Böbrek Sağlığı İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Böbrek Sağlığı İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Böbrek Sağlığı İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bizi Takip Et


Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Başkanı aynı zamanda Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Nefroloji Sorumlusu Prof. Dr. Ülkem Çakır böbrek sağlığı konusunda bilgiler verdi.

Böbrek sağlığımız neden önemli?

Böbrek sağlığımız bütün vücudun diğer organlarıyla bir iş birliği içinde olduğu için çok önemlidir. Kalp veya beyin gibi organlardaki hasarlar çok hızlı gündeme yansıyor, o yüzden belki hep onlar daha çok popüler olarak konuşuluyor. Ama böbrekler çok çalışkan organlar bütün vücudun dolaşımını etkilendiği organlar. Düşünün bütün vücut dolaşımı kan dolaşımı böbreklerden geçiyor, zehirli ürünler zehirsiz hale getiriliyor, atık ürünler haline getiriliyor atılıyor, yararlı olanların vücutta geri emilimi sağlanıyor. Aynı zamanda kemik iliğimizin sağlıklı çalışması için bir hormon böbreklerimizden yapılıyor. Onun için böbrek yetmezliğinde kansızlık çok önemli bir problem haline geliyor. Onu takip eden kalp yetmezliği gibi çok ciddi sağlık problemleri onun için göz önüne çıkıyor. Aynı zamanda aktif D vitamininin yapıldığı yer böbreklerimiz kemik sağlığımız içinde çok önemli. Dolayısıyla hem zehirsiz hale getirme hem sıvı elektrolit dengesi hem de kan ve kemik sağlığı için ana organlar böbreklerdir. Böbrekler iyi çalışmadığı zaman sistem vücut genel sistemleri diğer organ sistemleri de olumsuz etkilenir.

BÖBREKLERDE SORUN VARSA NE TÜR BELİRTİLER OLUR?

Böbreklerde bir problem olursa hemen belirti verir mi?

Böbreklerde çalışan nefron denilen üniteler var. Aynı saatin arkasındaki dişli çarklar gibi hepsi birbiri ile ilintilidir. Bunlar çok ince kılcal damar yapılarından oluşan yapılar. Dolayısıyla yıllar içinde damar sertliği geliştiğinde özellikle 40 yaşından sonra yavaş yavaş bu üniteler kaybedilir. Ama kaybedilen ünitelerin yerine, geri kalan üniteler daha fazla çalışarak açığı kapatmaya çalışırlar. Bu yüzden fizyolojik yaşlanma dışında herhangi bir nedenle yapısal bir bozukluk varsa, nefrit varsa veya diyabet, hipertansiyon gibi doğrudan böbrek kılcal damarlarını hedef alan hastalıklar varsa ve bu yapıyı bozuyorsa bir süre açığı kapatma dönemi olur. Bu yüzden kişiler o sırada böbreklerinin fonksiyonlarının kaybolduğunu fark etmeyebilir. Ama bu açık ve artık tolere edilemez duruma geldiyse idrar miktarında azalma, kontrolsüz kan basıncı, idrarda protein kaçağı, üre kreatin değerlerinin yüksek bulunması gibi bulgular laboratuvarda görülür. Yine kişinin aşırı halsizliği, bulantı ve kusmalar yaşayabilir. Aslında sinsi dememek gerekiyor, düzenli taramalar gerekli.

BÖBREK SAĞLIĞI İÇİN NE SIKLIKLA DOKTORA GİTMELİ?

Tip 1, tip 2 diyabet olsun ya da hipertansiyon olsun bir kişinin ne sıklıkla böbreklerini kontrol ettirmeli?

Son dönem böbrek yetmezliği dediğimiz tümüyle böbreğin iflas edip, kişinin diyalize girmesi gereken veya böbrek nakli olması gereken durumların en önemli nedenleri diyabet ve hipertansiyondur. Ve bunların çok büyük bir bölümü böyle bir böbrek yetmezliği evresine ilerlemeden durdurulabilir. Bunun için bir kişi hipertansiyon ya da diyabet tanısı alırsa 6 ayda bir, her iki hastalık da varsa 3 ayda bir basit bir kan ve idrar tahlili yaptırmalı ve yılda bir kez ultrasonografi gibi testlerle böbrek sağlığını kontrol ettirmelidir. Kan basıncının ve kan şekerinin ideal değerlerde tutulmasıyla ve doğru ilaç tedavilerinin yapılması ile böbrek yetmezliğine giden yol engellenebilir.

Hipertansiyon ve diyabet önemli bir risk faktörü başka ne tür kişilerde böbrek sağlığı açısından risk daha yüksek? Bazı ilaçlarda bu gruba girer mi? Ya da başka hastalıklar var mı?

Ülkemizde çok sık rastlanan durumlardan birisi tekrarlayan böbrek taşları ve üriner sistem enfeksiyonlarıdır. Özellikle çocukluk çağlarında başlayan doğumsal olarak mesaneden böbreğe idrarın geri kaçak durumunun olduğu, çok kolay bir müdahale ile düzelebilecekken enfeksiyonla sonuçlanan durumlardır. İlerleyen yaşlarda taş yoğunluğu görülebilir. Bazı kişilerin metabolizmaları taşı daha kolay oluşturur. Örneğin; kalsiyum oksalat, ürik asit taşı gibi. Bu bilinirse ona yönelik bilinçli beslenme, yeterli su içme ile böbrek sağlığı korunabilir.

Enfeksiyonların kesinlikle üzerine gitmek gerekir. Özellikle çocukluk çağında ve ileri yaşta bu problem oluşturabilir. Bir başka önemli konu da ülkemizde ailevi Akdeniz ateşi hastalığıdır. Yine karın ağrıları ile genelde hekime gidilen ve apandisit sanılarak ameliyat edilen kişiler var. Ama aslında o karın ağrılarının altında Amiloid denen maddenin böbrekte toplanması durumu olabiliyor. Ve çok basit bir ilaçla hiçbir şekilde böbrek yetmezliği olmayacakken dikkat edilip tanı konulmadığı için böbrek yetmezliği yaşayan birçok kişi olabiliyor. Buna dikkat etmek gerekiyor. Yani ailede böbrek hastalığı öyküsü olması, sürekli bir ateş hali, karın ağrısı olmasına dikkat edilmeli. Polikistik böbrek hastalığı denilen bir genetik hastalık var. Genetik olarak ya da yaşla birlikte artabiliyor. Kistlerin büyümesini durdurmaya yönelik çok önemli ve değerli çalışmalar var; ama henüz bu konuda bir çözüm yok. Kişinin ailesinde böyle bir durum varsa mutlaka kendisinde de olacak diye bir durum yoktur; ama kişinin enfeksiyon ve tansiyon açısından önlem alması gerekir. Birde gençlerdeki nefritlere çok dikkat edilmelidir. Özellikle eklem ağrısıyla birlikte idrarda protein kaçağı ile olan durumlar olabilir.

Prof. Dr. Ülkem Çakır

İLAÇ KULLANIMI VE BÖBREK SAĞLIĞI

Bazı ilaçları kullanırken böbrek sağlığımız açısından dikkatli olmak gerekir mi?

Kontrolsüzce kullanılan ilaçlar ve antibiyotikler böbrek kılcal damarlarını yıpratabilir ve geri dönüşsüz hasar verebilir. Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi kanserler ve kanserlerle ilgili insanların kemoterapi görmesi gerekiyor başka türlü tümörün yok olması mümkün değil. Kemoterapiler ne yazık ki böbrekte bir süzme kusuru gelişmesine yol açabiliyorlar. Burada da nefroloji, onkoloji iş birliği ile bir ortak yol çizilerek hem hastanın kanser tedavisi hem de böbreklerinin korunması sağlanabilir. Ama baştan itibaren dikkatli ve özenli olmak gerekir.

TUZ TÜKETİMİ VE BÖBREK SAĞLIĞI

Tuzun böbreklerimiz için ne gibi olumsuz özellikleri var? Ne yapalım? Tuzu ne oranda yiyelim? Tuz yerine yemekleri nasıl tatlandıralım? Beslenmede nelere dikkat edelim?

Tuz gerçekten en önemli konu. Yetişkin bir insanın günde 5-6 gram tuz tüketmesi yeterli. TÜBİTAK projeli desteklenen Hipertansiyon Böbrek Hastalıkları Derneğinin yürüttüğü çalışmaya göre 20 gram tüketiyoruz yani 4 kat fazla. Hiç tuz almadığınızı düşünseniz bile bir diyette zaten sebzelerden, meyvelerden, doğal yiyeceklerden biz 2 gram tuz alabiliyoruz. Demek ki üzerine çok koymak için bunu zorlamamak gerekiyor.

Çok güzel baharatlar var. Baharatlarla lezzetlendirebiliriz. Tuz, kılcal damarlar içindeki basıncı yükseltiyor. Böbrek kılcal damarlarındaki tansiyonu yükselttiğiniz zaman o damarlar yırtılıyor ve geri dönüşsüz hasar oluyor. Böbrek yetmezliğinin en önemli nedeni bu. Bu yüzden tuzu günde 5-6 grama çekmek zorundayız. 1,5-2 litrenin altında su içmemek gerekiyor. Çay içmek su içmenin yerini asla tutmaz. İdeal kiloda kalmak, egzersiz, yürüyüş yapmak da önemli. Genel sağlıklı yaşam, kalp damar sağlığınızı korumak için yaptığınız her şey otomatikman böbreklerinizi de koruyacak. Böbreklerimiz çok çalışkan ve biz ne zaman yanlıştan dönersek onlarda hasardan geri dönme şanslarına sahipler.

Böbrek değerlerinde hafif ve orta derece bozulma varsa bu yetersizliğe gitmeden düzelebiliyor değil mi?

15 yıl bu şekilde takip ettiğimiz başlangıç seviyesinde olan ve hala aynı aşamada kalan veya orta derecede böbrek yetmezliği varken daha hafife geri dönen, hiçbir şekilde son dönem böbrek yetmezliği ilerlemeyen çok hasta var; ama onların bilinçli olması sayesinde bunları yapabiliyoruz.


İçeriği Paylaşın