Sistemik Hastalıklarda Diş Sağlığı

Sistemik Hastalıklarda Diş Sağlığı

Sistemik Hastalıklarda Diş Sağlığı

Bizi Takip Et


Prof.Dr. Hülya Koçak Berberoğlu
(İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş, Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Ana Bilim Dalı)
1. Enfekte dişler ve dişetleri ya da ağız içi ve çene kemiklerinde bulunan kistler, tümörler, gömük dişler, çürükler sistemik hastalığı olanların hastalıklarını ağırlaştırabilmektedir. Diş, dişeti ve çene kemiklerindeki enfeksiyon odaklarında bulunan mikro organizmalar, kan yolu, lenfatik yol, sinir yolu veya komşuluk yolu ile hastanın sistemik hastalığı nedeniyle hasar görmüş organlarında ikincil enfeksiyona neden olabilirler. Bu hastalarda profaktik antibiyotik tedavisi altında işlem yapılması uygun olacaktır.

2. Herhangi bir sistemik hastalığı olanlarda,diş hekimi hastalığın durumuna uygun lokal anestezik madde kullanmalıdır. Diş hekiminin kullandığı lokal anesteziler sistemik hastalığı olanlarda hastalık nedeniyle zayıflamış organlarda sorun yaratabilir. Bu nedenle kardiovasküler, diyabet, tiroit, böbrek karaciğer hastalığı olanlarda farklı gruplardan lokal anestezik madde kullanılmalıdır. Kullanılan maddeler kalp-damar, böbrek, karaciğer gibi organlarda toksik etki göstermemeli ve diyabetik hastaların şekerini yükseltici özellikte olmamalıdır.

3. Kan sulandırıcı kullanan hastalarda çekim veya ameliyat sonrası kanama problemi olabilmektedir. Bu hastaların hepsinde kan sulandırıcı ilaçları kesilmeyebilir. Bunun için INR değerine bakılarak işlem yapılmakta, kanama olduğunda lokal kan durdurucular kullanılmaktadır.

4. Organ nakli yapılmadan önce ağızdaki bütün enfeksiyon odakları ortadan kaldırılmalıdır. Çene kemiklerinde bulunabilen enfekte diş, dişetleri, kist, enfeksiyon, tümör ve kalmış köklerin organ naklinden sonra meydana getireceği enfeksiyon, nakli yapılan organın reddine yol açabilmekterdir. Organ naklinden sonra bu hastalarda ortaya çıkabilecek herhangi bir diş ve diş eti enfeksiyonu ve bunların tedavileri antibiyotik proflaksisi altında yapılmalıdır.
Kalp Damar Sistemi Hastalıklarında Diş Hekiminin Yaklaşımı

Kalp-damar sistemi hastalığı olanlarda en önemli konu bu hastaların kalp ve damar sistemlerini yormayacak lokal anestezik madde kullanılmasıdır.

İlk 6 ayda kalp krizi geçirmiş olanlarda ağız içi müdahalelerden kaçınılması gerekir. Eğer bu hastalara acil diş müdahalesi gerekiyorsa tam teşekküllü bir hastanede olmalıdır.

Hipertansiyonu olan kişilerde kullandıkları ilaçları kesmeden ve hastayı hipertansiyon krizine sokmayacak lokal anestezik madde kullanılarak işlemler yapılmalıdır.

Bu hastalarda sabah saatlerinde ve kısa seanslarla çalışılmalıdır.

Kalp kapağı protezi taşıyanlar, kalp kapağı defekti olan hastalar ve fokal enfeksiyon riski taşıyan kişilerde proflaktik antibiyotik uygulanarak diş tedavileri yapılabilmektedir. Bunun dışında kalp damar sistemini yormayacak olumsuz etki yapmayacak lokal anestezik madde kullanmak gerekir.

Kalp ile ilgili cerrahi müdahale geçirmeden önce hastanın ağzındaki bütün çürükler temizlenmeli, dişetleri tedavi edilmelidir. Gömük dişler, çene kemiklerinde kalmış kökler ve kistler alınmalıdır. Hastanın ağız hijyeni maksimum hale getirilmeli ve koruyucu tedaviler uygulanmalıdır.
Böbrek Hastalığı Olanlar ve Diyalize Giren Hastalar

Kronik böbrek yetmezliği olanlarda kısa seanslarla ve böbrek dokusuna toksik reaksiyon göstermeyecek lokal anestezik maddeler kullanılarak işlemler yapılabilir.

Hastanın ağzındaki enfeksiyon odakları kaldırılmalıdır. Bu hastalarda kanama problemi ve hipertansiyonda olabilir. Bu grup hastalarda dikkat edilecek konuları göz önünde bulundurmalı, tek seansta uzun işlemler yapılmamalıdır. Hastaya belirli aralıklarla randevu verilmeli ve tedavi planlaması yapılarak en acilden hafife doğru işlemleri bölünerek yapılmalıdır.

Kronik böbrek yetmezliği olanlarda hastayı yormadan ve tansiyonunu etkilemeyecek lokal anestezik madde kullanılmalıdır. Böbreklerde toksisite oluşturmayan anestezi seçimi de önemlidir.

Böbrek transplantasyonu yapılacak hastaların önceden ağızdaki bütün enfeksiyon odakları uzaklaştırılmalı, ağız hijyeni maksimum hale getirilmelidir.

Böbrek diyalizi gören hastalarda diyalizin ertesi gün ağız içi işlemleri yapılabilir.   
 
Diyaliz günü veya hemen öncesinde ağız tedavilerinden kaçınılmalıdır.
Şeker Hastaları

Şeker hastalarının ağız içi tedavileri sırasında şekeri kontrol altında olmalıdır. Kontrol altında olmayan diyabette yapılan çekimler veya ağız içi ameliyatlarında iyileşme bozukluğu görülebilir. Bu hastaların diş tedavileri ilaçlarını aldıktan sonra sabah erken saatlerde yapılmalıdır. Çekim ve ameliyatlardan sonra enfeksiyon riskinin önüne geçmek için antibiyotik verilebilir; kullanılan lokal anestezik maddenin hastanın kan şeker değerinin yükseltmeyecek şekilde seçilmesi gerekir. Bu hastalarda çoğunlukla diş eti kanaması ve diş etinde şişlik ile kendini gösteren diş eti enfeksiyonları, hastanın diş hekimi tarafından sık sık kontrol edilmesi ve diş eti tedavilerinin yapılmasıyla önüne geçilebilmektedir. Çok yüksek kan şeker değeri olan hastalarda ağız içi tedavileri yetersiz kalabilir; bu durumda hastanın diyabetinin kontrol altında olması çok önemlidir.
Lokal anestezik seçimine dikkat edilmelidir.
Hamile Hastalar

Hamile adayları hamile kalmadan önce ağızdaki tüm enfeksiyon odaklarının ortadan kaldırılması gerekir. Hamile kalındıktan sonra bu enfeksiyon odakları hem bebeğe hem anneye zarar verebilmektedir.

Hamilelik sırasında yaşanan diş ve diş eti ağrılarının tedavi edilmesi mümkündür. Tedavi sırasında anne ve bebeğe dokunmayan lokal anestezik maddelerle, minimum miktarlar kullanılarak bu hastaların tedavileri yapılabilmektedir.
Bu dönemde acil diş ve diş eti müdahaleleri yapılabilinir; acil olmayan durumlar(implant veya protez yaptırmak gibi)doğum sonrasına ertelenmelidir.

Hamilelik döneminde ortaya çıkabilen hormonal değişiklikler ağızda da bazı farklılıklara yol açabilmektedir. Bu süre boyunca ağız bakımına dikkat edilmediği takdirde, bu değişikliklerin de olaya katılmasıyla ciddi dişeti enfeksiyonları ve “hamilelik tümörü”denen oluşumlarla karşılaşılmaktadır.

Hamilelik eğer planlanabiliyorsa öncesinde hastanın dişeti enfeksiyonları tedavi edilmeli, çürükler temizlenmeli, gömük veya yarı gömük 20 yaş dişleri çıkarılmalıdır. Hiçbir şikâyet vermeyen 20 yaş dişleri ve çürük dişler hamilelik dönemi boyunca hastaya şikâyet verebilir. Son yapılan değerlendirmelere göre kısırlık tedavisi gören kişilerde de öncelikle ağızlarındaki enfeksiyon odaklarının temizlenmesi tavsiye edilmektedir.

Çocuk Hastalar  

Erişkinlerde kullanılan lokal anestezik maddeler ve dozları çocuklarda ciddi reaksiyona yol açabilir. Bu nedenle çocuk hastaların tedavisinde kullanılan lokal anestezik maddeler allerji ve toksik reaksiyonlar yapmayacak özellikte seçilmelidir.

Koruyucu diş tedavisi çocuklarda en önemli tedavi şekillerinden biridir. Yani herhangi bir çürük oluşmadan önce çocukların dişlerinin üzerine koruyucu ilaçlar sürülerek çürümeleri engellenmelidir. Çocukların çürümeye başlamış dişleri de hemen tedavi edilmelidir. Çünkü çocuk dişlerinin çürükleri kolayca ilerleyerek diş ve diş eti enfeksiyonuna neden olabilmektedir; bu enfeksiyonlarda eklem ve kalp kapaklarında hastalıklara yol açabilmektedir.
Radyoterapi ve Kemoterapi Gören veya Görecek Hastalar

Radyoterapi ve kemoterapi sonrasında hastalarda ağız içinde bazı değişiklikler gözlenebilmektedir. Diş çürüklerinde artış, ağızda aft ve mantar enfeksiyonları, ağız kuruluğu en önemli şikâyetlerdir.

Özellikle baş-boyun bölgesinde radyoterapi ve kemoterapi görmeden önce ağız içindeki enfeksiyon odakları temizlenmelidir. Gömük dişler ve kökler, dişeti enfeksiyonları derin çürükler sorunlu protezler tedavi edilmelidir. Bu hastaların, radyoterapi ve kemoterapi sonrasında diş tedavi ihtiyacı olduğunda antibiyotik proflaksisi altında uygun lokal anestezik madde kullanılarak tedavileri yapılabilir.

Kanama Pıhtılaşma Bozukluğu Olan Hastalarda Diş Tedavileri

Bu grup hastalar diş hekimini birkaç açıdan ilgilendirmektedir. Kan hastalıklarında dişeti kanamalarına ve dişeti enfeksiyonlarına sıkça rastlanmaktadır. Yine bu grup hastalarda çekim veya ameliyat sonrasında aşırı kanamalar ve iyileşme döneminde de enfeksiyonlar meydana gelebilmektedir. Ağız içinde lokal anestezik maddenin uygulandığı alanlarda bile iğnenin batmasına bağlı olarak kanamalar meydana gelebilir.

Çekim veya ameliyat sonrası kanamaları topikal koagulan  maddeler ve buz uygulamaları ile durdurulabilir. Eğer kanama devam ederse hastaya hastane şartlarında müdahale edilebilir.

Antikoagülan kullanan hastalarda tedaviye başlamadan önce INR değerlerine bakılarak tedavi planlaması yapılmaktadır. Tedavi sırasında ve sonrasında olan kanamalar lokal kan durdurucular kullanılarak kontrol altına alınabilmektedir. Kan sulandırıcı kullanan hastaların antikoagülan ilaçları kesilmeden de ağız içinde her türlü müdahaleler yapılabilmektedir Bunların tedavileri sırasında dikkat edilecek konular; aynı seansta çok uzun tedavilerden kaçınmak, dokuya çok nazik davranmak ve basit çekimlerden sonra bile dikiş atılmasıdır.


İçeriği Paylaşın