Lambda Varyantı Hakkında Merak Edilenler

Lambda varyantı hakkında merak edilenleri Acıbadem Maslak Hastanesi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetiner anlattı.

Lambda Varyantı Hakkında Merak Edilenler

Bizi Takip Et


‘‘LAMBDA VARYANTI DÜNYA İÇİN ŞU AN EKSTRA TEHDİT OLUŞTURMUYOR’’

. Lambda varyantı görüldüğü ülkelerde nasıl bir yayılma hızı gösterdi?

‘‘Lambda varyantı, mu gibi eski bir varyant; Aralık 2020’den beri biliniyor. Daha çok Güney Afrika’da, Şili ve çevresinde görülen bir varyant. Dünya için ekstra risk ve tehdit oluşturduğunu şu andaki bilgilerimizle söyleyemeyiz. DSÖ bu varyantları takibe alırken, bulaştırıcılık daha mı yüksek, enfekte ettiği kişilerde klinik tablo daha mı ağır seyrediyor ve şu an kullandığımız aşılar bu virüslere karşı etkili mi, diye bakıyor. DSÖ’nün bugün ne lambda ne de mu varyantı için böyle bir belirlemesi yok. Dünyadaki diğer otoritelerin de bu detayları bilmekle ilişkili bir derdi yok. İnsanlardan hala aşılarla ilgili sorular geliyor. En önemlisi aşıların bir şekilde modifiye edilmesi. Ama hepsinden önemlisi daha riskli bir varyantın ortaya çıkmasını önlemek. Bunun tek yolu da aşılanmak ve bulaşın minimal olmasını sağlamak. Sadece ülkenizde de önlemek yetmiyor. The Economist’te yayınlanan bir yazıda, toplumsal bağışıklığın yüzde 70-80’in altında olan ve istenen bağışıklama oranına ulaşamayan ülkelerde yıllık 12 trilyon dolara yakın bir kayıp olacağı söyleniyor. Dolayısıyla hem ekonomik hem de sağlık açısından risk. 18 milyon öğrenci Türkiye’de iki yıldır uzaktan eğitim yapıyor. Bunlara katlanabilecek bir durumda değiliz. Bizim felaket senaryoları yazmak yerine bilimin ışığında neler yapabileceğimizi insanlara söyleme zorunluluğumuz var. Bunu yaparken de güler yüzlü hareket etmemiz gerekiyor. İnsanların aşılarla ilgili yaşadığı tereddütü gidermenin bir yolunu bulmalıyız.’’

‘‘İLAÇLAR KONUSUNDA HENÜZ İSTEDİĞİMİZ KADAR YOL ALAMADIK’’

. Covid-19’un tanısında kullanılan ilaçlar bu varyantlara karşı ne kadar etkili?

‘‘İlaçlar konusunda çok fazla ilerleme gösteremedik ama virüslere karşı ilaç geliştirmek de son derece zor. Elimizdeki ilaçların hiçbirinin (FDA’nın onay verdiği remdesivirin ve Türkiye’nin kullandığı favipiravirin de) etkin olduğunu söylemek mümkün değil. Virüse karşı elde ettiğimiz avantajlar son derece sınırlı. Birtakım monoklonal antikor tedavileri geliştirildi ama bunlar da pratik anlamda çok uygulanmıyor. Hala elimizde çok uzun yıllardan beri bildiğimiz kortizon benzeri ilaçlar ve iyi yoğun bakım desteği var. Kullanım aşamasında olan ilaçlar var ama burda henüz istediğimiz kadar yol alabilmiş değiliz. Yalnız virüsleri kontrol etmek de o kadar kolay değil. AIDS’ın yıllarca tedavisi bulunamadı; son yıllarda artık tedavi edilebilir bir hastalık haline geldi. Grip ilaçları için de benzer durum söz konusu. Asıl önemlisi yakalanmamak ya da yakalansak bile aşılarla hafif atlatmayı sağlamak. Tabii aşıların koruyucuları yüzde 100 değil. Kişiler en iyi aşıyla aşılandıklarında bile enfekte olabiliyorlar. Ancak aşılarla ilgili yapılan bütün çalışmalar, aşılanmamışların yoğun bakım ve hastane yatışları ve bu kişilerin kaybedilmesi şanssızlığının yüzde 90 olduğunu gösterdi. Durum böyle olduğu zaman göz göre göre aşıdan uzak durmak çok akıllıca bir yaklaşım gibi görünmüyor. Toplumsal bağışıklığı yüzde 80-90’lara çıkarabilirsek koronavirüs tıpkı nezle, grip gibi iş yerinden üç gün izin aldığımız, battaniyeye sarılıp elimize uzaktan kumanda tv seyrettiğimiz, nane limon içtiğimiz bir hastalık olacak. Hayatımızdan çıkmayacak ama bağışıklık sistemimizin refleksleri buna karşı gelişmiş olacak.’’

‘‘ON BEŞ MİLYON İNSAN HALA AŞILANMAYI BEKLİYOR’’

. Genel anlamda covid dönemi hakkında neler söylemek istersiniz?

‘‘İnsanların korku iklimine çekilmelerini yadırgıyorum. Kurallara mutlaka uymamız, fiziksel mesafeyi sağlamamız gerekir. Özellikle kapalı alanlarda maskemizi takmalıyız. Türkiye’de şu anda aşı sorunu yaşanmıyor. Stoklarla ve tedarikle ilgili de bir problem yok. Sağlık alt yapısıyla ilgili de bir problem yok. Ama hala 15 milyon civarında insan Türkiye’de aşılanabilecekken aşılanmamış durumda. Bu insanların bir şekilde aşılanmasını sağlamamız gerekiyor. Türkiye’de, küresel güçlerin elinde, onların beslediği gibi tarif edilen bir sağlık ordusu var. Bu insanlar bu pandemide öldüler; gerçekten çok ciddi mesleki ve ekonomik zorluklar altında çalıştılar. Öte taraftan onlara bu suçlamayı getirenler de anlı şanlı muayenelerinde ot çöp satmaya devam ettiler. Bizim yol göstericimiz bilimdir. Bilim dışı her şeyi elimizin tersiyle itmemiz gerekiyor.’’


İçeriği Paylaşın