Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Bizi Takip Et


Son verilere göre dünyada 415 milyon diyabet hastası bulunuyor ve bu oranın 2040 yılında 642 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Günümüzde görülme sıklığı giderek artan diyabet hastalığı, kontrol altına alınmadığı takdirde başta gözler olmak birçok organa zarar verebiliyor. Türk Oftalmoloji Derneği Tıbbi Retina Birimi Sekreteri Prof. Dr. Sema Oruç Dündar diyabetin göz sağlığına etkilerini anlattı.

HER 3 DİYABETLİDEN BİRİ GÖZ PROBLEMİ YAŞIYOR

Tedavi edilmeyen diyabet hastalığı göz sağlığını da etkilemektedir. Her 3 diyabet hastasından biri maalesef göz sağlığı ile ilgili problemler yaşayabilmektedir. Bu oran oldukça yüksek bir orandır. Bunun için hastaların mutlaka göz kontrollerinden de geçmesi gerekmektedir. Diyabetik retinopati, gözün arkasında ağ tabakası dediğimiz görmeyi sağlayan yerde birtakım olumsuz değişikliklerin olmasını ifade etmektedir. Bu olumsuz değişikliklerin en önemli nedeni ise şekerin yükselmesidir. Şekerin yükselmesiyle birlikte kapiller damarlarda hasarlanmalar olmakta ve hücre kaybı yaşanmaktadır. Hücre kayıpları, belli sızıntılar ve kanamalar yaratmakta, damarlarda baloncuklaşmalara yol açmaktadır. Bu alanlardan sızıntı olması sarı nokta denilen görmenin merkezinde ödem, şişme ve etrafında kanamalar yaratmaktadır. Belli bir süre sonra gözün arkasında yeni damarların oluşmasına da yol açabilmektedirler. Bu yeni damarlar çok ince ve hassas damarlardır; yani çok sağlıklı olmadıkları için kolaylıkla kanayabilirler ve görme kaybına neden olabilirler.  Diyabetik retinopati ve buna bağlı diyabetik maküla ödemi özellikle çalışma çağında önlenebilir körlüğün en önemli nedenlerinden birisidir.

DİYABET HASTALIĞI İLERLEDİKÇE RİSK ARTIYOR

Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastası 100 kişiden 20’sine diyabetik retinopati tanısı konulmaktadır. 10 yıllık diyabetik hastalarının yüzde 50’sinde, 20 yıllık Tip 1 hastalarının neredeyse tamamına yakınında Tip 2’lerin ise yüzde 60-70’nde diyabetik retinopati görülebilmektedir. Kısacası diyabetin süresi arttıkça diyabetik retinopati görülme riski de artmaktadır. Diyabetik retinopati, her iki gözü de etkilemektedir. Ancak kimi zaman önce bir gözde başlayıp daha sonra diğerinde belirtiler gösterebilmektedir. Bir gözde daha ileri olup diğerinde ise daha hafif seyredebilmektedir.

Prof. Dr. Sema Oruç Dündar

KİMLER RİSK ALTINDA?

Diyabetik retinopati açısından şeker düzeyi yüksek seyreden ve kontrolsüz şekeri olan kişiler risk grubunun ilk sıralarında yer almaktadır. Hipertansiyon da önemli bir kriterdir. Kan basıncı yüksek olanlar kişilerde diyabetik retinopati riski artmaktadır. Son olarak da trigliserid değeri yüksek olan kişiler de risk grubunda yer almaktadır. Göz sağlığının diyabetten etkilenmemesi için hem hastaya hem de doktora önemli görevler düşmektedir. Öncelikle hasta kan şekerini dengede tutmak için kontrollerini asla ihmal etmemelidir. Tansiyon, trigliserid gibi önemli değerlerini dengelemelidir. Bunun için beslenmesine dikkat etmeli, ilaçlarını doğru bir şekilde kullanmalıdır. Hekimlerin de hastalarını doğru bir şekilde bilgilendirmesi ve yönlendirmesi gerekmektedir.

HER DİYABET HASTASI YILDA 1 KEZ GÖZ MUAYENESİ OLMALI

Diyabet olan kişiler genellikle göz sağlıklarına dikkat etmemektedirler. Türkiye’de neredeyse diyabet hastalarının yüzde 70’i göz hekimine gitmemektedir. Oysaki diyabetik retinopati hastalığı, erken tanıyla kontrol altına alınabilirse önlenebilir durumdadır. Ancak neredeyse hastaların yüzde 60’a yakını görme kaybı gibi bir komplikasyon yaşadığında doktora başvurmaktadır. Bu da kimi zaman tedavi için geç olabilmektedir. Eğer kişide tip 1 diyabet varsa 5. yılından sonra, tip 2 diyabet varsa tanı konulduğu an mutlaka göz doktoruna başvurmalıdır. Muayene sonrası göz dibinde herhangi bir bulguya rastlanmazsa senede 1 kez kontrol önerilmektedir.

KİMİ ZAMAN HİÇBİR BELİRTİ VERMEDEN İLERLEYEBİLİR

Diyabetik retinopati, kimi zaman hiçbir bulgu vermeden ilerleyebilmektedir. Hasta bunu ileri safhalara gelmedikçe fark etmeyebilir. Bunun için düzenli doktor kontrolleri önemlidir. Rutin kontroller, erken dönemde tanı konulmasını kolaylaştırır. İlerleyen dönemlerde ise; maküla ödemi oluşabilir ve görmede azalma, bulanık görme, renklerde bozulma, eğik görme gibi şikayetler yaşanabilir. Eğer gözde bir kanama varsa gözde lekelenmeler ya da gözüme perde inme şeklinde tanımlamalarla ani görme kayıpları olabilir.

TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

Diyabetik retinopatide; lazer, Anti-VEGF ve vitrektomi olarak 3 tedavi seçeneği mevcuttur. Anti-VEGF denilen vasküler damar endotelinin büyüme faktörünü önleyici ajanlar vardır. Göz içine enjeksiyon şeklinde yapılmaktadır. Son aşamada ise vitrektomi yapılabilmektedir. Bu intravitreal enjeksiyonlar 10 yıldır kullanımda ve eskiden lazerle sadece görmeyi stabilize edebiliyorken ya da çok az görme kazanımı sağlayabiliyorken, şimdi bu intravitreal enjeksiyonlarla birlikte görme kazançları daha yüksek oranda olmaktadır.


İçeriği Paylaşın