Burnu Kemerli Olan Evlenemez mi?


Bizi Takip Et


Esra Kazancıbaşı İle Sağlık

Türkiye’nin televizyon gündeminde en çok tartışılan konulardan biri, evlilik programları. Evlilik programları yasaklanacak mı yoksa bazı düzenlemeler mi getirilecek? Esra Erol yeni sezonda ne yapacak? Zuhal Topal, Seda Sayan yeni yayın döneminde de izdivaç programı sunabilecekler mi?

Evlilik programlarıyla ilgili RTÜK, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı’na 120 binden fazla şikayet geldiğini belirten Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un geçtiğimiz haftalarda yaptığı  “Çalışmalarda son noktaya geliyoruz. Önümüzdeki süreçte kanun hükmünde kararname düzenlemesiyle toplumsal talepleri karşılayacağız” şeklindeki sözleri dikkatleri bir kez daha izdivaç programlarının üzerine çekti.

ANGELINA JOLIE DUDAKLI GELİN ADAYLARI…

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ile Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)’e izdivaç programlarıyla ilgili gelen şikayetlerde, evliliğin maddiyata indirgenmesi, adayların dış görünüşleri̇yle yargılanması, bazı cast ajansı çalışanlarının eş arayan aday olarak gösterilmesi gibi gerekçeler sunuluyor.

Bense, evlilik programlarında bugüne kadar gündeme getirilmeyen başka bir şeye takıldım; Eş arayan genç kızların, delikanlıların burunlarına, kaşlarına ve dudaklarına. Hepsi tek bir estetik cerrahın elinden çıkmış gibi kalkık, hokka gibi bir buruna sahip. Çoğu gelin adayının dudağı dolgu ile kalınlaştırılmış. Kalkık kaşlarıyla Uzay Yolu’nun meşhur Mr Spock’ını anımsatıyorlar. Bir diğer benzer yanları da, banyo fayansı gibi duran parlak bembeyaz dişleri.

Acaba, yarışmaya katılacak adaylarda aranan şartlardan biri mi bu? Yoksa seçilen adaylar seyirciyle buluşturulmadan önce estetik doktorlarına mı götürülüyor? Ondan mı hepsinin burnu, ağzı, kaşı, gözü böylesine birbirine benziyor? Kemerli burnu, incecik dudak ve kaşları olan gençlerin evlenme şansları yok mu yani? Ön dişlerinde hafif ayrıklık olan gelin adayları evde kalmaya mı mahkum?

İzdivaç programlarında evlenilecek kız ve erkek prototipi yaratılıyor. Uzak Doğuluları genelde ayırmakta nasıl zorlanıyorsak, bugün Batılı ülkelerde de estetik bağımlısı bireyler benzer burun, ağız ve kaş yapılarıyla birbirlerinin kopyası gibi duruyorlar. Oysa, estetik kişiye özel olmalı. İyi bir estetik anlaşılamayacak kadar doğal durmalı.

Estetik girişimlerin artmasında, evlilik programlarındaki adayların rol modeli olmasının etkisi tabii ki var. Ancak, diğer yandan medikal estetik alanındaki gelişmelerin ve bu alanda çalışan uzmanların PR’cılarının da pompalamasıyla bu tür girişimlere talebin giderek arttığı da bir gerçek. “Düğün estetiği”, “Nişan estetiği” başlıklarıyla gönderilen basın bültenleri de bunun en somut örneği.

MEZUNİYET HEDİYESİ BOTOKS VE DOLGU OLURSA…

Kızınız ya da oğlunuza üniversiteyi bitirdiğinde mezuniyet hediyesi olarak ne almayı düşünüyorsunuz bilmiyorum ama karşınıza geçip de sizden botoks ya da dolgu armağan etmenizi isterse hiç şaşırmayın. Neden mi? Çünkü şimdilerde gençler arasında mezuniyet estetiği son derece gözdeymiş. İş görüşmelerinde avantajlı duruma geçmek amacıyla ebeveynlerinden botoks, liposuction, meme büyütme gibi hediyeler istiyorlarmış! Erkeklerin talebi ise, kepçe kulak ameliyatı ile saç ekiminden yanaymış.

Şöyle bir intertte sörf yapın. Çeşitli estetik ve plastik cerrahların mezuniyet estetiğiyle ilgili bu tür  açıklamalarına sıkça rastlayacaksınız. Tabii, bu açıklamalarda hasta potansiyelini arttırma arzusu da var ama gençler arasında estetiğin giderek yaygınlaştığı da bir gerçek!

İngilizcesini geliştirmek, gerekirse ikinci dil öğrenmek, alanında yurt içinde ve yurt dışındaki mezuniyet sonrası eğitim kurslarına katılmak varken, aradığı işe girebilmek için estetikten medet umanlar… Evliliğin iyi günde olduğu kadar hayatın zorlu, dikenli yollarında da el ele yürüyebilmeyi gerektirdiğini düşünmeden eş bulmayı sadece aynadaki güzelliğine ve karşısındakinin cebinin doluluğuna endeksleyenler…

Ameliyatlı, botokslu, dolgulu yüzleriyle güzellik ikonu olduklarını sanan gelin ve damat adayları hakaret, aşağılama, öfke içeren sözleriyle duygularını nasıl böylesine estetikten yoksun bırakıp kabalaşabiliyor? Bu nasıl bir çelişkidir? Söyler misiniz, bizler imaja ve estetiğe takıntılı hayatlarımızda, zarafet, empati, içten bir gülüş ile gelen duygusal estetiği nasıl böylesine giderek yitiriyoruz?

Esra Kazancıbaşı Öztekin

sagligimicin@gmail.com

Not: Bu yazı 30 Nisan 2017 tarihinde Yenibirlik Gazetesinde yayımlandı.


İçeriği Paylaşın