Beslenme Alışkanlıklarınızı Değiştirin,Kansere Savaş Açın!

Beslenme Alışkanlıklarınızı Değiştirin,Kansere Savaş Açın!

Beslenme Alışkanlıklarınızı Değiştirin,Kansere Savaş Açın!

Bizi Takip Et


Giderek yaygınlaşan kolon kanseri, ülkemizde en sık görülen kanser türleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. Genellikle sinsice ilerleyen ve erken dönemde belirti vermeyen bu kanser türüne, hatalı beslenme alışkanlıklarından alkol ve sigara kullanımına dek birçok faktör yol açabiliyor. Fakat beslenme alışkanlıklarına dikkat edildiğinde kolon kanserinden korunmak mümkün olabiliyor. Central Hospital’dan Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Sökmen, “Kanser Haftası” vesilesiyle kolon kanserini önlemede önemli yer tutan beslenmenin püf noktalarını anlattı.

Gastrointestinal kanserler (sindirim sistemi kanserleri), tüm kanserler içinde yüzde 20 oranında ölüm nedeni özelliği taşır. Kolon (kalın bağırsak) ve rektum (kalın bağırsağın makata yakın olan bölümü) kanserleri, kansere bağlı ölüm nedenleri arasında 3. sırada yer alıyor. Kolon ve rektum kanserlerinde en sık görülen belirtiler, dışkı alışkanlığında ve çapında değişiklik, kansızlık, aşikar veya gizli rektal kanama (kanın sade ya da dışkıyla karışık olarak gelmesi) ve istemsiz kilo kaybıdır. Kolorektal kanserlerde, ailede kanser öyküsünün bulunması önemli bir belirtidir. Bunun dışında bazı hastalıklar da kanser gelişimine yatkınlık gösterebildiğinden düzenli takip gerektirir. Ailevi kolon polip hastalığı (poliposiz koli), ülseratif kolit ve crohn hastalığı bunların en sık bilinenleridir. Koruyucu hekimlik diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi kolorektal kanserini önlemede ciddi önem taşır. Sağlam kişilerin korunması için 50 yaşını dolduran her bireye kolonoskopi yapılmalıdır. Birinci derece yakınlıktaki akrabalarında kolon kanseri olan kişilere, akrabaya teşhis konulma yaşından 5 yıl öncesi baz alınarak kolonoskopi yapılması gerekmektedir. Beslenme de başlı başına önemli bir konudur.

SU İÇMEYİ UNUTMAYIN

Serbest radikalleri hızla vücuttan uzaklaştırmasıyla bilinen su, aynı zamanda kanser önleyici etkiye de sahiptir. Bu maddeler böbreklerden idrarla, deriden terle, bağırsaklardan dışkı yoluyla atılır. Bu nedenle her gün günde 2 ile 2,5 litre su tüketilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

BOL POSALI BESLENMEYE ÖZEN GÖSTERİN

Kanserler üzerine yapılan araştırmalar, az posalı gıda tüketen toplumlarda kolon ve rektum kanserlerinin daha yaygın olarak görüldüğünü ortaya çıkarmıştır. Yüksek posalı besinler, daha hacimli atık maddesi oluşturarak kanser yapıcı maddelerin hızla dışkıyla atılmasını sağlar ve kanser riskini azaltır. Bu nedenle kolon kanserine karşı bol posalı besinler tüketmeye özen gösterilmelidir.

KIRMIZI ET TÜKETİMİNİ SINIRLANDIRIP, İŞLENMİŞ ET ÜRÜNLERİNDEN UZAK DURUN

Fazla kırmızı et tüketimi kolon kanseri riskini tetikliyor. Çünkü fazla kırmızı et tüketimi, kanserojen heterosiklik aminlerin ve nitrozaminlerin oluşumuna zemin hazırlayarak kansere yol açabiliyor. Bu nedenle haftalık kırmızı et tüketimi 500 gramdan az olacak şekilde sınırlandırılmalıdır. Ayrıca günümüzde salam, sosis ve sucuk gibi işlenmiş et ürünleri de kahvaltı sofralarından eksik edilmiyor. Fakat bu ürünlerin tüketimi, üretim esnasında içerisine kanserojen özellik taşıyan birtakım koruyucu ve katkı maddelerin katılması nedeniyle insan sağlığı için ciddi riskler taşıyor. Bu nedenle işlenmiş gıdalardan kesinlikle uzak durulması gerekiyor. Ayrıca mangalda yakılarak pişirilen etlerinde önemli bir kansorejen olduğu unutulmamalıdır.

MEYVE VE SEBZE TÜKETMEYİ İHMAL ETMEYİN

Yüksek kalori içeren karbonhidratlarla beslenmenin yanı sıra yetersiz meyve sebze tüketimi de kanserojen özellikteki nitratın nitrite dönüşümüne yol açabilir. Bu dönüşüm ise kanseri tetikleyebilir. Çünkü antioksidan ve anti proliferatif özellikteki meyveler vücutta, bağırsak iç yüz tabakasının çoğalmasını ve bağırsakta polip oluşumunu engeller. Ayrıca safra asitlerini bağlamak ve bağırsak hareketini arttırarak bağırsaktaki zararlı maddeleri dışarı atmak gibi önemli katkılar sağlar. Bu sebeple en az bir porsiyon meyve tüketmeye dikkat edilmelidir.

BESLENMENİZE KALSİYUM KAYNAKLARINI EKLEYİN

Kalsiyum içeren besinler kolon kanserine karşı koruyucu etki ile bilinir. Çünkü kalsiyum, kolonda safra ve yağ asitlerini bağlar. Günlük kalsiyum ihtiyacını karşılayabilmek için yeteri kadar kalsiyum alınmalıdır.

SİGARA VE ALKOLÜ HAYATINIZA ALMAYIN

Sigara ve alkol tüketimi kolon kanserini tetikleyen önemli nedenler arasında yer alıyor. Aktif kullanıcılar sigara ve alkolü acilen bırakmalı, henüz kullanmayan kişiler ise kesinlikle uzak durmalıdır.

D VİTAMİNİ YETERSİZLİĞİNE DİKKAT EDİN

Yapılan araştırmalarda, D vitamini eksikliği olan kişilerin diğerlerine oranla daha fazla kolon kanseri riski taşıdığını göstermiştir. Bu nedenle D vitamini düzeyinin gereken seviyede olmasına dikkat edilmelidir.

FAZLA KİLOLARDAN ARININ

Aşırı kilolu ya da obez teşhisi konan kişiler önemli oranda kolon kanseri riski taşıyorlar. Kolon kanserinden korunabilmek için ideal ağırlığa ulaşılmalı ve bu ağırlık korunmalıdır. İdeal ağırlığa sahip olabilmek için ise gereken beslenme alışkanlıkları günlük yaşama uyarlanmalıdır. Kilo problemi kişisel diyetlerle çözülemiyorsa bir uzman desteğine başvurulmalıdır.

Bu önlemlere rağmen kanseri düşündüren kansızlık, bağırsak alışkanlığında değişim, istemsiz kilo kaybı ve rektal kanama gibi belirtiler görülüyorsa mutlaka gastronteroloji uzmanı, iç hastalıkları uzmanı, genel cerrah veya aile hekimlerine başvurulmalıdır. İlgili uzman muayene ederek, gerekiyorsa kolonoskopi yapılmalı ve özellikle kanserin öncü belirtileri olan polipler varsa çıkarılmalıdır. Ayrıca yapılan tetkikler sonucunda kanser teşhis edildiyse hasta, cerrahi, medikal onkoloji ve radyasyon onkoloji uzmanlarınca tedavi edilmelidir.


İçeriği Paylaşın