“Grip Soğuk Algınlığı Değildir, Grip Öldürür”

“Grip Soğuk Algınlığı Değildir, Grip Öldürür”

“Grip Soğuk Algınlığı Değildir, Grip Öldürür”

Bizi Takip Et


TİHUD Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serhat Ünal, gribin önemine dikkat çekerek gribin bir soğuk algınlığı olmadığını, öldürücü bir hastalık olduğunu söyledi.

Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği(TİHUD) tarafından bu yıl 18’incisi düzenlenen 18. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi, Antalya’nın Belek bölgesinde bir otelde yaklaşık 3 bin davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Kongrede 152’si klinik araştırma, 289’u olgu sunumu olmak üzere toplam 441 bildiri başvurusunun yapıldığı bildirildi.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve TİHUD Başkanı Prof. Dr. Serhat Ünal, ‘Zika’ virüsüyle ilgili bilgiler verdi. Virüsün tropikal bir hastalık olduğuna dikkat çeken Ünal, “Brezilya’da bir salgın ortaya çıkınca, batı yarım kürede hızla yayılmaya başlamıştır. Henüz tam olarak ispatlanmamasına rağmen; doğum defektlerine sebep olduğu düşünülmektedir. ‘Zika’ virüsü, yeni doğanlarda beynin yetersiz gelişimine yol açabilen mikrosefaliye (küçük kafa) neden olabilmektedir” dedi. Virüsün sivrisinekle yayıldığını da belirten Prof. Ünal, 70 ülkede bu virüsün tespit edildiğini vurguladı.

  5 KİŞİDEN BİRİSİ HASTA OLUYOR

‘Zika’ virüsünün aynı zamanda deng humması, sarı humma ve chikungunya virüslerini taşıyan Aedes türü sivrisineklerin insanları ısırmasıyla olduğunu da belirten Prof. Ünal, “Sivrisinekler, Zika hastalığını geçirmekte olan bir kişiyi ısırarak enfekte olurlar, daha sonra bu enfekte sinekler, diğer sağlam kişileri ısırarak onları da enfekte ederler. Ayrıca bu virüs ile enfekte olan her 5 kişiden yaklaşık 1’i hasta olmakta ve semptom geliştirmektedir. En sık görülen belirtiler; aniden başlayan ateş, döküntü, eklem ağrıları, gözlerde kızarıklıktır. Eklemlerde, özellikle el ve ayaklardaki küçük eklemlerde şişmeler olabilir. Diğer belirtiler: kas ağrısı, baş ağrısı, gözlerin arkasında ağrı ve kusma olabilir” dedi.

Prof. Ünal, hastalığın özgün bir tedavisi bulunmadığını belirterek önleyici bir aşısının da olmadığını söyledi.

  “GRİP ÖLDÜRÜR, BU KADAR KESİN”

Gribin hala etkinliğinin tartışmasının yanlış olduğunu ifade eden Prof. Ünal, “Grip aşısının etkinliğinin artık bu ülkede tartışılmaması lazım. Hatta hiçbir yerde tartışılmaması lazım. Grip aşısı hazırlanırken bir önceki yılda en çok görülen virüsler, A grubundan 2, B grubundan 1 virüsü alıp hazırlanır. Dünyada bin 500 gribin erken vakalarını tespit eden merkez var. Yüzlerce grip virüsü var. Astım, kalp yetmezliği, diyabet, kronik böbrek ve karaciğer yetmezliği ve 65 yaş üstü. Bunlar immün sistemi zayıflatır. Bunlarda hem sık görünüyor hem de öldürüyor. Grip geldi, yatağa düşürür yüksek ateş ve halsizlik yapar. Astımı alevlendirir öldürür, enfarktüse neden olur öldürür, bunların hepsinin başlangıç nedeni griptir.

Grip soğuk algınlığı değildir. Grip öldürür. Türkiye’de geçen sene kaç kişi gripten öldü. Benden duymayın ama var ölüyor insanlar. Bu kadar kesin” dedi.

  “TÜRKİYE’DE 23-24 MİLYON AŞI YAPILMASI GEREKEN İNSAN VAR”

Türkiye’de aşı yapılması gereken insan sayısına ilişkin bilgiler de veren Prof. Ünal, “Aşının yararını tartışıyorlar. Bir doktor açıklama yapıyor işte ‘Geçen sene canlı aşı yapılan Amerika’da koruculuğu yüzde 10 oldu’ doğru. Sadece çocuklara yapıldı yetişkinlere yapılmadı. Koruyuculuğu düşük oldu çünkü aşının hazırlanışında sorun vardı. Biride çıkıp diyemiyor ki canlı aşı Türkiye’ye gelmedi kullanılmıyor. Bunu bilmeden grip aşısı korumuyor diyorlar. 23- 24 milyon aşı yapılması gereken insan var. Ancak Türkiye’ye her sene gelen aşı miktarı 2.3 milyon civarında. Yüzde 10’larda kalıyor. Mevsimsel gribin ABD yıllık maliyeti 8 buçuk milyar dolar. O nedenle bütün toplumu aşılamaya çalışıyorlar. Biz çok akıllıyız da onlar mı bu işi bilmiyor? Dünya Sağlık Örgütü listesinde aşı yapılması gerekenlerin başında gebeler, 65 yaş üstü kişiler ve altta kronik hastalıkları olanlar” dedi.

  DOKTORLAR GÖZÜNDEN GRİP AŞISI: “KORUYUCULUĞUNDAN EMİN DEĞİLİM”

İstanbul’da 300 doktor üzerinde yapılan bir araştırmaya da değinen Prof. Ünal, sağlık personelinin aşıya bakışıyla ilgili şunları söyledi: “Vatandaş isteksiz doktor isteksiz aşılama oranı yüzde 5’in altında. Vatandaş istekli ama doktor ne gerek var diyor aşılama oranı yüzde 35’lerin altında. Vatandaş isteksiz doktor biliyor ve yapıyor aşılama oranı yüzde 85. İstanbul’da 300 civarı hekime soruluyor. ‘Hayatınızda hiç grip aşısı yaptırdınız mı? 180’i hayır yaptırmadım. Neden yaptırmadın? Yüzde 46 ‘Grip aşısının koruyuculuğundan emin değilim’. Yüzde 32’si aşı gribe neden olabilir diyor. İşte bunu anlamıyorum. Aşı dediğimiz virüs çoğaltılıp ayrılıyor. Hastalık yapması söz konusu değil” dedi.

Başkent Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Birol Özer, Hepatit C virüsü konusunda açıklamalarda bulundu.  İnsandan insana bulaşan bir virüs olduğunu belirten Özer, “İnsandan insana kan ve kan ürünleri ile bulaşır. Ayrıca ortak iğne kullanımı ve cinsel temas yoluyla da bulaşabilir. Hepatit C’li birçok hastada bulgu ya da belirti yoktur. Ancak bazı hastalarda halsizlik, yorgunluk, bulantı, kas eklem ağrısı ve kilo kaybına neden olabilir.

Hepatit C hastalığı tedavi edilmediğinde uzun yıllar sonra karaciğerde sertleşme, büzüşme ile kendini gösteren siroza neden olabilir. Ülkemizde hepatit C sıklığı yaklaşık yüzde 1 civarındadır. HCV bulaşan kişilerin yaklaşık yüzde 15-20’si 6 aylık bir sürenin sonunda tamamen iyileşir. Yüzde 80-85’İ ise kronik hepatit C ile infekte birey haline gelir. Bu kişilerin yüzde 20’sinde ise sonunda karaciğer kanserine dönüşme riski olan siroz gelişir” dedi.

  “KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR”

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerim Güler ise yüksek tansiyonun önemine değindi. Hipertansiyon ve diyabetin kardiyovasküler hastalıklara neden olduğunu belirten Prof. Dr. Kerim Güler,“Türk toplumunda üç kişiden birinde kardiyovasküler hastalık var. 2005 yılında 17 milyon insan dünyada bu hastalıklardan ölmüş. Yapılan çalışmalar ve bulunan yeni moleküllere rağmen, kılavuzlarla halkı bilinçlendirme çabalarına rağmen 2020 yılında bu rakamın 20 milyona çıkması bekleniyor. Hakikaten çığ gibi toplumumuzu tehdit eden en büyük hastalıklar, kardiyovasküler hastalıklardır” dedi.


İçeriği Paylaşın