler farklı hastalarda tekrar kullanılmaktadır. Bunun yanında yüksek maliyetler ve düşük ödeme fiyatları nedeniyle tek kullanımlık tıbbi cihazlar defalarca steril edilerek farklı hastalarda tekrar kullanılmaktadır. Güvenli tedavi için gerekli ürünler ya hiç kullanılmamakta ya da daha az sayıda kullanılmaktadır. Bu durum halk sağlığını ve ülkemizdeki sağlık hizmeti kalitesini olumsuz etkilemektedir.

Hastadan fark ödemesi talep edilmektedir. SGK ile yapılan sözleşmeler uyarınca özel hastaneler kategorilerine göre, belli tedavi alanlarında, belirlenmiş oranlarda fark talep edebiliyor.  Bu, çerçevesi kurum tarafından çizilmiş bir fark ödemesi.

Ancak gittikçe daha sık karşımıza çıkmaya başlayan bir uygulamaya göre de SGK’nın ödemesini yaptığı, hastanenin satın aldığı tıbbi cihazın kalitesinden, bilimsel olarak yeterliliğinden/deneyiminden emin olmayan sağlık meslek mensubu hastayı, operasyonunda daha kaliteli ürün kullanılmasını istiyorsa x TL fark ödeyerek kendisinin satın alması konusunda ilgili medikal firma ve distribütörlere yönlendirebiliyor. Bu, koşulların getirdiği bir fark ödemesi.

Yukarıda verilen örneklerin insan sağlığının korunması açısından da büyük sakıncalar yaratacağı, tedavi olduğunu düşünen vatandaşlarımızın gerçek anlamda kaliteli ve yeterli ürünlerle buluşmasının mümkün olmadığı ve orta-uzun vadede insan sağlığının olumsuz etkileneceği son derece açıktır.

TIBBİ CİHAZ SEKTÖRÜ HAYATTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR!

Uzun zamandır zor şartlar altında vatandaşlarımıza hizmet vermeye çalışan tıbbi cihaz sektörünün geçtiğimiz birkaç ayda yaşanan kur artışları sonrasında artık dayanacak gücü kalmamıştır. Bu koşullar altında tıbbi cihaz sektörü bir hayatta kalma mücadelesi vermektedir.   Tıbbi Cihaz fiyatlarının maliyet artışlarını yansıtacak şekilde ivedilikle güncellenmesi gerekmektedir.  Üniversitelerin birikmiş alacakları ile ilgili olarak hızlı bir çözüm üretilmesi zaruridir.  Bu önlemlerin alınmaması durumunda vatandaşlarımız fazlasıyla hak ettikleri kaliteli ürünlere ulaşamayacak, pek çok tedavinin sunulabilmesi riske girecektir.

Sektörün hak ettiği ilgiyi göreceğine ve sorunların çözümü için gerekli adımların atılacağına olan inancımızı koruyoruz. Tıbbi cihaz sektörü, büyük başarılara erişmiş sağlıkta dönüşüm programında başta hasta erişimi, verimlilik ve kalite olmak üzere istenilen hedeflere ulaşılması için bugüne kadar vermiş olduğu desteği vermeye; hasta sağlığı ve güvenliği odaklı çalışmalarına devam edecektir.


İçeriği Paylaşın