Tüp Bebekte Anomali Riski

Tüp Bebekte Anomali Riski

Tüp Bebekte Anomali Riski

Bizi Takip Et


TÜP BEBEK TEDAVİLERİ ANOMALİ (SAKATLIK) RİSKİNİ ARTIRIYOR MU?
Yardımcı üreme teknikleri, laboratuar süreçleri, embriyo üzerindeki çalışmalar, PGT, embriyo dondurma ve çözdürme, kullanılan ilaçlar ve bu ilaçların kanser ile olan ilişkileri, ilaçların yan etkileri ve tedaviyle doğan bebeklerin sağlığı hep mercek altındadır ve olacaktır. Doğrusuda budur.

Son 20 yıl içinde yardımcı üreme teknikleri ile ilgili birçok araştırma yapıldı ve yapılıyor da. Bazı çalışmalarda yeni doğanlarda minimal doğumsal anomali risk artışından söz edilirken bir çok araştırmada da anlamlı risk artışının olmadığı vurgulanıyor. Yani çelişen bir çok araştırma söz konusudur. Sonuçta biz hekimler bilimle uğraşırken ve bilimden yararlanırken yaptığımız her tıbbı müdahalede hastaya risk yaratacak teknik, teknoloji veya tedavi yöntemini her zaman tartışırız ve zarar verilmemesi ilk ve en önemli amacımızdır.

Yaklaşık 30 yıldan beri bu tıbbı yaklaşımlar hastaların hizmetindedir. Ancak başlangıç yıllarında bugünkü anlamda tüp bebek tedavileri yapılmıyordu ve kısıtlı bir hasta grubuna hitap edebiliyordu. Bu alandaki gelişmeler tıbbın birçok alanında olduğu gibi, çok hızlı bir şekilde devam etmektedir ve gün geçtikçe daha büyük bir hasta grubunu kapsamı içine almaktadır. Doğal olarak yardımcı üreme tekniklerindeki yeni yaklaşımların araştırma sonuçları yeni yeni ortaya çıkmaktadır. Önemli olan bu araştırma sonuçlarını doğru yorumlamaktır. Bu araştırmaların güvenirliği; araştırmanın düzenine, kapsamına, genişliğine ve şekline bağlıdır. Şimdiye kadar açıklanan hiçbir çalışmada tüp bebek tedavileri direkt olarak sorumlu gösterilemiyor.

Human Reproduction, Şubat 2009 sayısındaki bir makale, medya ve hekimlerin dikkatini tüp bebek yöntemi ile doğan bebeklerdeki anomali artışına yönlendirdi. Bu makalenin sonucu 21 Mart 2009 tarihinde gazetelerde yer aldı. Doğal olarak hastalarımız da doğacak bebeklerinin sağlığı konusunda endişe ve kaygıya neden oldu. Ancak endişelenecek bir şey yok.

BU ORAN DOĞUMSAL ANOMALİDE BÜYÜK BİR RİSK Mİ DEMEK OLUYOR?
Doğumsal anomaliler veya sakatlıklar iki çeşittir. Birincisi bebeğin yaşamını tehlikeye sokan sakatlıklar ki, sevinerek belirtelim daha az, yaklaşık %1 oranında karşılaşılandır. İkincisi ise küçük sakatlıklar. Bu doğumsal kusurlar hayatta bir sorun yaratmaz ve tedavi edilebilecek problemlerdir.  Bunlar biraz daha sık yaklaşık % 3 oranında görünür. Bu anomali riski tüm normal toplumlarda ortaya çıkmaktadır.  Yani her normal yoldan gebe kalan annenin bebeğinde yaklaşık %3-4 oranında yapısal kusurların görülme riski mevcuttur.

Gazetelerde yayınlanan tüp bebekle doğan bebeklerde %30 yapısal anomali riski çok yanlış anlaşıldı. Yani kamuoyunda şöyle bir izlenim uyandı: “Yardımcı üreme teknikleri ile doğan her yüz bebekten, otuzunda sakatlık ortaya çıkıyor.” Oysa böyle bir sonuç çıkarmak kesinlikle yanlış olur. Yapısal doğum kusurları her çocuk isteyen çiftin yeni doğan bebeğinde görülebilir. Bu kusurların nasıl ve neden ortaya çıktığı net olarak bilinmiyor. Genellikle gebelik takipleri sırasında bu yapısal problemler tespit edilebiliyor. Doğum sonrası veya bazı problemler gebelik sürecinde düzeltilmeye çalışılır. Hiçbir aile böyle problem yaşayabilir diye çocuk isteme arzusundan vazgeçmez. Son yayınlanan çalışmada yardımcı üreme tedavileri sonucu doğan yeni doğanlarda yapısal doğum kusurlarının tedavisiz gebeliklere oranla  %30 daha fazla görüldüğünü öne sürmektedir. Ne demek istediğini şöyle anlatalım: Eğer bir doğumsal kusur tedavisiz gebelikte 1/1000 görülüyorsa, tüp bebek tedavileri sonucu:
1X 30/100= 0.3  fazla risk
1+0.3=1.3 hesaplanmış risk.

Sonuçta bu risk tüp bebek tedavilerinde 1.3/1000 demektir. Örneğin; yarık dudak ve damak riski her 1000 doğumda bir bebekte rastlanırken tüp bebek yaptıranlarda her bin bebekten ikisinde görülüyor. Veya kalp problemleri 3500 doğumda iki yenidoğanda ortaya çıkarken tüp bebekte 3500 yenidoğandan dördünde görülüyor. Biz hekimlerin bu sonuçları tartışmamız gayet doğaldır. Her teknoloji, her tedavinin güvenirliği tabii ki tartışılacak ve kamuoyu doğru bilgilendirilecektir.

BİLİNEN RİSKLERE YENİLERİ EKLENDİ Mİ?
Yardımcı üreme teknikleri sonucu doğan bebekler, bilim adamları tarafından sürekli mercek altında. Sosyologlar, psikologlar, genetik doktorları, çocuk hekimleri, tıp ve toplum ile ilgilenen her daldan bilim adamları sürekli araştırmalar yapıyorlar. Bu bebeklerin gelişimleri takip ediliyor. İşi o kadar abarttılar ki toplumda bile tüp bebeklere ‘kıymetli bebek’ deniyor. Bugüne kadar dünyada tahminen 5–6 milyon bebek yardımcı üreme teknikleri sonucu dünyaya geldi.

Bazı anomalilerde minimal bir artış olduğunu biliyoruz ancak bu artışın tedavi yöntemine mi yoksa kısırlık sürecinin kendine mi bağlı olduğu açık değildir. Kimi yayınlar yapılan tedaviler bağlantılı olabileceği yönünde ön bilgi verirken kimine göre ise başlıca kısırlık sorununun kendisi bu artıştan sorumlu olabilir şeklinde gösteriliyor.

Yeni riskler eklendi mi sorusuna cevabım hayır. Bu güne kadar bu çocuklar hem aileler hem hekimler tarafından sıkı şekilde izleniyorlar. Fiziki gelişmeleri, zihinsel gelişmeleri, sosyal yaşamları, okul başarıları, üremeleri aklınıza gelen bütün özelleri takip ediliyor. Bugüne kadar herhangi farklılık ortaya konulmuş değildir.

ANOMALİLER GENETİK MİDİR?
Bu anomalilerin normalde toplumda neden ve nasıl ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. Yardımcı üreme tekniklerinde nasıl ve hangi mekanizmalarla artış gösterdiği aynı şekilde gizliliğini koruyor. Ancak bazı doğumsal anomalilerin kromozom bozukluları ile ilişkili olduğu biliniyor.

GENETİK İSE “PGT” İLE AYIKLANAMIYOR MU?
Bu anomalileri önceden yani embriyo transferinden önce tahmin etmek mümkün değildir. Eğer ailede genetik sorun varsa PGT yapılabilir. Ancak örneğin yarık dudak damak veya hipospadias veya bitişik parmak için PGT yapılamıyor. Bu anomalilerin genetik geçişle ilgileri yoktur. Tamamen tesadüfî ve yapısal oluşum bozukluklarıdırlar. Genelde bu problemler bebeğin organlarının oluşum fazındaki bir bilinmeyen nedenden dolayı ortaya çıktığını düşünüyoruz. Normalde toplumda neden bu sakatlıklar oluyor, tüp bebek tekniklerinde hangi mekanizmalarla bu oran artışına sebep oluyor henüz bilinmiyor. Kromozom bozukluları ile ilişkili olan bazı doğumsal anomalilerin ise yine o gebeliğin oluşum sırasında bir şekilde ortaya çıktığını düşünmekteyiz.

TÜP BEBEK SAHİBİ OLAN AİLELER TEDİRGİN OLDULAR MI?
Tabii ki bu yanlış yorumlama birçok insanda tedirginlik yarattı. Birçok hasta doğuracağı bebeğin %30 sakat olabileceğinden kaygılanmaya başladı. Medyada duyduklarımızı doğru yorumlamalıyız veya doktorlarımıza yorumlatmalıyız. Hastalarımıza tüp bebek tedavilerinin güvenirliğini, onların tedirgin olmamalarını toplantılarımızla duyuruyoruz. Tüp bebek tedavilerinden doğan risk artışı henüz kanıtlanmış değildir. Ayrıca söz konusu olan risk artışı çok çok düşük kabul edilebilir bir orandır.

TEDAVİDE KULLANILAN İLAÇLAR SORUMLU TUTULABİLİR Mİ?
Tüp bebek ilaçları her zaman hastalar tarafından merak konusu olmuştur. Bu ilaçların kanser ile olan ilişkileri hastaları her zaman tedirgin etmiştir. Yeni tedirginlik kaynağı ise acaba bu ilaçlar yeni doğacak bebeklerinde bir sakatlığa yol açar mı?

Bu sorulara cevap bulmak için hormonların klinik kullanıma girmesi ile birlikte birçok bilimsel çalışmalar başlatılmıştır. Yüzlerce bir birinin sonuçlarını çürüten çalışma yayınlanmıştır. Ancak bu çalışmaların sonucunda kanıtlanmış hiçbir sonuç bulunmamaktadır. Özet olarak; eğer bir risk artışı söz konusu ise de ilaçlarla bağlantılı olduğu hiçbir şekilde kanıtlanamamıştır.

ANOMALİLER NE ZAMAN TESPİT EDİLEBİLİYOR?
Gebelik planlamadan önce belirli kontrollerin yapılması gebelik risklerini büyük oranda azalmaktadır. Gebelik oluşumundan itibaren belirli zamanlarda testler ve ultrasonografi yardımı ile anomali taraması yapılır.

Prof. Dr. Mustafa Bahçeci
Bahçeci Kliniği&Alman Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Direktörü

www.bahceci.com


İçeriği Paylaşın