Aort Anevrizması Nedir?

Aort Anevrizması Nedir?

Aort Anevrizması Nedir?

Bizi Takip Et


Medicana İnternational Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Neyyir Tuncay Eren, Atv Avrupa ekranlarında yayımlanmakta olan “Esra Kazancıbaşı İle Sağlığım İçin Herşey”  programına katıldı.
Aort Anevrizması nedir? Bulunduğu bölgeye göre aort anevrizması bazı vakalarda bir takım şikâyetlere yol açabilir mi? Aort damarı yırtıldığında neler olur? Yüksek tansiyon hastalarında aort anevrizma riski daha mı yüksektir? Başka kimler aort anevrizması açısından daha şansız grupta yer alıyorlar? Aort anevrizması bazı başka hastalıklarla karıştırılabiliyor mu? Girişimsel stent yöntemleri ve kalp ameliyatları sırasında aort damarının yırtılması söz konusu olabilir mi? Aort anevrizması mutlaka tedavi gerektiriyor mu? Aort anevrizmasında tek çare ameliyat mıdır? Başka girişimsel yöntemler de var mıdır? Bu yöntem damar içine stent uygulaması mıdır? Endovasküler stent uygulaması açık ameliyatlara göre hastalara ne tür avantajlar sağlıyor? Her vakaya bu yöntemi uygulayabiliyor musunuz? Damar içine yapılan stent tedavisinde stentlerin süresi ne kadardır? Suni damarların herhangi bir ömrü var mıdır?
Prof. Dr. Neyyir Tuncay Eren, Esra Kazancıbaşı`nın sorularını yanıtladı.
. Aort anevrizması nedir? 
“Aort, kalpten çıkan ve kalbin attığı temiz kanı vücudumuza taşıyan bir damardır.  Vücudumuzun ana damarıdır. Normalde insanların boyutuna göre değişmek üzere 2 ila 3cm arasında değişen bir çapı vardır. Bu çapının yarısından fazla artması yani 3 cm ve üzerine doğru çıkmasına aort anevrizması diyoruz.
Aortu; kalpten hemen çıktığı bölüm, beynimize giden damarların olduğu bölüm, göğsümüzdeki bölüm ve karın bölümü olarak ayırabiliriz. Bu genişlemelerin en çok görüldüğü yer karın bölgesidir ve karın bölgesindeki en önemli sıkıntı bu damarın yırtılmasıdır. Genişleyen bir damar doğal olarak yırtılacaktır. Bizim de en büyük korkumuz budur çünkü bu damar yırtıldığında insanlar oracıkta hayatını kaybedebiliyor. Aort damarındaki bu genişlemelerin büyük oranda sesiz seyretmesi birçok insanın bu şekilde hayatını kaybetmesine neden oluyor. Artık günümüzde tedavisi çok kolay olan aort anevrizmasından bu şekilde can kayıplarının olması gerçekten çok üzücüdür.”
. Bulunduğu bölgeye göre aort anevrizması bazı vakalarda bir takım şikâyetlere yol açabilir mi?
“Kalbimizin her atışıyla aort damarında bir genişleme ve daralma olmaktadır. Bu nedenle damar genişledikçe arka taraftaki omurgaya sürekli bir çarpma nedeniyle bir bel ağrısı oluşturabilir. Büyüdüğü için bir karın ağrısı oluşturabilir. Bunlar her insanda görülebilecek şikâyetler olduğu için aort anevrizmasının da 55 yaşın üzerinde yani ileri yaşlarda daha sık görüldüğünü düşünürsek bu şikâyetleri olmayan insan hemen hemen yok gibi bir şeydir.
Yine göğüs bölgesinde olan anevrizmalara da bir miktar bası belirtisiyle sırt ağrısı, göğüs ağrısı, bazen ses kısıklığı ortaya çıkabilir.”
. Aort damarı yırtıldığında neler olur?
“ Aort damarı yırtıldığında çoğunlukla insanlar hayatlarını kaybediyor. Çok şanslı bir grup var. Etraf dokular bu yırtılan segmentin üstüne gelip orda bir tıkayıcı etki göstererek belli bir süre durumu idare etmesine neden olabilir. Aort anevrizmasının yırtılmasıyla birlikte hızlı bir kan kaybı olacağı için tansiyon düşmesi, baygınlık hissi, soğuk terleme, çarpıntı -bunların hepsi- mutlaka görülecektir ama bununla beraber hızlı bir şuur kaybı ve eğer karın bölgesinde olursa karın bölgesinde şiddetli bir ağrı genelde bir ıkınmadan sonra kuvvetli bir hapşırma ya da öksürme olabilir.
Birden bire olan bir karın ağrısı arkasından şok belirtileri dediğimiz düşük tansiyon ve bunu takip eden terleme, solgunluk, bayılma ve kaçınılmaz sonuç ölüm gelir.”
“YÜKSEK TANSİYON ÖNEMLİ BİR RİSKTİR”
. Yüksek tansiyon hastalarında aort anevrizma riski daha mı yüksektir? Başka kimler aort anevrizması açısından daha şansız grupta yer alıyorlar?
“Aort anevrizmasının oluşumunda yüksek tansiyon çok önemlidir. Çünkü tansiyon mekanik bir olay dolayısıyla da damarın genişlemesinde çok büyük rol oynuyor. Bununla beraber damar sertliği dediğimiz ve bütün atar damar hastalıklarının temelinde yatan damar duvarının elastikiyetinin bozulması, damar duvarındaki kireçlenmelerin ortaya çıkması başka önemli bir nedendir.
Bunun dışında sigara içen insanların aort anevrizmasına yakalanma riskleri daha yüksek çünkü şimdiye kadar aort anevrizması olan insanların büyük bir kısmı sigara kullanan kişilerdi. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı dediğimiz akciğerlerinde zorlayıcı uzun süre devam etmiş akciğer hastalığı olan insanlarda ve genelde erkeklerde görülen bir hastalıktır.
55-60 yaş üstünde kilolu, hipertansif, sigara içen, damar sertliği olan ve ailesinde bir ya da iki kişi aort anevrizması hastalığına sahip olan insanlar bizim tipik hasta grubumuzdur. Aort anevrizması bir kısım insanlarda genetik olarak görülüyor. Bu durum aort damarının damar yapısını oluşturan duvarlarının bir tanesinin elastikiyetinin bozulmasıyla ilgilidir.
Örneğin marfan sendromu dediğimiz bir grup var. Bunlarda çok genç yaşta aort anevrizması ortaya çıkabiliyor. Genelde bu insanlar çok uzun boylu, parmakları son derece uzun, kol ve bacakları elastik, parmakları aşırı hareket edebilen kişilerdir. Tarihte böyle ünlü kişiler var; Abraham Lincoln, Rahmaninov… Buna benzer elastik doku hastalıklarına,  enfeksiyonlara ve travmalara bağlı olarak da aort anevrizması görülebiliyor.”
. Aort anevrizması bazı başka hastalıklarla karıştırılabiliyor mu?
“ Aslında aort anevrizması, teşhisi son derece kolay bir hastalıktır. Çoğunlukla tesadüfen ortaya konuyor. 55 yaşın üstündeki hipertansif erkek grubunda kısa bir inceleme suretiyle aort anevrizmalarının tanılarını koymak çok kolay ve bu kesin bir tanı yani başka bir rahatsızlıkla karıştırmak pek mümkün değildir.
Yine de sözünü ettiğimiz mide rahatsızlığıyla, bağırsak sorunlarıyla karıştırılabilir. Göğüste olursa bir takım nefes yolları iritasyonları yaptığı için öksürük, bronşit, sigara kullanımından kaynaklı birçok belirtiye neden oluyor. Aort damarının içinden yırtılmasından söz ettik
Bir de bu damarın dışa doğru yırtılması söz konusu. Aort 3 tabakandan oluşuyor. En içteki tabakayla ortadaki tabaka arasında kan sütunu yani  içteki tabakanın yırtılmasıyla ortaya çıkan diseksiyon dediğimiz bir tablo var.  Burada en önemli belirti ağrıdır. O kadar şiddetli ağrı oluyor ki işte bu ağrı kalp kriziyle karıştırılabiliyor. Diseksiyon başladığında insanların yüzde 70`i ilk 24 saat içerisinde hayatlarını kaybediyorlar.”
“CERRAHİ MÜDAHALELER SIRASINDA DA AORT DAMARINDA YIRTILMALAR MEYDANA GELEBİLİR”
. Girişimsel stent yöntemleri ve kalp ameliyatları sırasında aort damarının yırtılması söz konusu olabilir mi?
“ Özellikle kalp damar ameliyatlarının büyük oranda çalışma alanı aort dokusu üstündedir dolayısıyla yırtılma olabilir. Bizim dışımızdaki cerrahi branşlarda tesadüfen ya da kaza eseri aort damarında yırtılmalar ortaya çıkabilir. Eğer hastanın ameliyat olduğu merkez tam teşekküllü bir merkezse oradaki kalp damar cerrahi hızlı bir şekilde bu olaya müdahale edebilir.”
.  Aort anevrizması mutlaka tedavi gerektiriyor mu?
“ Aort anevrizmalarını tedavi etmek için biz 3 faktörü göz önüne alıyoruz. Birincisi aortun çapı, eğer çap bulunduğu normal damar çapının 2 katını geçmişse mutlaka tedavi edilmelidir. Çap, karın bölgesinde genelde 5-5,5 cm, göğüs bölgesinde 5,5 cm, arka tarafta da 6 cm kadar çıkabilir. Bunun dışında damarın genişleme hızı çok önemlidir. Takibe aldığımız hastanın anevrizması 6 ay içinde yarım cm fazladan büyüdüyse onun çapı ne olursa olsun hiç bekletmeden tedaviye başlamak gerekiyor. Eğer hastanın yırtılma öncesi; karın ağrısı, göğüs ağrısı, sırt ağrısının anevrizmadan olduğunu düşünüyorsak o zaman bunların çapı ne olursa olsun bu hastaları ameliyata almak gerekiyor.”
. Aort anevrizmasında tek çare ameliyat mıdır? Başka girişimsel yöntemler de var mıdır?
“Aort anevrizmasının ameliyatları her zaman cerrahları korkutmuştur. Yıllar içinde çok değişik cerrahi uygulamalar yapılmıştır. Hatta Albert Einstein`da da aort anevrizması varmış ve onu ameliyata çok zor ikna etmişler.  Ameliyatta damarın etrafını selefon bir malzemeyle sararak tedavi etmeye çalışmışlar ama kısa bir süre idare etmiş.
Açık ameliyat dediğimiz işlem anevrizmanın bulunduğu bölgenin açılmasıdır ki bu; damar, göğüs ve organların en arkasında yer aldığı için oldukça büyük bir işlemdir. Oradaki kan akımını kesip oraya yeni bir damar dikmek şeklinde tedavi edilir. Bu klasik açık yöntemdir.
Bunun dışında yaklaşık on yıldır uygulanan endovasküler  stent uygulaması denen bir işlem var ki bu aort anevrizmalarının tedavisini çok kolalaştırdı. Bu tedavi sayesinde çok fazla hayat kurtarır hale geldik.”
. Bu yöntem damar içine stent uygulaması mıdır?
“ Evet, burada hastanın anevrizma bölgesini açmaksızın kasıklarından ufak kesilerle ya da direkt kateteri oradan yürüterek özel cihazlar altında anevrizmayı devre dışı bırakıyoruz. Oraya suni damarları yerleştiriyoruz. İşlem yaklaşık 45 dakika sürüyor.  Hastaların büyük bir kısmı işlem sırasında uyanık oluyor. Hastaları ya birinci günde ya da ikinci günde taburcu ediyoruz.”
“BU YÖNTEMİ UYGULAMAMIZ İÇİN AORT ANEVRİZMASININ BAZI DAMARLARDAN BİRAZ UZAKTA OLMASI GEREKİYOR”
. Endovasküler stent uygulaması açık ameliyatlara göre hastalara ne tür avantajlar sağlıyor? Her vakaya bu yöntemi uygulayabiliyor musunuz?
“Bu yöntemi uygulamamız için aort anevrizmasının bazı damarlardan biraz uzakta olması yani bu stentin yerleşebileceği uygun bir yer olması gerekiyor. Son yıllarda bununla ilgili önemli gelişmeler de var. Bunun dışında da acil hastalar için çok büyük olanak sağlıyor. Bazen hastalar damar yırtığı ile bize geliyor.  Hemen çok hızlı işleme alıp dakikalar içerisinde stenti bu damarın içine yerleştirebiliyoruz.”
. Damar içine yapılan stent tedavisinde stentlerin süresi ne kadardır? Suni damarların herhangi bir ömrü var mıdır?
“Genelde kullanılan malzemeler çok mükemmel malzemelerdir. Kolay kolay eskimiyorlar ve probleme neden olmuyor. Açık ameliyatlar genelde karın bölgesinde ortalama 3 saat, göğüs bölgesinde ameliyatlar 5 ila 6 saat arasında ya da daha uzun sürmektedir. Bu hastaların büyük bir kısmında kalp, akciğer hastalığı olduğu için çok ciddi yoğun bakım tedavileri gerekir ve ölüme kadar uzanan bir takım komplikasyonların ortaya çıkma ihtimali açık ameliyatlarda daha yüksektir. Yine de açık ameliyatları kötülemek çok yanlış olur çünkü hala çok yoğun bir şekilde uygulanmaktadır.”

İçeriği Paylaşın