Organ Naklinde Hasta Seçimi Tartışması!

Organ Naklinde Hasta Seçimi Tartışması!

Organ Naklinde Hasta Seçimi Tartışması!

Bizi Takip Et


İngiltere’de organ naklinde hasta seçimi tartışması! Doktorlar, alkol bağımlılığı nedeniyle karaciğeri iflas eden 22 yaşındaki gençten organ nakli ameliyatı için altı ay boyunca içki içmeden durabileceğini ispat etmesi istedi. 13 yaşından beri içki içen alkol bağımlısı Gary Reinbach bu süreçte yaşamını yitirdi.

Oğlunun göz göre öldüğünü söyleyen anne Madeline Hanshaw “Babasıyla boşandıktan sonra oğlum içmeye başladı. Hayatta kalması için ikinci bir şans istedik ama bütün taleplerimiz geri çevrildi” dedi. Alkol bağımlısı diye karaciğer nakli yapılamayan gencin durumu İngiltere’de tartışma yarattı.

Alkol bağımlısı bir hastaya karaciğer nakli yapılmalı mı? Yapılan değerlendirme testleri dikkate alındığında  durumu aynı ciddiyette
eğer üç hasta varsa organ naklinde kim, nasıl, hangi kritere göre tercih edilir?

Donör sıkıntısının yaşandığı Türkiye’de organ nakli ameliyatı yapan uzmanlar acaba bu konuda ne düşünüyorlar? Merak edilen bu konuları ülkemizde alanında uzman doktorlara yönelttik. İşte aldığımız yanıtlar:

“DURUMU AĞIR OLANA TAKMAK SÖZ KONUSU”

Prof. Dr. Koray Acarlı
(Memorial Hastanesi Genel Cerrahi ve Organ Nakli Bölümleri Başkan Yardımcısı)

“Bunun kesin  doğrusu yok. İdeal hasta diye bir şey yok. Durumu en kötü, en ağır hasta var.

Eğer bağışlanan organ için birden fazla hasta uygun pozisyonundaysa,  diyelim ki hepatite bağlı sirozsa… Burada hastanın yaşından, cinsiyetinden bağımsız değerlendirilen Meld skoru diye bir yöntememiz var. Hastanın biluribin, kan pıhtılaşma düzeyi gibi değerlerine bakılıyor. Sonuçları otomatik alınan bir skorlama. Ağır olana takmak söz sonusu… Değerlerde eşitlik olduğunda hangisinin durumu en ağır, hastanede yatıyor? Hangisi uzun süredir bekliyor ve durumu acil? gibi konular değerlendiriliyor. Diğerlerinin bekleyecek zamanı olabilir, ama içlerinde bir hasta ise kritik durumda olabilir. Bazı eleştirilen taraftaları olmasına rağmen Meld skorlaması için dünyadaki en iyi sistem deniyor.

Organ nakli çok önemli bir konu ve yapılan zor bir iş. Burada insanlar sadece nakil diye bakıyorlar olaya. Aslında günlük hayat olarak bakmak lazım. Sophie’nin Seçimi filmindeki gibi  anne eğer iki çocuğu da ölecekse, birini kurtarma şansı varsa ne yapmalı? Yoğun bakımda yaşam kurtaracak tek alet varsa, ama buna iki hasta gereksinim duyuyorsa nasıl bir yol izlemek lazım? Ya da hayatın içinden bir başka örnek vermek gerekirse, alkol ya da kumar bağımlılığı sonucu mal varlığını kaybeden biri ile yangında mal varlığını kaybeden kişi aynı mıdır?

Alkolizm de bir hastalık. Yarın öbürgün gene içmeye devam edebilir.  Hastanın aile desteğini hissetmek de burada çok önemli bir nokta.  Eğer organ sana nakledilirse, tekrar içmeye başlarsan, sağlık durumun gene kötülüşerse, hem kendi hayatını yeniden tehlikeye atmış oluyorsun, hem de o organa ihtiyaç duyan bir başkasının hayatını çalmış oluyorsun.

Aslında canlıdan nakilde iyi çözüm olabilir. Kendi ailesi içinden uyan bir kişinin karaciğerinin bir kısmını bağışlaması gibi… Böylelikle çıkan organla diğer hastanın da hayatını kurtarmak mümkün olabilir. Buna karşın sorunu aile içinde çözmenin de tartışılan yanları olabilir.”
“NAKİL YAPILACAK KİŞİ  ALKOL BAĞIMLISI OLMAMALI”

Doç. Dr. Serap Aykut Aka
(Türk Kalp Damar Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı – Siyami Ersek Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi)

“Organ nakli yapılacak kişilerde seçim yapılır. Nasıl ki donör verme kriteri varsa organ nakli yapılacak kişilerde önemli. Nakil yapılacak kişilerde aranan şartlar vardır birinci şart, kişinin alkol ya da bazı zararlı maddelere bağımlı olmaması gerekir.

Donör kısıtlı iken ve karaciğer nakli yapılacaksa alkol bağımlısı yerine gerçekten ihtiyacı olan kişiye organ verilmelidir. Organ nakli etik bir iştir, normalde herkes organ nakli yapabilir fakat bu etiğin korunması gerektiğinden ruhsatlandırılıyor ve belli kişilere ruhsat veriliyor.

Organ naklinin gerçekleşmesindeki kriterlerden birinin de bağımlılık olduğunu söylemiştim zaten o bakımdan İngiltere etiğe uymuştur. Böyle bir kişiye belki organ nakli yapılırdı ama önce alkol tedavisi görmesi gerekir ve ardından nakil yapılmalıdır. Tedavi olmadan nakil olması çok yanlış. Temiz organ nakledilecek ve organ yine kirlenecek. Türkiye’de de aynı olurdu. Dünyanın her yerinde bu böyle olurdu tıp tektir ve organ nakli de böyledir.”

“AMERİKA’DA HASTANIN ÜÇ AY ÖNCE ALKOLÜ BIRAKMASI GEREKİR”

Doç. Dr. Barış Akin
(Florence Nightingale Hastanesi Transplantasyon Merkezi Pankreas ve Böbrek Nakli Programı Direktörü)

“Bu konuda yurtdışında etik kararlar var. Amerika’da üç ay kadar alkolü bırakması gerekir kişinin. Bunu psikiyatrist doktorun kanıtlaması gerekir. Düzen içinde değerlendirilir ve organ takılır. Keşke her yerde organ olsa da ihtiyacı olanlara takılsa. Genel durumu bozuk, organa acil ihtiyaç duyan kişiye takılır organ. Kişi de alkol alışkanlığı varsa karaciğer takılamaz çünkü çöpe atmış olursunuz o karaciğeri.

Kafa karıştıran bir şey daha var. İntihar eden kişiye akut karaciğer takılır mı? İntihar eden kişiye mi takılmalı yoksa nakil olmazsa ölecek hastaya mı takılmalı gerçi bunlar biraz daha farklı konular. Dediğim gibi üç ay alkol almadığı ispatlanacak ve nakil işlemi ondan sonra gerçekleşmelidir.

Mels skorlaması diye bir şey var. Mels’e göre, karaciğer nakli olacaklar sıralanır ve listede skoru en yüksek olan en çabuk nakil olur.  Nakil olayı cerrahın elinde değildir. Hastanelerin kendi etip kurulları vardır ve bunlar karar verirler. Türkiye’de evet organ takılırdı, İngiltere’ye de etik davranmadılar demiyorum.”
“TÜRKİYE’DE YETERLİ DONÖR YOK”

Prof. Dr. Cevat Yakut
(Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Eski Başhekimi)

“Bu olay etik değildir, yıllar önce alkol bağımlısı olan bir sanatçı vardı ve komaya girmişti. Karaciğer nakli yapıldı ancak nakil olmasına rağmen içkiyi bırakmadı.
Organ naklinde sözlü beyanla hasta seçimi olmaz.  Organ takılacaksa eğer  bir hayati durum söz konusuysa ona göre davranılmalı ve nakil yapılmalı.

Örneğin, kalbinin  büyük bölümü iflas etmiş olan bir hasta vardır ve birkaç gün yaşayacağını bilirsiniz, organ çok değerlidir. İki gün yaşayacak hastaya takmazsınız.

İçki komasına giren bir kişinin bilinci kapalı olur ve cevap veremez size. Buna göre değerlendirmemek gerekir. Organ naklini organ nakli yapan grup seçemez bunu başka bir heyet seçer. Tabii burada organın Türkiye’de yeteri kadar donör bulunamadığını söylemek istiyorum.”

“TÜRKİYE’DE OLSAYDI KARACİĞER NAKLİ YAPILIRDI”

Prof. Dr. Özcan Gökçe
(Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi Direktörü)

“İngiltere’de alkolik bir insana karaciğer takabilmek için psikiyatristler tarafından içki içmeyeceği kanıtlanmalı. Aslında iki yıl içmemesi gerekli ama altı ay da kabul edilebiliyor. Alkolizm ciddi bir hastalıktır. İnsanın karaciğerini bozduğu gibi sosyal durumunu da bozar. İngiltere bu konularda katıdır. Alkolik bir kişiye  karaciğer de, böbrek nakli de yapılmaz. Alkolik kişiye karaciğeri takarsanız ve tekrar içerse organ boşa gitmiş olur ve bunun ülkeye katkısı olmaz. Türkiye’de bu durum olsaydı ve elimizde karaciğer olsaydı takardık. Bizim bakış açımız budur. Türkiye’de kırmızı ışıkta geçerler ama İngiltere’de geçemezsiniz kurallar katı çünkü. Bizim ülkemizde ben de dahil olmak üzere takardık. Karaciğer naklinde genel durumun iyi, kaybın en az olacağı kişiye takılmalı organ. En iyi konumdaki hasta seçilir. Durumu, yaşı, geleceği değerlendirilir ve organ takılır.”


İçeriği Paylaşın